|
|
|
Öğrencilerimiz
İngiltere'de eğitim gören öğrencilerimizden bazılarının kurs programları ve İngiltere hakkındaki izlenimleri bu bölümde yer almaktadır:
Katıldığı Program: University of Sussex, LLM & Pre-sessional English Course (2011 Eylül)
Uluslararası İlişkilerden mezun biri olarak kariyerimi hep akademik alanda çalışarak şekillendirmeyi planladım, bunun için yurt dışına çıkmak, dil öğrenmek, farklı kültürler ve eğitim sistemleri görmek benim için çok önemli bir adım olacaktı. YLSY programı kapsamında Meb bursunu kazandıktan sonra asıl zorlu süreç başladı, yurt dışında eğitimin nasıl olduğu, okullardan nasıl kabul alınacağı, vize işlemlerini nasıl halledeceğim gibi... İşte tam da bu noktada British Side, özellikle de Pelin Hanım devreye girdi. Meb’in listesine göre ve burslu olduğum program kapsamına göre okullarımızı belirledik. Uluslarası İlişkiler mezunu olmama rağmen bursumun kapsadığı alan hukuk bilimleriydi ve üniversitelerin LLM (General Law) alanına başvuru yaptım. Bu konuda farklı bölüm mezunu olduğum için sıkıntıyla karşılaşacağımı düşünmeme rağmen, başvurularımdan kısa bir süre sonra kabullerimi almaya başladım.
Karar aşamasında, okul, yaşam, eğitim koşulları, konusunda bilgi sahibi olmam da Pelin Hanım yine yanımdaydı ve University of Sussex’le yola devam etmeye karar verdim. Bulunduğu şehir, Brighton, iklimiyle, denizi , sahili, farklı kültürleri barındırmasıyla güzel zaman geçirilecek bir ortama sahip. Sussex Üniversitesi ise büyük bir kampüse sahip ve doğal ortamla iç içe. Öğrencilerin yararlanabileceği şekilde bütün kolaylıkları sağladıklarını söyleyebilirim. Özellikle kütüphanesi, zengin bir veri tabanına ve kaynağa sahip, dersler her ne kadar bireysel çalışmayı öne çıkarsa da interaktif katılımı sağlayacak şekilde yapılıyor. Hukuk masterı konusunda alternatifler var özellikle genel hukuk olarak bölüme geldikten sonrada uluslararası hukuk, uluslarası ceza hukuku, gibi bölümlere ayrılıp ,spesifik bir alanda çalışma şansınız oluyor. Ben mezuniyet alanımla daha ilgili olduğu için uluslararası hukuk alanında eğitimime devam ediyorum.
Özellikle Sussex üniversitesini listesine alanlar için söyleyebilirim ki önemli bir adımda doğru basamaktasınız. Bu aşamaya kadar benden yardımlarını eksik etmeyen Pelin Hanım'a, ayrıca vize işlemlerim, evraklarım için büyük emek harcayan Melisa Mertoğlu’na teşekkür ediyorum. Herkese hayatta bol şans.
Katıldığı Program: King's College London, MSc Mental Health Studies (2011 Eylül)
Bilgi Üniversitesi Psikoloji Lisans eğitimimin son yılında (2010-2011) British Side ve Pelin Hanım ile tanışma fırsatım oldu. British Side'ın danışmanlığı ve desteğiyle ile İngiltere'de başvuru yaptığım üniversiteler arasında öncelikli olarak hedeflemiş olduğum King's College London - Institute of Psychiatry / MSc. Mental Health Studies programına kabul edildim. Daha sonra yapmış olduğum burs başvurularının da olumlu sonuçları ile şu anda King's College London'da eğitimime devam ediyorum. King's College London birçok alanda olduğu gibi, Tıp Bilimleri konusunda da İngiltere'nin ve dünyanın önde gelen üniversitelerinden biri. Psikiyatri Enstitüsü ise İngiltere ve Avrupa'nın önemli araştırma merkezlerinden biri olarak, Maudsley ve Bethlem Royal Psikiyatri Hastaneleri ile birlikte eğitim veriyor.
İngiltere'de master programlarının full time öğrenciler için 1 yıl olması ve bu bir yıla master tezinizin de yetişmesi zorunluluğu, programların çok sıkışık olması anlamına geliyor. Eğer İngiltere'de master yapmayı önemsiyorsanız ve master yapmanın da hakkını vermek istiyorsanız, zamanı çok iyi planlamak gerekiyor. Başvuru aşamasında ne yapmak gerektiği konusunu ise British Side çok iyi biliyor. Kendi deneyimimden hareketle, British Side'ın geniş bilgi birikimi ile en doğru yönlendirmeyi yaptığını rahatlıkla söyleyebilirim. Bu vesileyle profesyonellikleri, samimiyetleri ve nezaketleri için başta Pelin Hanım ve Beki Hanım olmak üzere tüm British Side ailesine içten teşekkür ediyorum.
Londra'dan sevgiler...
Katıldığı Program: Cardiff University, MSc Psychiatry (2011 Eylül)
Bilkent’teki son lisans yılımda zor kararlar beni bekliyordu. Uzun sure önce İngiltere’de master yapmayı koymuştum kafama ama okul konusunda nokta atisi yapabilmek, en doğrusuna karar verebilmek hiç de göründüğü kadar basit ve hızlı bir süreç değildi. Bütün okulların web sitelerini, programlarını ve başvuru şartlarını ezberleyecek kadar çok araştırma yaptığım sıralarda British Side’in değerli eğitim danışmanlığı direktörü Pelin Hanım’la bir eğitim fuarında tanışma şansım oldu. British Side’in varlığı ve bizlere sunduğu fırsatlar hakkında bilgim olduktan sonra 8 okula başvuru yapmaya karar verdim ve Pelin Hanım’ın inanılmaz yardımıyla çok kısa surede tamamlandı başvurularım.
Ocak ayında kabullerim gelmeye başlamıştı ve başvurduğum tüm okullardan teklif almıştım. Sekiz okuldan en çok hangisini istediğime karar vermek tüm başvuru surecinin en zor dönemiydi benim için. Cardiff Psikiyatri tüm sorularıma cevap veriyordu, ranking’i göz dolduruyordu ve “psychiatric genetics” alanında dünyada başı çeken okuldu. Psikoloji mezunu olduğum halde psikiyatrinin dahil olduğu tip fakültesinden kabul almam ise kendimi özel hissettirmişti. Zannediyorum ki 1 yıl içinde Türkiye’deki ilk psikiyatri master’i almış psikolog olacağım.
Cardiff, her şeyin yürüme mesafesinde olduğu, tarihin kokusunu hala alabildiginiz, yemyeşil parklarıyla kaleleriyle ve Millenium Stadium’u ile bilinen bir başkent. Cardiff Universitesi öğrencisine değer veren ve akademik, sosyal her şeyi ama her şeyi öğrencisine sunan çok gelişmiş ve modern bir okul. Bir bucuk aydır buradayım ve verdiğim kararın ne kadar isabetli olduğunu görüyorum.
Tip geçmişim olmamasından dolayı çok kolay bir bölümde olduğumu söyleyemem. Örneğin, tip öğrencileri tüm ilaçların yan etkilerini bile ezbere bilirken, ben ilaç isimlerini, bileşimlerini ve ne işe yaradıklarını yeni öğreniyorum. Dersler genelde interaktif geçiyor ve derslerin dışında klinik gözlemlerimiz var. Güzel hazırlanmış bir program ve ben tüm derslere çok büyük heyecanla gidiyorum. Tek sıkıntım, Amerikan sisteminden geldigim icin Ingiliz sistemini yadırgıyor olmam. Kendi bolumum adına, bütün derslerin birer sınavı var, ekstradan hiçbir assignment, homework, group work yok. Bu çalışmayacağınız anlamına gelmiyor aksine tüm chapterlari okuduğunuz, son araştırmaları takip ettiğiniz ve derslere çalışıp geldiğiniz varsayılarak konular anlatılıyor. Her dersin video kaydı söz konusu ve defalarca izleyebiliyorsunuz.
Mezun olup da istatistikle işinizin bittiğini sakın düşünmeyin, yok öyle bir dünya, burada da haftanın 6 saati “Evidence Based Medicine” adi altında advanced methodology ve epidemiology almaya devam ediyorsunuz. Çocukluğumuzdan beri duyduğumuz çok klişe bir cümle ama düzenli çalısınca halledilebilecek gibi duruyor her şey. Ne kadar zor olursa olsun kendimize yatırım yapıyoruz sonuçta. Ben bulunduğum yerden, çalıştığım alandan çok memnunum.
Sadece isinde profesyonel olmakla kalmayıp, bütün sene okul derdime ortak olup hala burada herhangi bir sorunumun olup olmamasıyla ilgileniyor olan Pelin Hanım’a tanıştığımız andan beri hayatımı kolaylaştırdığı için müteşekkirim. British Side verdiğim en doğru kararlardan biriydi…
Katıldığı Program: Queen Mary, University of London, MSc Sustainable Energy Systems (2011 Eylül)
Kariyerimin belli bir noktasından sonra yıllardır gerçekleştirmeyi planladığım yurtdışında yapacağım yüksek lisansı
nerede tamamlamam gerektiğiyle alakalı ciddi bir aşamaya geldiğim zaman, yüksek lisansımı İngiltere'de yapmaya karar
vermiştim. Karşıma çıkan sayısız seçenekler arasından hangilerine başvurmamın bana daha faydalı olacağı konusunda o
kadar kararsızdım ki son başvuru tarihlerinin yaklaşmasına gerçekten çok az bir zaman kalmıştı. Neredeyse İngiltere'de
yüksek lisans yapma ihtimalimin artık kalmadığını düşünmeye başlamıştım ki British Side'dan daha önce bu konuda yardım
alan bir arkadaşımın tavsiyesiyle ben de British Side'in kapısını çaldım.
Konuyla alakalı görüşmek için randevu aldıktan sonra daha içeri girer girmez gerçekten doğru bir yere geldiğimi, alanında
gerçekten tecrübeli bir yerde olduğumu hissettim ve British Side ilerleyen zamanlarda da bu güvenimi boşa çıkarmayıp bunu
bana sonuna kadar ispatlamış oldu.
Eğitimim esnasında ve mezuniyet sonrasında gerçekleştirmek istediğim hedeflerimi anlattıktan ve British Side'a gelmeden
önce kendimce yapmış olduğum okul, bölüm ve şehir araştırmalarımı paylaştıktan sonra yapılacak seçimlere göre kalacağım
şehrin iklimi, ulaşımı, ekonomik profili, okulun ve muhtemel konaklayabileceğim yerlerin muhiti hakkında bilgilendirildim.
Yaptığımız karşılıklı fikir alışverişleri sonucunda başvuru yapılabilecek en uygun yerlere karar verdik. Okuyacağım muhtemel
okullar için temin edilmesi gereken evrakları British Side'a teslim ettikten çok kısa bir süre sonra bütün okullara
başvurularım tamamlanmış oldu.
Evraklarımı teslim ettikten İngiltere'ye gelene kadar ki süreç içinde, ve geldikten sonra da, British Side tarafından
her türlü gelişmeden anında haberdar edildim. Okullardan gelen cevapları birlikte yorumlayıp, vize başvuru sürecini de
göz önünde bulundurarak, yapılacak tercih sonunda gerek okul, gerekse vize başvurusu esnasında karşımıza çıkabilecek
her türlü ihtimale karşı alternatif yollardan oluşan bir strateji ile zamanlama açısından mükemmel bir şekilde gereken
herşeyi tamamlamış olduk.
British Side'in yardımları bununla kalmadı. Uçuş esnasında ve uçuş sonrasında İngiltere'ye adım atar atmaz hemen yapmam
ve kesinlikle yapmamam gereken şeyler konusunda daha önceden hazırlanmış bir döküman ile nasıl davranmam gerektiği
konusunda da yeterince bilgiye sahip olmuş oldum.
Şu anda Queen Mary, University of London'da Yenilenebilir Enerji Sistemleri üzerine yüksek lisansımı yapmaktayım ve
herşeyden gerçekten çok memnunum. British Side'in bana vermiş olduğu şehrin iklimi, ulaşımı, ekonomik profili,
konaklayabileceğim muhtemel yerler hakkında vermiş olduğu bilgilerin ne kadar doğru olduğunu burada birebir yaşayarak her
konuda ne kadar doğru bilgilendirildiğimi bir kez daha görmüş oldum. Aldığım bilgiler doğrultusunda yaptığım seçimler ile
buradaki hayata adapte olmam gerçekten çok kolay oldu. Eğer İngiltere'de yüksek lisans yapmayı düşünüyorsanız British Side'a
gitmeden kesinlikle karar vermeyin.
Yusuf Kerem ANGÜN, Londra - Ekim 2011
Katıldığı Program: Kingston University London, MSc Biomedical Science (2011 Eylül)
Biyomedikal ve genetik alanında eğitim görmüş biri olarak yurtdışındaki belli başlı programlardan göreceğim faydanın gerek akademik gerekse profesyonel kariyer bakımından son derece önemli olduğunu düşündüğüm için "hangi ülkeye gitmeli" sorusundan başlayıp, sırasıyla "hangi okul", "hangi üniversite", "hangi program" sorularına yanıt bulmaya karar verdim. Gerek üniversitelerinin geçerliliği, gerekse eğitim kalitesiyle bu alanda önde gelen birkaç ülkeden biri olan İngiltere’yi seçmemde eğitim sisteminin netliği ve farklı, köklü bir kültürün söz konusu olduğu bir ülkede, İngilizce’nin anadil olduğu bir yerde yaşama fikri etkili oldu. Sıradaki sorulara geçmeden önce “kimden yardım ve destek alabilirim?” diye araştırma yaptığımda ise, karşıma çıkan en iyi seçenek tartışmasız British Side idi. İngiltere’de eğitim görmek isteyen ve British Side’a başvuran birinin maça 1-0 önde başladığını söylemek kesinlikle abartı olmaz. Tüm prosedür ve güncel gelişmelere en güvenilir şekilde ulaşabilmek için çalınması gereken kapının British Side olduğunu söyleyebilirim rahatlıkla. Gerekli tüm bilgilere en baştan sahip olmak, hazırlıklı olmayı ve ileride karşılaşılabilecek sorunları minimuma indirgemeyi sağlıyor. Başta Pelin Akçay olmak üzere tüm British Side ailesi tüm soru ve sorunlarınıza o kadar profesyonel yaklaşıyor ki, insan kendini bu ailenin bir parçası olarak buluveriyor ve konu "ben neyi nasıl yapacağım" yerine "biz neyi nasıl yapacağız" şekline bürünüyor. Almış olduğum eğitim, deneyimlerim ve isteklerim doğrultusunda British Side desteğiyle başvurup kabul edildiğim 6 okul arasından Kingston University London, Biomedical Science Msc. programında karar kıldım. Başvuru ve yazışmalar sürecinin son derece hızlı, kusursuz ve eksiksiz gelişmesini Pelin Hanım’a borçlu olduğumu ifade etmeden geçemeyeceğim. Bunu takiben Kingston University International Postgraduate Scholarship için başvurup £3300 burs almam da, overseas kategorisindeki öğrenciler için eğitim masraflarının İngiltere ve AB ülkelerinden gelenlere kıyasla oldukça yüksek olduğunu dikkate aldığımızda, gerçekten çok olumlu bir gelişme oldu ve bu konudaki yönlendirmeleri için yine British Side’a teşekkür etmek isterim. Okul seçiminden sonra kalacak yer, vize ve benzeri hazırlıklar konusunda da yine herşey kusursuz gelişti ve yolculuğa çıkmadan önce neyin nasıl olacağı son derece açık ve net olduğundan, beklenmedik en ufak bir tatsız sürprizle karşılaşmadım.
Kingston Universtiy, kampüslerinden Londra şehir merkezine trenle 20 dakikada ulaşılabilen, okula yürüme mesafesindeki town centre kısmında aradığınız herşeyi bulabileceğiniz, sıkıcı olmaktan uzak ancak yeterince sakin ve güvenli, öğrenci nüfusu yüksek, keyifli bir yerde bulunuyor. Ben Halls of Residence adı verilen, okula bağlı yurtlardan birine kalıyorum, okula ve hem Kingston hem de Surbiton’a yürüyerek gidebileceğiniz gibi, Kingston University ücretsiz öğrenci otobüsleriyle ulaşım seçeneği de mevcut ve büyük kolaylık sağlıyor. Gerek üniversite gerekse yurt tam anlamıyla “uluslararası”, aklınıza gelen hemen her ülkeden, dünyanın dört bir yanından öğrencilerin bulunduğu kozmpolit bir yapı söz konusu. Bu durum alışveriş ve yemek gibi konular için de geçerli ve her konuda seçenek çeşitliliği olması hem akademik çalışmalar hem de günlük aktiviteler ve sosyal hayat için fırsat çeşitliliği sağlıyor. Kingston University sunduğu araştırma seçenekleri, akademik kadro ve bilimsel kaynaklara ulaşma kolaylığıyla lisansüstü eğitimi lisans öğreniminden açık şekilde ayırıp sizi bir sonraki aşamaya taşıyor. Her türlü soru ve sorunla ilgili spesifik birimlerin bulunması, öğrencilere her konuda destek veren servislerin olması ve tüm bunları koordine eden sağlam sistem altyapısı da özellikle yurtdışından gelen öğrenciler için eğitim ve yaşantıyı büyük ölçüde kolaylaştırıyor. Henüz başında olduğum bu yolculukta karşıma çıkacakları stres ve endişeyle değil, heyecan ve keyifle bekliyor olmamı sağlayan British Side ailesine herşey için tekrar teşekkür ederim.
Ipek Mine Gürsel, Ekim 2011
Katıldığı Program: University of Sussex, MA International Relations (2011 Eylül)
Eylül 2010’da Milli Eğitim Bakanlığının YLSY programına dâhil olmak “yurtdışında eğitim” macerasında attığım ilk adımdı ve okul araştırmasına başladığımda bunun esaslı bir “macera” olduğunu anladım Bu süreci kolay ve eğlenceli hale getiren Ankara’da yurtdışı eğitim fuarında tanıştığım sevgili Pelin Hanım ve British Side oldu. Her adımda sonsuz bir özveriyle yanımda ve yardımcı oldular. Başvuru için gereken belgeleri hazırlayıp kendilerine teslim ettikten bir ay sonra başvuru yaptığımız her okuldan kabul geldi ve beş ay sonra istediğim üniversitede mastera başladım.
Brighton, İngiltere’nin mutlaka görülmesi gereken şehirlerinden. Hem sakin, kalabalıktan uzak ve huzurlu hem de hareketli ve kozmopolit bir öğrenci şehri. Kısaca Brighton’da her şey elinizin altındayken aynı zamanda rahat bir öğrencilik yaşamı geçirebilirsiniz. Yabancı öğrencilerin (özellikle Uzak Doğuluların) oldukça fazla olması kendinizi farklı hissetmeden bu güzel şehre alışmanızı ve ısınmanızı sağlıyor. Ayrıca şehirde yürürken sık sık Türkçe konuşulduğunu duyarsanız, sakın şaşırmayın.
University of Sussex ise eğitim kalitesini kanıtlamış, çıtayı hep yüksekte tutan ve sürekli gelişen bir üniversite. Sussex’i tercih etmemin sebebi alacağım dersler için duyduğum heyecandı. İngiliz okulunun önde gelen temsilcilerinden Martin Wight tarafından kurulmuş uluslararası ilişkiler bölümü diğer üniversitelere göre farklı bir ders programını barındırmakta ve en iyi akademisyenlerle bunu taçlandırmakta. Ayrıca University of Sussex’in, özellikle yabancı öğrencilerin en ufak sorunlarının bile rahatlıkla üstesinden gelmeleri için her türlü olanağı ve yardımı sağlaması burada geçirdiğiniz zamanı daha da değerli kılmakta.
Kısaca, Brighton’da ve University of Sussex’te olmaktan çok mutluyum ve mutluluğumda büyük payı olan Pelin Hanım ve British Side’a çok teşekkür ediyorum.
Katıldığı Program: King's College London, LLM & Pre - sessional Course (2011 Eylül)
Milli Eğitim Bakanlığı’nın YLSY bursuna hak kazandıktan sonra yapmam gereken tek şey doğru okulda karar kılmak ve kabul sürecini iyi planlayarak en stressiz biçimde atlatmaktı. Okulları ve kabul koşullarını daha iyi tanımak adına Ankara’da gerçekleştirilen yurt dışı eğitim fuarına katılmam, bu süreçte verdiğim en doğru kararlardan biriydi zira şu anda sonucundan gayet memnun olduğum kararımda etkin olan British Side ile bu fuarda tanıştık. British Side ile görüşmeden önce aklımda yalnızca tek bir okul vardı, ancak British Side’dan edindiğim bilgiye göre ortalamam daha iyi okullar için de yeterliydi. British Side çalışanlarının da zamanında müdahaleleri ve tecrübesi ile İngiltere’nin, özellikle Hukuk alanında, en iyi okullarından birisi olan King’s College London’dan kısa sürede kabulümü aldım ve bu sıkıntılı süreci asgari stres ile atlattım. Yalnızca başvuru anında değil, akabinde bir çok prosedür içeren vize ve yurt başvurularımda da British Side’ın tecrübesinden yararlanmam bu yolda bana büyük avantaj sağladı. Verdiğim kararların doğruluğunu görüyor ve yaşıyor oluşumdan aldığım güvenle, İngiltere’de eğitim görmek isteyen herkesin, hiçbir tereddüt yaşamadan, ücretsiz danışmanlık hizmeti veren kurumlar arasında en güveniliri olan British Side’ın kapısını çalmasını tavsiye ediyor, bu zorlu karar ve başvuru sürecinde herkese başarılar diliyorum.
Utku Topcan
Ağustos 2011, Londra
Katıldığı Program: University of Sussex, International Summer School 2011
Merhaba,
Sussex’teki 1 aylık yaz okulu deneyimimden en ufak bir şikayetim olmadan döndüm ve beni tek üzen 2. ay için de kaydolmamış ve temmuz sonuna uçak biletimi ayırtmış olmamdı. Beklentilerimin de çok üstünde keyifli bir zaman geçirdim, istisnasız tüm eğitmen ve görevliler çok sıcak ve ilgiliydi, kaliteli bir eğitim aldım ve dünyanın dört bir yanından samimi arkadaşlar edindim. Çok güzel anılarla ayrıldım ve geri dönmek tahminimden de zor oldu.
Brighton çok sevimli bir şehir, kendini çok çabuk sevdiriyor ve herkese ben burada yaşarım dedirtiyor. Yemek ve alışveriş olanakları çok geniş, eğlence hayatı tek kelimeyle mükemmel, İngilizler de çok kibar ve misafirperverler. Şehir çok güvenli, saat kaç olursa olsun hiç tedirginlik yaratmıyor. Ulaşım kesinlikle çok rahat, üniversitenin kampüsünde hem otobüs durağı hem tren istasyonu var, şehir merkezine kolaylıkla gidiliyor. Seferler 24 saat devam ediyor, sadece geceleri biraz daha aralıklı oluyor. Londra’ya trenle gitmenizi ve internetten indirimli biletleri takip etmenizi tavsiye ederim, merkezine gitmek yaklaşık 1 saat sürüyor.
Üniversite kampüsü oldukça büyük ve çok yeşillikli, hatta çimlerde sürekli tavşanları görmek mümkün. Farklı yurt seçenekleri var, ben Stanmer Court’ta kaldım, çok memnundum. 6 kişi bir daireyi paylaşıyor, herkesin odası ve banyosu kendisine ait, mutfak ve salon ortak kullanılıyor, hepsi çok geniş ve ses yalıtımı var. Kampüs içinde bar, kafe ve restoranlar var, fakat yemekhane olmadığından kendi mutfağınızı kullanmanız veya şehir merkezindeki seçenekleri tercih etmeniz daha hesaplı.
Psychology and Social Issues dersinde 2 grup sunumu yapmanız ve 1 essay yazmanız gerekiyor, derse devam ve katılım da önemli. Her derste öncelikle bir grup, ardından da dersin hocası sunumlarını yapıyor ve son olarak konu sınıfça tartışılıyor. Konular tartışması zevkli ve hocanın önerdiği makaleler ilgi çekici. Özellikle güncel meseleler üzerine farklı kültürden insanlarla fikir alışverişinde bulunmak ve çok farklı olan deneyimleri paylaşmak tüm taraflar için çok geliştirici ve ufuk açıcı oluyor. Dersler haftada 2 gün üçer saatti ve bu da kendinize fazlasıyla zaman kalmasını sağlıyor. Bu ders için iki tane onar kişilik sınıf açılmıştı, benim sınıfımda 8 Amerikalı ve 1 İspanyol vardı. Zaten yaz okulundaki öğrencilerin büyük bir çoğunluğu University of California’nın bir programıyla gelen Amerikalılardı, fakat birçok ülkeden de en az birer öğrenci vardı.
Gezi ve aktivitelerin hepsi çok eğlenceli geçiyor, mümkün olduğu kadar çoğuna katılmaya çalışın, zaten neredeyse her gün ve her gece bir organizasyon var. Gezilere kaydınızı mutlaka okuldan kabul aldığınızda yaptırın çünkü çoğu gezinin kontenjanı yaz okulu başlamadan birkaç ay önce doluyor, aktivitelere ise oraya gittiğinizde kaydoluyorsunuz. Bunların dışında kendiniz de arkadaşlarınızla her fırsatta Brighton ve Londra’yı adım adım keşfedin ve derslerden arda kalan günlerde İngiltere ve Avrupa’ya seyahatler ayarlayın. İyi eğlenceler!
Katıldığı Program: SOAS Univeristy of London, MA International Law (2010 Eylül)
British Side’da çalışan Pelin Akçay’la konuşmadan önce SOAS’ın adını ya da ününü duymamıştım. Türkiye’de bu okulun çok tanınmadığını ama aslında SOAS’ın doğuya özgü ve farklı öğrenci, hoca profili, ve ders, aktivite çeşitleri ile meşhur olduğunu anlattı. Bir uluslararası ilişkiler öğrencisi olarak, tüm bu branşı etkisi altına alan Batı fikir ve görüşlerinden bıkmıştım. Buraya geldiğimdeyse, okulun beklediğimden çok daha fazlası olduğunu gördüm. Bazen bu açık fikirlilik uç görüşlerin ortaya çıkmasına yol açsa da, benim daha iyi, daha hoşgörülü bir insan olmamı sağladı.
Burada uluslararası hukuk master’ı yapıyorum ve anladım ki SOAS hukuk bölümünü bu kadar başarılı ve tanınmış yapan biraz önce anlattığım bu açık görüşlülük. Tüm derslerim hayatı kültürel, ekonomik, sosyal bütün yönleriyle kucaklıyor ve hukuku asla yazıldığı şekilde kabul etmiyor.
Londra’da yaşamak ilk başlarda benim için çok zor ve zahmetli oldu. Yeni kültür, insanlar ve yeni okulum çok yoğun ve bunaltıcı bir dönemden geçmeme sebep oldular. Fakat 2-3 ay içinde alıştıktan sonra insanların niye Londra’yı bu kadar sevdiklerini anlamaya başladım. Londra’da her 3 kişiden 2’si turist olduğu için bir süre sonra insanların bavullarıyla sizi ezmeye çalışmalarına bile alışıyor hatta sevmeye başlıyorsunuz. 1 sene Londra’yı tanımak için kesinlikle yeterli değil. Tüm dükkan ve kafelerin akşam 6’da kapandığı ve her şeyin inanılmaz pahalı olduğu doğru ama Londra bu kusurlarını en güzel parkları, sokak partilerini, dolup taşan pub’larını ve dünyanın en iyi niyetli insanlarını (hiçbir zaman bavulunuzu yalnız taşımıyorsunuz!) karşınıza çıkararak telafi ediyor.
Katıldığı Program: Cardiff Univeristy, LLM International Commercial Law (2010 Eylül)
Hayatın kuralıdır, kişi ne yaparsa yapsın, yüreğiyle-aklıyla yaptığında başarılı sonucu elde eder. İşte benim yolculuğum da bu yürek-akıl birleşimindeki ideallerimi hayata geçirmek üzerine kuruluydu. İletişim çağı olarak adlandırılan bu çağda, iletişimin tartışmasız tek egemen dili olan “İngilizce”yi mesleki düzeyde kullanmak bir zorunluluktu artık. Vakit, eğitim için dünyayı daha doğru algılamak için yurtdışına gitme vaktiydi. Verilen karar ise ülkemden, yaşamımdan ve ailemden bir kopuş anlamına geliyordu. Yol nasıl çizilmeliydi, işte bu noktada, iyi ki BRITISH SIDE vardı. Gerek dil kurslarında gösterilen hedefe yönelik dil eğitimindeki yaklaşım, gerekse yurtdışı eğitimindeki engin birikim ve tecrübeleri, kafa karışıklığı yaşamadan hedefime varmam için etkili oldu.
İsteklerime uygun olarak, British Side tarafından önerilen 7 ayrı ve hepsi gayet seçkin üniversite arasından Cardiff Üniversitesi benim tercihim olmuştu. Gideceğim şehirde yaşam yoğun ve kalabalık olmasın istemiş ancak sosyal olanakları yüksek ve mesleğim olan avukatlık nedeniyle hukuk alanında isim sahibi bir üniversite istiyordum. Aynen öyle oldu. Şuan takriben 4 aydır Cardiff’teyim. Cardiff tam bir bilim merkezi, şehrin 3 üniversitesi etkileyici bir canlılık katıyor yaşama. Cardiff Öğrenci Birliği Birleşik Krallığın en örgütlü öğrenci yapısı, etkili kullanılan bilgisayar ağı, sayısız kaynakla dolu dev kütüphanesi ile, üniversite yaşam ve bilimi sınırsızca sunuyor dileyene. 500.000 nüfuslu bir başkent burası buna rağmen birçok yer yürüme mesafesinde. Sabahları evimin hemen bitişiğindeki dev parkta sincaplar, kuşlar ve 100 yıllık ağaçlar arasında koşuya çıkıyorum. Programımda dünyanın her yerinden Almanya, Çin, Hindistan, Tanzanya, S.Arabistan, Kazakistan, Hollanda ve daha nice benzeri 30 kadar farklı ülkeden 67 avukatız, tek Türk benim. Daha iyi bir İngilizce ve hukuka Türkiye dışında başka bir pencereden bakabilme imkanı keyif verici. 67 avukatın sözcüsü seçildim ve tüm akademik ve idari kadrolarla program için neyi daha iyi yapabiliriz devamlı görüşüyoruz. Bu haliyle hem kendime ekliyor hem de dünya ile bilgimi-aklımı paylaşıyor, ülkemi keyifle temsil ediyorum. Beni isteğime göre yönlendiren, yaşamakta olduklarımla da beni bütünüyle doğru yönlendirdiğini gördüğüm BRITISH SIDE’a ve özellikle değerli eğitim danışmanı Beki Levi Hanım’a vefa duygusu ile yürekten teşekkür ederim… İyi ki vardınız ve iyi ki varsınız…
Katıldığı Program: University of Surrey, MSc Corporate Environmental Management (2011 Eylül)
Surrey Universitesi'nin kampusu cok guzel. Konaklamadan da cok memnun kaldim, aslinda benim konaklama yerim kampuse yuruyerek 20-25 dakika biraz uzak ama sabahlari yuruyorum bana iyi geliyor. Fakat soyle bir avantaji var kaldigim yerin: Tesco alisveris merkezi, hastane ve de okulun spor kompleksinin tam ortasindayim, hepsi yurume mesafesiyle 5 dakika... Cok fazla sosyal kulupleri de var. Ben yogun oldugumdan sadece fotograf kulubune yazilabildim ama secenek cok fazla.B urasi ogrenciler icin daha avantajli bence, Londra ile karsilastirirsak, hem maddi kolayliklar hem ulasim, ulasilabilirlik acisindan daha hosuma gitti.
Cok yogun geciyor gunlerim, biraz zorlaniyorum acikcasi. Ama hayatimda ilk defa severek ders calisiyorum. Aslinda bu departmanin diger bolumlere gore programi farkli. 9 tane modul alacagim, moduller 1 hafta suruyor ama modul oncesi okunmasi gerekenler, bir de modul sonrasi hazirlamam gereken essaylar biraz zorluyor... Daha bir modulum bitti ama simdiden cok memnun kaldim, mesela gecen haftaki modulde derslerden birine Ingiltere'nin eski cevre bakani geldi. Cok hosuma gitti, Turkiye'de biraz zor derslerde gormek oyle sahislari. Onun disinda sectigim moduller genellikle enerji ile ilgili, aslinda basta istediklerim onume geldi hep. London City university ile anlasmaliymis bolum, o nedenle oradan da modul secebildim iki tane...
Katıldığı Program: University of Sussex, LLM Rights and Responsibilities (2010 Eylül)
Yurtdışında eğitim fikri üniversite hayatım boyunca hayalimdi. Mezun olduktan hemen sonra Milli Eğitim Bakanlığının yurtdışı bursunu kazanmamla hayallerimi gerçeğe dönüştürme fırsatı edindim ve sıkı bir araştırma sürecine girdim. Almanya, ABD ve İngiltere’de hukuk alanında master ve doktora yapma hakkı kazanmıştım ancak İngiltere birçok yönden daha avantajlı olduğu için (ulaşım açısından, hukuk eğitiminde dünyadaki lider ülkeler arasında olması) ülke seçimimi İngiltere’den yana kullandım. Tabi ki bu süreçte ailemin de benim de bir takım endişelerimiz vardı. Yeni bir hayata başlamak önemli bir adımdı. Tam bu noktada yurtdışı eğitim fuarlarına katılmaya başladım ve her okulla her şirketle teker teker görüşmeler yaptım. British Side bu dönüm noktamda deneyim ve donanımı ile yanımda oldu. Bana süreci ayrıntılarıyla anlattılar. İngiltere’nin en iyi üniversiteleri ile anlaşmalı olmaları ve sadece İngiltere alanında danışmanlık hizmeti vermeleri, sıcak samimi ilgili davranışları British Side’ı seçmemde etkili unsurlardı. İngiltere’nin en iyi okullarına başvurularda bulunduk, onur derecesiyle mezun olmam sebebiyle de çok önemli üniversitelerden kabuller aldım. Bunlardan biri de University of Sussex idi. Okulum, İngiltere ve okulumun bulunduğu şehir hakkında beni oldukça iyi bilgilendirdiler. Vize prosedürleri, TOEFL belgemi alma süreçlerinde de hiç desteklerini esirgemediler. Master programı öncesi katıldığım pre-sessional kursundan master programımın başladığı güne karar ve halen de kendilerinden destek görüyorum.
Pre-sessional dönemim oldukça iyi geçti ve başarıyla tamamladım. Yaz döneminde katılmış olduğum pre-sessional kursu sayesinde hem şehri hem de okulumu tanıma fırsatım oluştu. Pre-sessional boyunca essay yazmanın incelikleri, akademik İngilizce konularında sıkı bir eğitim alıyorsunuz bu da mastera başlamadan önce size bir altyapı sağlıyor. Okulum yani University of Sussex dediğim gibi birçok üniversiteden kabul almama rağmen bölümümle ilgili sıralamalarda oldukça iyi olduğunu araştırmıştım. Sussex Üniversitesi yaklaşık 15.000 öğrenciye sahip büyük bir kampus üniversitesi. İngiltere’de 8., Avrupa’da 16., Dünya’da ise 79. sıralamada. Buraya geldiğimde de okula başladığımda çok fazla yanılgı yaşamadım. Eğitim kalitesi oldukça yüksek ve donanımlı eğitmenleri olan, okumaya oldukça önem veren 50 yıllık köklü bir üniversite. Akademik anlamda, sizi okumaya, kritik düşünmeye sevk eden ve fikirlerinize değer veren bir üniversite. Şehirden kısaca bahsetmek gerekirse, Brighton İngiltere’nin sahil şehirlerinden birisi Londra’ya oldukça yakın bir mesafede, trenle 50 dakikada Londra merkezde okuyorsunuz. Kozmopolit bir şehir denilebilir, her ırktan ve her ülkeden insan var. İngiltere’nin kuzeyine kıyasla biraz daha ılıman bir iklime sahip. Şehir içi toplu taşımacılık mükemmel. Türk mutfağını bulmanın yani sıra her ülkenin mutfağını bulmak mümkün. Oldukça geniş alışveriş imkanları var. Türk ürünlerini büyük marketlerde bulmak oldukça kolay.
Danışmanlık şirketleri, yaklaşık 1 yıl boyunca ve halen, üzerinizdeki stresi, büyük bir yükü hafifletmede oldukça önemli bir role sahip. En kolay şekilde bu süreci başarmamda samimiyeti ve işini en doğru şekilde yaptığına inandığım British Side ve özellikle Pelin Hanım ve Yoel Bey’e tekrar teşekkür eder ve British Side ailesinin bir parçası olmaktan memnuniyet duyduğumu belirtmek isterim.
Özge TAYLAN
LLM, International Law: Rights and Responsibilities
Katıldığı Program: King's College London, LLM (2010 Eylül)
LLM yapmaya karar verdiğimde British Side'a başvurdum. Bana her konuda çok yardımcı oldular. Önce okullar ve programlar üzerine görüştük. Karar verdikten sonra başvuru sürecinde yapmam gerekenleri bana tek tek hatırlattılar. Kabullerim geldikten sonra, vize ve yurt başvuruları süreçlerinde, hatta buraya geldikten sonra dahi her sorum için başvurabileceğim güvenilir bir adres olan British Side çalışanlarına çok teşekkür ederim. King's College of London'da International Commercial Law üzerine yüksek lisansımı yapmaya başladım. British Side aracılığıyla öğrendiğim özel bir yurtta kalıyorum ve çok memnunum. Londra'da olmak harika bir deneyim. Kelimenin tam anlamıyla dünyanın her yerinden gelen öğrencilerle eğitimime devam ediyorum. Eminim zaman geçtikçe buranın bana kattıklarının daha çok farkında olacağım. Yurtdışında eğitim almak, yaşamak paha biçilmez bir tecrübe. Akademik katkılarının yanı sıra insanın kişiliğini ve kendine güvenini de çok geliştiren bir süreç. Bu deneyimi yaşamamı kolaylaştıran British Side ailesiyle tanıştığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.
Katıldığı Program: Queen Mary University of London, LLM (2010 Eylül)
Hukuk fakültesinde okurken tek hedefim yurt dışında uluslararası alanda çalışma yapmaktı. Mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi’nde Milletlerarası Özel Hukuk alanında mastıra başladım; ancak yurt dışı hayalim hala devam ediyordu. Bu nedenle İngiltere’deki okulları araştırmaya başladım. Çok fazla seçenek ve bir o kadar da prosedür vardı. Bu aşamadaki en büyük şansım Ankara’da düzenlenen Akare Eğitim Fuarı’nda British Side danışmanları ile tanışmak oldu. Sonrası oldukça uzun ve yorucu bir süreçti. Okul seçimindeki tereddütlerim, başvurular, kabuller, vize, burslar, konaklama ve yurt dışına ilişkin diğer her türlü sorunumda British Side’ın yardımına başvurdum. Ankara’dan yazışmaları yapmama rağmen her seferinde hiç gecikmeden cevap alabildim ve bireysel olarak kurmakta zorlandığım tüm temasları çok hızlı bir şekilde gerçekleştirebildim. Bu zaman zarfında profesyonel destek almanın önemini de bir kez daha anladım. Benim için bu sürecin bir diğer yanı ise, uzun uğraşlar, zorlu yazılı ve sözlü sınavlar ve uzun bir bekleyişten sonra Jean Monnet bursunu kazanmak oldu. Bursu kazandıktan sonra İngiltere’nin Queen Mary Üniversitesi’ne gelerek yurt dışı macerama başladım.
Hukuk düzeni bakımından dünyanın en köklü ülkelerinden biri olan İngiltere’de okul konusunda karar vermek de hiç kolay olmadı. Ancak Queen Mary’nin özellikle hukuk alanındaki yükselen çizgisi ve İngiltere’nin en iyi okulları arasında yüksek sıralarda bulunması karar vermeme yardımcı oldu. Akademik kadrosu, mastır öğrencilerine sundukları yüz elliye yakın ders seçeneği, dersleri seçmeden önce tanıdıkları deneme süreci, tez konusunda tanıdıkları serbesti, eğitime çok profesyonel yaklaşmaları, çok ileri seviyedeki kütüphane ve kaynak imkanları buraya geldikten sonra ne kadar iyi bir seçim yaptığımı anlamamı sağladı. Diğer yandan okulun kampus alanına sahip olması, akademik ve sosyal ortamı, yurtlarının kalitesi ve güvenliği, ulaşım kolaylığı da buradaki hayatımı oldukça kaliteli kıldı.
Şimdi dünyanın en ileri, en renkli, en eğlenceli, kültürel olarak en kozmopolit şehirlerinden birindeyim ve çok yüksek düzeyde bir hukuk eğitimi alma imkanına sahibim. Her zaman hayal ettiğim şeye, hayalimdekinden çok daha zorlu ve uzun bir süreçte sahip oldum. Ancak şimdi mezun olana kadar geçireceğim her günün çok güzel olacağına eminim. Bu yola adım atacak herkesin, yeterince istekli olur ve biraz da profesyonel destek alırsa hedefine ulaşacağına eminim.
Katıldığı Program: King's College London, MSc International Management (2010 Eylül)
Merhaba
Londra'daki ilk haftalarim oldukca yogun geçiyor. College Hall'da kaliyorum, yurdum sehir merkezinde ve birkac yil once yeniden yapilmis o yuzden hersey yeni gibi, oldukca memnunum yurdumdan, fiyatinin da eve cikan arkadaslarima gore cok daha uygun oldugunu dusunuyorum..
Derslerim basladi ve su an icin pek yogun degil ama giderek yogunlasacak, buradaki sisteme alismaya calisiyorum su an.. King's College London gercekten iyi bir okul, okudugum bolumdeki ogrenci profili de oldukca iyi.. Yaklasik 70 kisiyiz ama 35 farkli ulkeden insan var, o yuzden bolumum gibi ogrenciler de oldukca international:)
Tum yardimlariniz icin size tekrar tekrar tesekkur ederim.
Londra'dan sevgiler...
Katıldığı Program: King's College London, Ph.D. Competition Law (2010 Eylül)
Mükemmel! Yurtdışında prestijli bir üniversiteden yüksek öğrenim kabulü almak mı yoksa British Side Eğitim Danışmanlık Servisi’nin yurtdışında eğitim görmek isteyen öğrencilere sunduğu hizmetler mi? British Side’n deneyimli, güleryüzlü, yardımsever ve profesyonel eğitim kadrosunun tamamen ücretsiz olarak verdiği hizmetlerden yararlanan biri için bu sorunun cevabı hiç kolay olmayacaktır. Yurtdışındaki üniversitelerden bir yüksek öğrenim programına kabul almak için not ortalaması, yabancı dil bilgisi veya iş tecrübesi gibi esasa ilişkin şartların dışında; ne zaman, nasıl ve nereye başvurulacağı, hangi evrakların gerekeceği, sonuçların ne zaman alınacağı, yazışmalarda nasıl bir dilin kullanılması gerektiği gibi usule ilişkin irili ufaklı bir takım unsurların da olduğu bir gerçektir. Aynı zamanda, üniversiteleri bizzat yerlerinde görmeye gitmenin de çok zor olması, bir karar verirken eğitim danışmanlığından yararlanmayı büyük ölçüde teşvik etmektedir.
2008 yılında tanıştığım British Side’ın bana verdiği sayısız hizmetler sonucu King’s College London’dan şartsız doktora kabulü aldım ve şu an hukuk alanında doktora eğitimime başladım. Alanımda belki de en tanınmış ve en deneyimli akademik kadroya sahip King’s College London’ın öğrencilerine verdiği ve İngiltere’deki pek çok üniversitede bulunmayan diğer bir imkan da Londra’da bir yaşamın sizi bekliyor olması! Londra’da yaşayarak öğrendim ki burada herkes için mutlaka bir şey var: benim gibi hukuk disiplinini öğrenmek isteyenler için müthiş bir bilgi birikimi ve hukuk felsefesinde anlatılacak kadar düzgün işleyen son derece gelişmiş bir hukuk sistemi, yeni insanları tanımak isteyenler için dünyanın dört bir yanından gelen farklı kültürdeki insanlar, iş hayatına atılmak isteyenler için teşvik edici bir şirketler hukuku, önemli bir şirketleşme ve olağanüstü bir ticaret ve finans merkezi, tiyatroya gitmekten hoşlananlar için her zaman güncel programlar, modaya ilgi duyanlar için sık sık yapılan moda haftaları, sosyal aktivitelere katılmak isteyenler için gençlik klüpleri ve öğrenci birlikleri, gece hayatından hoşlananlar için hiçbir zaman uyumayan bir şehir vb.
Öğrenciler açısından ise; Avrupa’daki en eski tarihi geçmişlere sahip birbirinden farklı üniversitelerin yer aldığı, farklı kültürlerden gelen insanların bir arada yaşadığı, sayısız kültürel ve sanatsal aktivitenin bulunduğu, profesyonel işgücüne halen duyulan ihtiyaç sonucu cazip olabilecek iş olanakları, İngilizce dil bilgisini geliştirmek için tam anlamıyla harika bir şehir olan Londra’da yaşamak, tatlı bir hayal olarak dahi nitelendirilebilecek çok önemli bir fırsat, hayat tecrübesi ve gelecek nesillere anlatılabilecek ilgi uyandırıcı bir hikayedir. İşte tam bu noktada öğrencilere tamamen ücretsiz olarak İngiltere eğitim danışmanlık hizmeti veren, hatta bununla da kalmayarak bizzat öğrencilerin yerine üniversiteler nezdinde girişimlerde bulunan British Side devreye girmekte ve yurtdışında yüksek öğrenim görmek isteyen öğrencilerin bu hayallerini gerçekleştirmektedir. Muazzam bir zaman gerektiren üniversite tercihi ve başvuru sırasında kimi zaman bunalan, kimi zaman da vazgeçme aşamasına kadar gelen öğrenciler için British Side tam bir kurtarıcı ve geleceklerinde kendilerine yeni kapılar açılması sağlayacak büyük bir yardımcı!
Üniversite ücretlerimi karşılayan ve bana bir öğrencinin yaşayabileceği kadar bir aylık gelir sağlayan Milli Eğitim Bakanlığı’ndan aldığım yüksek öğrenim bursu ve British Side’n saymakla bitmez hizmetleri ve destekleri sayesinde bu muhteşem şehirde doktora öğrenimime başladım. Bu zorlu süreçte bana finansal olarak imkan tanıyan devletime ve üniversiteleri araştırmaktan vize almaya kadar her aşamada yardımcı olan British Side’ın değerli kadrosuna, özellikle Pelin Akçay’a teşekkürü bir borç bilirim. İngiltere’de yüksek öğrenim görmek isteyen tüm öğrencilere, araştırmalarına başlamadan önce British Side ile temasa geçmelerini tavsiye eder ve hayallerini gerçekleştirmelerinin nasip olmasını dilerim.
Katıldığı Program: Queen Mary, University of London, LLM & Pre - sessional Course (2010 Eylül)
BRITISH SIDE ILE TANISMAK
Milli Eğitim Bakanlığı’nın Yurtdışı eğitim bursu ile Uluslararası Hukuk Alanında master yapma şansını yakaladığım zaman, büyük bir sevinç yaşadım. Ancak, hayaller gerçeğe dönmeye başladıkça işler zorlaşıyor ve kısa zamanda mutluluk yerini endişelere bırakıyor. Çünkü Bakanlık size sadece bursu veriyor. Sınavlara girmek, vizenizi almak, başvuru kabul işlemleri, seyahat… Bunların hepsi bir bursiyer olarak sizin sorumluluğunuzda. Bu aşamada işi şansa bırakmamak gerekiyor. Aksi halde hayatınız hiç istemediğiniz bir yöne doğru gidebilir. Nasıl mı?
Ingiltere’ye gideceğiniz kesinleşti. Alanı da seçtiniz. Ancak nereden başlayacağınızı bilemiyorsunuz. Özellikle de hiç yurt dışı tecrübeniz yoksa işler sizin için çok daha zor. Derken, bir ucundan tutmaya çalışıyorsunuz. Bu sefer bürokrasi, prosedürler, unutulan işler, aksaklıklar derken yurt dışı hayaliniz bir anda kabusa dönüşebiliyor. Okul başvurularındaki uzun sorular, istenen mektuplar, evraklar sizi çileden çıkarma aşamasına getiriyor. Üniversiteden kabulünüz geldiği halde unutulan tek bir ayrıntı vizenizin reddine sebep oluyor ve İngiltere Konsolosluğu önünde vize alamadığı için ağlayan öğrenciler görüyorsunuz.
Hayalinizin kabusa dönüşmesini engellemenin yolu uzman bir danışmanlık şirketi ile çalışmak. British Side ile tanışana kadar benim için herşey kabusa dönme aşamasındaydı. Sadece Uluslararası Hukuk alanında master bolumu olan okulları bulmam, koşulları bana uygun olanları seçmem bile 2 ayımı almıştı. 4 okula başvuru yapmaksa 1 ayımı… Sonuçta çok da istemediğim okullardan kabul alırken, en çok istediğim, ilk tercihim olan Queen Mary University of London’dan red almıştım.
Istemedigim bir şehre ve okula gidecek olmaktan yakınırken, bir arkadaşım Türkiye’de birsürü ucretsiz danışmanlık şirketi olduğunu ve bu danışmanlık şirketlerinin bana Londra’da uygun bir okul bulabileceğini, başvuruları benim adıma yapabileceklerini söyledi. Ben de internette bulduğum bir danışmanlık şirketiyle iletişime geçtim. Londra’da eğitim almak istiyordum ve hali hazırda bazı okulların başvuruları devam ediyordu. Sonuç ne oldu? Danışmalık şirketi bu okulların başvuru tarihlerini kaçırdı. Şirketin umursamazlığı yüzünden Londra’da eğitim şansım bir anda sona erdi.
Bu kötü gidiş esnasında British Side ile bir eğitim fuarında tanıştım. British Side’a gerçekten çok şey borçluyum. Fuarda benimle yakından ilgilendiler. Londra’da hicbir alternatifim kalmamışken, British Side daha önceden red almış olduğum ve gitmeyi çok istediğim Queen Mary University of London ile iletişime geçti ve red alma sebebimi araştırdı. Queen Mary’nin Başvuru ofisi hukuk mezunu olmamam nedeniyle başvurumun departmana gönderilmediğini söylediğinde, British Side, lisans ve yüksek lisans eğitimimde almış olduğum hukuk derslerine dikkat çekerek başvurumun tekrar değerlendirmeye alınmasını sağladı. Kabul mektubum da kısa süre içerisinde geldi. Zarfı elime alana kadar kabul aldığıma inanmadım.
Sonrasında ne oldu? Sadece başvuru aşamasında değil, sonrasında da okulla ilgili tüm işlemlerimi, konaklama islerimi, en önemlisi de tüm vize işlemlerimi British Side yürüttü. Her ayrıntı ile titizlikle, tek tek ilgilendiler. Defalarca kontrol ettiler. Bana sadece yolladıkları forma elimdeki evrakları eklemek ve söyledikleri saatte konsolosluğa teslim etmek kaldı. 3 ay süresince gerek başvuru gerekse sonrasında, sürekli benimle irtibat halinde idiler. Buraya geldikten sonra da beni yalnız bırakmadılar. Bu sayede sizlere istemediğim bir şehirden ve okuldan değil, hedeflediğim şehirdeki, hedeflediğim okuldan, büyük keyif alarak yazıyorum.
QUEEN MARY PRESESSIONAL VE LLM PROGRAMI
Ingiltere’deki en iyi hukuk okulları sıralamasında Queen Mary University of London kimi listelere göre üçüncü (Oxford Ve Cambridge’den sonra) kimilerine göre ise sekizinci sırada. Her halükarda, Queen Mary İngiltere’deki Top 10 hukuk fakültelerinden birisine sahip. Eğer dil puanınız iyi ama writing puanınız düşük ise, puan durumuna göre 1-2 ya da 3 aylık bir dil kursu alma şartı ile okuldan kabul alabiliyorsunuz. Genelde hukuk mezunu kabul ediyorlar. Ama alanla ilgili dersler almışsanız, iş tecrübesi varsa, başvurunuz değerlendiriliyor.
Queen Mary oldukça sistemli bir okul. Ben 1 aylık presessional C dil kursuna kendi isteğimle katıldım ve sonrasında master programıma devam ediyorum. Ve şunu gördüm ki hiçbir konuda endişe etmeye gerek yok. Valizinizi, evraklarınızı ve okulun size gönderdiği bilgilendirme e-mailinin çıktısını alıp gelin. Sonrasında okul sizi her konuda yönlendiriyor. Ders seçmek, okulu tanımak için bol bol vaktiniz olacak. Hocalarınızla tanışmanız için organizasyonlar yapılacak. Kısacası hiçbir şey için ekstra çaba sarf etmenize, kaygılanmanıza ve düşünmenize gerek kalmayacak.
Queen Mary’de master eğitimi 3 er aylık 3 dönemden oluşuyor. Her dönem arasında 1’er aylık tatiliniz var. LLM’de Eylül ayının son haftası kayıt ve okul tanıtımı ile geçiyor. Ekim ayının ilk iki haftası ise bizler için deneme haftası. Bu süre içinde bütün derslere (modüllere) girme hakkınız var. Sonrasında bunarın arasından 3 modül seçeceksiniz. İlk dönem sadece bu modülleri alıyorsunuz. Her modül haftada iki saat blok ders şeklinde. (Dil puanı düşük olup presessional dil kursu şartıyla kabul alanlar ilk dönemde İngilizce kursu almaya devam ediyorlar.) İkinci dönem modüllere devam ediliyor ve bunun yanında herkese zorunlu “insessional writing” dersleri veriliyor. Bu dersin amacı size tez yazmada yardımcı olmak. Son dönemde ise ders almıyorsunuz. Bu dönem sınavlara hazırlık ve tezinizi yazmanız, ayrıca sınavlara girmeniz için boş bırakılıyor. Ağustos ayında tüm süreç sonra ermiş oluyor.
Türkiye’deki master sisteminde 1 yılda 10 ders alan, lisans egitiminde dönemde 6-7 ders almaya alışık olan öğrenciler için 3 ders kulağa hoş gelebilir. Ancak derslere girmeye başlayınca göreceksiniz ki, haftada 7 gününüz 3 derse ancak yetecek ve dinleyici olarak girme hakkınız olan 4. modülü almak istemeyeceksiniz. Çünkü dersler oldukça yoğun geçiyor. Öncesinde hazırlık, sonrasında tekrar gerektiriyor ve bir yabancı öğrenci olarak ders öncesi hazırlık yapmak native speaker öğrencilere göre çok daha uzun zaman alıyor.
Lisans eğitimini ve yüksek lisans eğitimini Türkiye’de İngilizce yapmış olanların da durumu çok farklı değil. Derse hazırlıksız giderseniz, dersi yakalamanız çok zor. Çünkü bizim Türkiye’deki okullarda görev yapan hocalarımızın Türk aksanı var ve anlamakta zorlanmıyoruz. Ancak burada birçok milletten hoca ile karşılaşacaksınız ve birçoğunda faklı aksanlar olacak. Native speaker hocalarınızın ise master düzeyinde “öğrencim anladı mı” şeklinde bir kaygısı olmayacak. Derse hazırlıklı gelerek yakalamak sizin sorumluluğunuz. Size dersin ilk haftasında dağıtılacak okuma listelerinde her hafta yapmanız gereken okumalar verilecek ve göreceksiniz ki bunlar bazen modül başına 200 sayfayı bulacak.
Queen Mary’nin sınav sistemi ilk duyulduğunda ürkütücü gelmiyor. Yaklaşık 15 soru veriyorlar ve aralarından 3 tane seçiyorsunuz. Geçmiş yıllardaki sorular da internet sitesinde yayınlanıyor. Bu durumda “Derslere hazırlıksız gitsem bir şey olmaz, biraz okurum, biraz anlarım, sınavda da biraz yazar geçerim” diye düşünenler olabilir. Ama Queen Mary sınavlardan düşük puan vermesi ile ünlü bir okul. 70 üzeri puan almak herkesi şaşırtan büyük bir başarı. Dolayısıyla özellikle doktoraya devam etmek isteyen arkadaşların ilk haftadan işleri sıkı tutması gerek. Kısacası bol puan beklemeyin.
Son olarak, buraya geldiğinizde Londra’yı gezme kaygınız olmasın. Kendi başınıza pahalıya ve yalnız gezmektense presessional’daki okul turları ile hem yarı fiyatına geziyor hem de yeni arkadaşlar edinebiliyorsunuz. Presessional şartı olmadan kabul alan arkadaşlar, kendi istekleriyle 1 aylık kursa katılırlarsa, çok faydalı olur. Hem diğer öğrenciler gelmeden çevreyi tanırsınız, hem arkadaş edinirsiniz, hem de presessional’da dersler çok yoğun olmadığından Londra’yı gezme fırsatınız olur. Böylece asıl programız başladığında programa konsantre olabilirsiniz.
Okulun aktivite ağı çok geniş. İmkanlarınız doğrultusunda tüm gezilere katılmanızı öneririm. Queen Mary’nin Öğrenci kulüp ağı da oldukça geniş. 100’un üzerinde kulüp arasından seçmekte zorlanacaksınız. Kulüpler oldukça aktif. Katılmak istiyorsanız, kayıt olur olmaz öğrenci birliğine (students union) uğrayın. Yoksa ilk hafta aktivitelerini kaçırmış olursunuz.
Notlar:
* Buraya gelmeden en büyük sorununuz parayı nasıl getireceğiniz. Atletinize anneannenizin dikeceği ceple paranızı buraya kadar taşımak gerçekten akıllıca bir yöntem. Ancak İngiltere’de hesap açmak Türkiye’deki gibi 1 dakika sürmüyor. Tam 1 hafta beklemeniz lazım. Parayı bu sürede üzerinizde bulundurmak riskli olacağından Türkiye’de herhangi bir bankada hesap açıp paranızı oraya yatırmanız faydanıza olabilir. Queen Mary öğrencileri olarak bizim için en avantajlı banka Barclay’s. Okulun anlaşması olduğundan sadece gönderici hesabından masraf kesiliyor. Buradan hiçbir masraf alınmıyor. HSBC, Ziraat gibi burada şubesi olan bankaları hiç düşünmeyin. Onlar daha masraflı.
* Havaalanından metroya geçtiğinizde 3 pound depozito vererek metro gişesinden hemen “oyster card” inizi alın. İçine ilk sefer için 5-10 pound yüklemeniz yeterli. Sonrasında hem metro hem otobüslere bu kartı kullanacaksınız.
* Eğer Londra’ya haftasonu vardıysanız, cumartesi Pazar metro için tamir günleri. Hatlar birbirine giriyor ve anonsları anlamakta zorlandığınız için de elinizde valizlerle perişan oluyorsunuz. Queen Mary’nin kayıt öncesi gelenlere karşılama hizmeti var. Ama onun öncesinde presessional a gelenler ya da erken gelenlere böyle bir hizmet olmadığından haftasonu gelenlerin bir sefere mahsus 60 pound’a kıyıp taksiye binmesinde fayda var.
* Geldiğinizde okul kaydınız tamamlanana kadar kampuste internet erişiminiz olmayacak. Dolayısıyla ailenize durumunuzu haber vermek için telefona ihtiyacınız olacak. Benim en ucuz iletişim yolunun vodafone olduğunu anlamam 60 sterline mal oldu. Başınıza benzer bir şey gelmemesi için ailenize gelmeden faturalı vodafone hat aldırın. Buraya gelir gelmez de kendinize kontorlu bir vodafone alın. Aileniz yurt dışı paketine üye olduklarında bedava dakikaları sizin için kullanabilecek.
* Burada telefon hattı bulmakta zorlanabilirsiniz. Bu civarda tek bir yer hat satıyor. Türkiye’deki gibi her köşede bir operatör yok. Kampus çıkışından çıkınca sağa dönün. 200 metre kadar yürüyün. Bethnal Green Metro durağının yakınlarında telefon malzemeleri, gıda vs satan bakkal görünümlü küçük bir dükkan var. Hattı oradan temin edebilirsiniz. Ulaşımdaki Oyster kartınıza da buradan para yükleyeceksiniz.
* Buraya gelmeden mutlaka yanınızda 3’lü priz getirin. İngiltere’de priz girişleri farklı. Sim kartı alacağınız yerden İngiliz prizini Avrupa prize çeviren adaptörü temin edip 3’lü prizinizi ona bağladığınızda çok rahat edeceksiniz.
* Civarda yemek yenilecek yerler size pek güven telkin etmeyeceğinden ve muhtemelen çok aç olduğunuzdan ilk gün için karnınızı doyurma önerisi: Kampüsten çıkınca sola döneceksiniz. Kanal’ı geçince ana cadde üstünde bir pub ve hemen yanında da “dixy chicken” var. 2.5 pound’a oh dedirtecek bir yemek alternatifi.
* Mile End presessional kursunun konaklaması için eşya getirmenize gerek yok. Ancak 1 yıllık yurtlara geçtiğinizde sadece bir yaylı yatak, masa ve dolap ile karşılaşacaksınız. Havlu, çarşaf, yastık, tabak, tencere vs. gibi ihtiyaçlarınızı temin etmeniz gerekecek. Queen Mary internet sitesinde bunu bir paket halince sunan bir firma var. Oradan almanızı tavsiye etmem. Çünkü tüm ihtiyaçlarınızı 3’te 1 fiyatına gelince alabilirsiniz. Kampuse en yakın market (pek ucuz olmasa da) Sainsbury’s. Henüz İngiltere trafiğine alışmadan, yastık, yorgan için maceraya atılmak isterseniz, kampus önünden “ilford” yönüne giden 25 numaralı otobüse binerek Stratford Bus Terminal’den bir sonraki durakta inin. Hemen arkanızda çok ucuz, büyük bir market var.
* Yanınızda gıda getirmek için kendinizi zorlamayın. Benim gibi salçaları, çorbaları kendinize yük yapmayın. Hem havaalanında yakalanıp çöpe atılma riski var hem de 20 kiloluk sınırlı bagaj limitinizi doldurmanıza değmez. Mile End’e 2 metro durağı uzaktakı Leytonstone’da büyük bir Türk marketi var. İçine girdiğinizde kendinizi Türkiye’de gibi hissedeceksiniz. Markette tüm Türk markalar, ürünler var. Eminim geldikten sonra siz de Londra’da birçok Türk marketi keşfedeceksiniz.
* Acil olmayan tüm ihtiyaçlarınız için amazon.co.uk sitesini kullanın. Hem güvenilir hem de ucuz. Kitaplarınızı da buradan alacağınız için alışmakta fayda var. Buraya gelmeden beraberinizde getirip getirmemekte kararsız olduğunuz eşyaların (saç kurutma makinası gibi) fiyatlarına bakıp taşımaya değip değmeyeceğine dair kararınızı verebilirsiniz.
* Presessional’dan sonra derslerinizin çoğu Mile End kamusu dışında olacağından aylık 100 pound kadar ulaşım masrafını göz önünde bulundurmalısınız. Konaklama dair yaşam masraflarınız içinse aylık 1000 pound ayırmanızda fayda var.
* MEB burslusu gelen arkadaşlar buradaki eğitim ateşeliğine ulaşmakta zorlanabilirler. Kendinizi zora sokmayın. Londra Eğitim Ateşeliği’nin web sitesinde göndermeniz gereken evraklar ve yapmanız gerekenlerin listesi mevcut. Ateşeliğe gitmektense evraklarınızı posta ile göndermeyi tercih edin.
* Polis kaydınızı 1 hafta içinde yapmayı unutmayın.
* Gelmeden hangi Londra takımını tutacağınızı düşünmeye başlayın. Burada lig oldukça heyecanlı geçiyor :)
Katıldığı Program: Queen Mary University of London, MSc Finance and Economics (2010 Eylül)
Ekonomi üzerine master yapmaya karar verdikten sonra hangi ülke ve hangi üniversite olması gerektiği konusunda birçok şehir ve okulu düşündüm, fakat British Side ve Pelin Akçay’la tanıştıktan sonra Londra ve Queen Mary benim için kolay bir seçim oldu. Şu an Ms Finance and Economics bölümünde olduğum okulumdan ve Londra’dan çok memnunum. İstanbul sonrası yine büyük ve kozmopolit bir şehirde yaşamak çok heyecan verici bir deneyim. İngiltere'deki öğrenci seviyesi gayet yüksek ve dersler kendinizi geliştirmek için çok uygun. Eminim programın devamı da başladığı gibi güzel gidecektir. British Side’a sağladıkları destek ve her şey için teşekkür ediyorum.
Katıldığı Program: King's College London, LLM (2010 Eylül)
Önümüzdeki bir sene boyunca King's College London'da International Financial Law alanında yüksek lisans yapacağım. Farklı bir eğitim ve hukuk sisteminde alanlarında dünyaca ünlü hukukçulardan ders almak, birçok ülkeden farklı öğrencilerle tanışmak çok heyecan verici. Kaç yıldır okula gidip geliyorum ancak bu sabah British Museum'um yanından geçip elimde kahvem derse yürürken (evet, güneşli bir sabahtı) gerçekten çok mutlu olduğumu hissettim. Güzel anılarla dolu, gülümseyerek hatırlayacağım bir yıl beni bekliyor..
Üniversite sonrası İngiltere'de master yapma düşüncesi ile yola çıktığımdan beri British Side ile birlikte çalışıyoruz. Profesyonel, yardımsever ve sıcak yaklaşımı ile en zorlu dönemlerde bile olumlu ve sevecen tavrıyla bu süreçte beni destekleyen, problemlerin çözülmesini sağlayan Pelin Akçay'a cok teşekkür ederim.
Katıldığı Program: King's College London, MA European Studies (2010 Eylül)
Merhabalar,
King's College London'da EU studies masteri yapiyorum. EU studies ogrencisi olmama ragmen Middle East, Law ve War Studies gibi farkli bolumlerden de ders alabiliyorum. Dersler cok verimli geciyor, hergun yeni bir bakis acisi kazaniyorum. Dunyanin en iyi okullarindan birine kabul almamda kesinlikle British Side'in cok buyuk yardimi oldu. Okul ve vize basvurularinda ve hatta yurt secimimde bana buyuk bir ozveriyle yardimci oldular.
British Side'in sizin icin de en verimli cozumleri uretecegine inaniyorum.
Katıldığı Program: University of Surrey, MSc Operations and Logistics Management (2010 Eylül)
Türkiye'de üniversite okurken ikinci senemde ileride hangi alanda uzmanlaşıp kariyer yapmak istediğime karar verdim. O sıralar lojistik sektörü gerek Türkiye'de gerekse dünyada gelişmekte olan sektörlerin başında geliyordu. Ben de bunu bir şans olarak görüp bu alanda yogunlaşmak istedim. Birçok arkadaşımın yüksek lisans için Amerika'yı tercih etmesine rağmen İngiltere'deki okulların belirli konularda uzmanlaşmak için daha uygun olduguna karar verdikten sonra okul araştırmaya başladım. British Side ile ilk kontağımı bu sıralarda yaptım. Ve şimdi zaman geçtikçe bana verdikleri tavsiyelerin ne kadar yerinde oldugunu görüyorum. Surrey İlngiltere'deki en güzel eyaletlerden birisi. Gerek birçok büyük şirketin genel merkezlerine ev sahipliği yapmasından gerekse burda yaşayan insanların İngiliz kültürünü daha fazla yansıtmalarından dolayı tercihimi bu bölgeye yoğunlaştırdım. British side'dan da aldığım bilgilerle akademik açıdan iyi bir sıralamada olan Surrey Universitesini tercih ettim. Hem konum olarak, hem de yaşam kalitesi olarak yüksek lisans öğrencilerine çok uygun bir yer. Okulun da akademik açıdan başarılı olması tercihimin doğruluğunu kanıtlıyor. Eğer siz de Londra'nın karmaşasından ve bunaltıcılığından uzak ama sunduğu tecrübeye, güzelliklerine ve hayatına bir o kadar yakın olmak istiyorsanız Surrey'i tercih edebilirsiniz. Ayrıca başvuru sürecimde benim adıma gerek üniversite kayıt işlemleri gerekse de vize başvuru işlemlerini büyük bir profesyonellikle yürüten, sıkılmadan yorulmadan bana tavsiyeler veren, hatta kaydımı yaptırıp buraya yerleştikten sonra bile benimle iletişimde kalan British Side ailesine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
Katıldığı Program: Cardiff University, MSc Strategic Marketing (2010 Eylül)
Gallerin başkenti Cardiff’te Cardiff Uiversity’de Strategic Marketing yüksek lisansıma Eylül 2010’da
başladım. Hiç aklımda Cardiff University yokken British Side’ın (özellikle Selin Hanım) yardımları ve
destekleriyle bu okulu inceleme ve yakından tanıma imkanı buldum. Sabancı Üniversitesi mezunu olarak, İngiltere’de eğitimi çok farklı bulmadım. Henüz 2. hafta dolmadı fakat hocaların öğrencilere yaklaşımı çok içten.
Cardiff şehir olarak çok canlı ve hareketli, ben daha küçük ve durgun bir şehir beklerken Cardiff gibi bir şehirle karşılaşınca çok şaşırdım ve sevindim. Cardiff University’i seçtiğim
için çok mutluyum.
Katıldığı Program: Queen Mary, University of London, LLM (2009 Eylül)
As I was studying EU Law in Turkey, I decided to focus on more specific topics in this area. After my extensive research of the institutions and their programmes, I decided to carry on my studies in Queen Mary, University of London. Out of many reasons of my choice, the flexibility of the LL.M. programme and the wide range of well-structured modules were significant. One can easily seek his/her research interests by selecting related lectures without being restricted. Besides, competent lecturers were perfectly balancing the expectations of the students from different backgrounds. Therefore, I am very satisfied with my choice in academic means and I believe I achieved to have comprehensive knowledge as well as a high-quality perspective of the areas of my interest.
The halls of residence and the atmosphere in the Mile End campus were excellent. In addition, the transportation from the campus to anywhere in London was very convenient, so at the mean time one can enjoy infinite attractions of London. As an international student, I experienced great tolerance and enjoyed discovering many different cultures both in London and in Queen Mary.
Katıldığı Program: Royal Holloway University of London, MA Producing Film and Television (2010 Eylül)
Royal Holloway kampüsü çok güzel bir binanın çevresine konumlandırılmış.
Derslerimiz Londra'nın merkezinde. Yüksek lisansa gelmeden önce programı incelediğimde Avrupa'da böyle bir program bulduğum için çok mutlu oldum. Dersler başlayınca gördüm ki program beklediğimden çok daha iyi. Hocalar çok yetkin; mesela televizyon yapımcılık program bölüm başkanı
BBC 1'de altı yıl başkanlık yapmış. Böyle kişilerden ders alabilmek ve onlarla tanışabilmek büyük bir şans ayrıca televizyon yapımcılık bölümü öğrencilerine şirketlerde staj imkanı da sunuyor.
Kaldığım yurt Lillian Penson Hall'ın konumu merkezi... Hyde Park'a yürüyerek sadece beş dakika. Akşamları güvenli bir şekilde bölgede rahatça yürünebilir. Sabah açıkbüfe kahvaltı akşamları da aynı şekilde akşam yemeği veriyorlar. Yemekler orta kalitede fakat diğer yurtların çoğunda bu şeçenek olmadığı için Lillian Penson Hall'ı tavise ediyorum çünkü diğer yurtlarda kalan arkadaşlarım için yemek; hem para açısından hem de zaman açısından sorun oluşturabiliyor. Son olarak da odalarda tuvalet ve duş oluşundan memnunum.
Okul başvuru sürecimde ve kabul almamda British Side'ın çok faydasını gördüm, memnun kaldım ve herkese tavsiye ediyorum.
Katıldığı Program: University of Manchester, MSc Marketing (2010 Eylül)
Manchester Üniversitesi, 2000li yılların başlarında University of Manchester Institute of Science and Technology ile Victoria University of Manchester'ın birleşmesiyle bugünkü halini almış durumda. Bu yeni kuruluşu kraliçe bizzat yaptığı için Manchester üniversitesi'nin ayrı bir yeri varmış. 2015 senesi için hedefleri var, büyük hedefleri, dünyanın ilk 25 üniversitesinden biri olmak istiyorlar. Hali hazırda bazı kriterlere göre öyleler zaten. Ama tabii prestij ve saygınlık açısından bu sıralama içinde yerlerini kesinleştirmek çabasındalar.
MBS, diğer Business School'lar gibi, üniversitelerden biraz daha da farklı konumda. Business School olarak kendi reklamlarını kendi başarılarını bağımsız bir şekilde de sürdürmek istiyorlar. En azından giriş haftasında hocalarımın söylediği birkaç şeyden böyle bir yorum çıkardım. MBS özellikle, nedendir bilmiyorum, Uzakdoğu'ya fazla yönelmiş durumda. Bütün Ingiltere okulları mı böyle bilmiyorum ama çok ciddi bir Uzakdoğu yoğunluğu var benim bölümümde ve duyduklarım kadarıyla geri kalan MBS programları içinde durum böyle. Artık batıda, Amerika ve İngiltere'de ağırlıklı olarak zaten bildiğim bir Uzakdoğu akıntısı var ama, burada galiba biraz daha fazla. Bunu tabii ilerleyen aylarda daha iyi gözlemleme fırsatım olabilecek.
Üniversite Mühendislik, MBS ve Sosyal Bilimlerin hepsinde iddalı bir okul. Ünlü ekonomist Stiglitz bizden mezun. Aynı şekilde okulun mühendislik bölümünü akademisyenlerinden birçoğu Nobel ödülleri de varmış. Daha yeni iki öğretim üyesi Nobel ödülü aldı. Genel olarak okulun akademik açıdan prestiji yüksek. Derslerim daha yeni yeni başladı.
Genel olarak Manchester öğrenci şehri gibi aslında. Çok ciddi bir üniversite nüfusu var, öğrencisinden eğitimcisine bu şehri ayakta tutan biraz bu nüfus. Şehrin geçmişi de bu kültürle paralel zaten. Rock gruplarıyla ünlü. Tabii bunların dışında bir de Sanayi Devriminin şehri Manchester. Şehir gördüğüm en güzel şehir değil tabii ki :) Ama öğrencilik deneyimi yaşamak için uygun bir şehir olduğunu düşünüyorum. Eğlencesinden, alışverişine, kalabalıklığa kadar herşeyi veriyor bu şehir. Biraz daha keşfedeceğim ama konserler, sanatla ilgili etkinlikleri de duyuyorum. Bu açından da gelişmiş. Özellikle gece hayatı meşhur. Londra - Manchester- Liverpool ingiltere'nin ünlü gece eğlence başkentleriymiş. İlk haftalar oldukça gezdik, gerçekten pekçok çeşit yer var.
Türkler oldukça fazla fakat Türklerden herhalde daha fazla da Yunanlılar var. Kaldığım Opal Gardens'dan çok mutluyum. Üniversiteye 15-20 dk mesafede yürüyerek, fakat senelik otobüs bileti aldım, sabahları otobüsle de gidip geliyorum. Yurdumuzda kıdemli öğrenciler var, hala okulda olan ama yaşça bizden büyük, ya araştırma görevlileri ya da PhD öğrencileri, yurdun tutor'ları. Onlar etkinlikler düzenliyor, yurdu eğlenceli bir hale getiriyorlar. Daha geçen hafta York'a günü birlik gezi düzenlediler, oldukça keyifli geçti. Sanıyorum, ilerleyen haftalarda da böyle şeyler yapaacaklar. Pekçok yere gidecekmişiz. Okulun diğer yurtları hakkında pek parlak şeyler duymadım. Şehirdeki yurtların yakınlığı çok büyük avantaj ama onlar daireyi 8 kişiyle paylaşıyorlar. Mobilyalar oldukça da eskiymiş. Her yurt için değil tabii ama böyle şeyler duydum. Bizim yurdumuz 12-13 senelik galiba. Durumu da gayet iyi. Fakat özel yurtlar varmış, mesela bir tanesi MBS'in tam karşısında yeni yapılmış ve Opal'dan daha da uygun. Böyle yerler de var, fakat okul sağlamıyor, bireysel olarak bulmak gerekiyor. Belki internet hariç oluyor fiyatlar ama arkadaşım çok memnun.
Manchester'dan selamlar...
Katıldığı Program: Queen Mary, University of London, MSc Management and Organisational Innovation (2009 Eylül)
Kazandığım 3 yıllık iş deneyiminden sonra kişisel ve profesyonel gelişimim için vizyonumu geliştirmem gerektiğini fark ettim. Yurtdışında, özelikle dünyanın en önemli şehirlerinden birinde yaşama fikrine her zaman sıcak bakmıştım. Londra’nın ticaret, moda, kültür ve teknoloji alanında önemli bir şehir olması bu şehri seçmemde önemli bir etkendi. Farklı etnik yapısı ve kaliteli eğitim sistemi ile Londra herkese çeşitli fırsatlar sunuyor.
Queen Mary, University of London benim tam anlamıyla aradıklarımı sunan bir okul. Üniversite hakkında yaptığım araştırmalar ve katıldığım seminerler sonrasında Queen Mary’nin benim için en doğru tercih olduğuna karar verdim. Londra merkezde yer alan Queen Mary, olağanüstü bir kampüse, farklı ülkelerden gelen pekçok öğrencilere, güçlü ve tecrübeli akademik bir kadroya sahip bir okul… Bana yeni ve çok farklı fırsatlar sunan ve unutulmaz bir tecrübe yasatan bir üniversite Queen Mary.
Katıldığı Program: London Metropolitan University, MSc International Trade and Transport (2010 Ocak)
Herşeyden önce yabancı dilin size ne katacağının farkında olmanız gerekir. İş hayatına babamın sayesinde erken katılmamın bir nevi sonucudur yurtdışında eğitim almaya karar vermem. Üniversite yıllarında baba mesleğini amaç değil araç etmeye karar verişim ve piyasa denilen döngüye erken girmemden dolayı edindiğim izlenimlerim doğrultusunda yabancı dilin ne derece önem verilmesi gereken birşey olduğunu anlamam beni yurtdışına yöneltti.. İlk başlarda İngiltere mi Amerika mı sorusu kafamda dolaşsa da istediğim bölüm olan Shipping'in Londra'da kalbinin atması benim İngiltere'ye gitmeme sebep oldu. Dilimi geliştirmek adına Brighton'da 6 ay dil kursu aldım. Herkes gibi ilk başlarda ben de tedirgindim. İlk 2 hatta 3 ay yalnızlık hissine kapılıyor insan ama bu duvarı aşınca artık rahat bir şekilde ortama uyum sağlıyorsunuz. Brighton diyebilirim ki İngiltere'nin Bodrum'udur. Kozmopolit olan küçük bir sahil kasabası. Özellikle gece hayatıyla isim yapmış bir yer. Tavsiye eder miyim sorusunun cevabı kesinlikle EVET. Şu an yaşadığım şehir olan Londra'ya gelince; Londra iklimi her zaman yağışlı olan, insanları 7/24 eğlencede olan, underground'da 10 kişiden 8'inin farklı bir dil konuştuğu tarif edilmesi zor bir şehir. Dil eğitimi için kesinlikle Londra'yı tavsiye etmem kendi adıma. Neden diye soracak olursanız; Brighton gibi küçük kasabalarda insanlar daha birbirlerine yakın ve sıcak oluyorlar ve Londra'da Türklerle Türkiye'deki gibi yaşama ihtimaliniz yüksek. Ama biraz dilinizi geliştirip Londra'ya gittiğinizde bu nedense olmuyor. Hayata ötekiler gibi bakıyorsunuz. Şu anda London Metropolitan University MSc degree International Trade and Transport bölümündeyim ve çok memnunum. Eğer maddi olarak da böyle bir imkanınız varsa bunu yaşayın.
Katıldığı Program: SOAS University of London, BA Politics (2009 Eylül)
24/ 10/ 2009 Londra
Merhaba,
Tüm geçiş dönemlerinde olduğu gibi liseden üniversiteye geçiş de belirsizlik, kaygı ve bilinmezliklerle dolu bir süreçti. Öncelikle yurtdışında eğitim almaya karar vermemle başlayan bu süreç ve bu karar daha önce hiç deneyimlemediğim basamakları da beraberinde getiriyordu.
İlk belirlediğim, sosyal bilimler alanında öğrenim görmek istemem oldu. Oysa yeni mezunu olduğum Alman Lisesi, çok iyi bir sayısal eğitimi Alman ekolüyle beraber öğrencilerine sunduğu halde, sosyal bilimlerin merkezi olan İngiltere akademik ve sosyal alanlardaki çeşitliliğiyle tercih sebebim oldu.
ÖSS’ye girmeyerek, okulumun bana sağladığı Abitur diplomasını almam ile foundation yılını okumadan birinci sınıftan başlayacağım için, başvurularımı yapmak adına üniversiteleri belirlemem gerekti ve bu noktada okumak istediğim alan olan siyasal bilgilerin hangi üniversitelerde, ne şekilde öğretildiğini araştırdım. Benim için önemli olan, üniversite programının hangi konuları kapsadığı ve akademik programın nasıl işlendiği oldu. Bu noktada İngiliz eğitiminin bilginin öğrenciye akademisyenler tarafından doğrudan aktarıldığı değil, öğrencinin bilgiye yönlendirildiği bir sistemi desteklediğini gördüm. Pek çok ülkenin üniversitelerinde uygulandığı gibi büyük amfilerde öğretim görevlilerin aktif, öğrencilerin pasif olduğu bir anlayışın dışında, öğrencileri araştırma ve eleştirmeye yönlendiren öğrenci odaklı eğitim çok dikkatimi çekti.
Siyasal bilgiler alanında sunulan üniversite programlarını incelerken, School of Oriental and African Studies (SOAS) ‘in ne kadar farklı bir yere sahip olduğunu gördüm. Küresel iktidar yanlısı teorilerin, Avrupa merkezci bakış açılarının ilerisine giderek, öğrencilerine gerçek dünyanın kapılarını aralama şansı veren SOAS gerek alanında söz sahibi akademisyenleriyle, gerek çok kültürlü öğrenci profiliyle kibarlıkla marjinalliğin, hoşgörüyle çoğulculuğun buluştuğu Londra’da öğrencilerine sınırsız deneyim ve araştırma şansı sunuyor. Özellikle teorik yaklaşımların pratiğe dönüşmesinde üniversitenin Londra’nın merkezinde bulunuşu, University of London üyesi oluşu ve kalıpların dışından dünyayı görmeye çalışan öğrencileriyle SOAS, herkesin kendinden bir şey bulabileceği bir ortam.
Akademik çalışmaların yanı sıra, Londra’nın en aktif öğrenci birliklerinden birine sahip olan SOAS, sunduğu yeniliklerle beni her gün şaşırtmaya devam ediyor.
Afrika ya da Asya’da özel bir bölgesel uzmanlaşma isteğim olmadığı halde, ilerlemek için egemen görüşleri izlemek istemeyen benim gibiler için, SOAS bir eğitim ortamı olmakla beraber bir umut belki de.
Beni, kendileriyle tanıştığımdan beri hiçbir zaman yalnız bırakmayan, okul seçimimden vize işlemlerime kadar tüm aşamalarda kaygı dolu sorularıma son derece kibar, sabırlı ve profesyonelce yaklaşan tüm British Side ekibine, başta Pelin Akçay olmak üzere sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Belirsizliklerin gölgelediği bir dönemi güler yüzlülüğünüz ve yardımlarınızla aydınlattığınız için.
Son olarak, başka bir ülkeye gelmek, farklı bir dilde eğitim görmek, birçok yenilikle tanışmak önceleri yıldırıcı gibi gözükse de, farklı dünyalar tanımak, kendi dünyanızı da farklı ve özgün kılma şansı sunuyor ve uzağa gidişiniz aslında sizi kendinize yaklaştırıyor.
Sevgiler,
Işınsu Buluş
Katıldığı Program: University of York, MA Social Policy (2009 Eylül)
İngiltere’de eğitim görmek birçok öğrencinin olduğu gibi benim de hayalimdi. ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi’ni bitirip Ankara Üniversitesi’nde Avrupa Birliği üzerine yükseklisans yapmaya başladığımda, bu hayalin gelecekteki akademik hayatım için artık bir zorunluluk olduğuna karar verdim. Ancak İngiltere’deki üniversiteler ve programlar hakkında tamamen bilgisiz oluşum bu konuda adım atmamı geciktirdi. Böyle sıkışık bir zamanda Mayıs ayında bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine tanıştığım British-Side ekibi, bana fikir vermenin çok ötesinde yardımlarda bulundu. Üniversitelerle benim adıma yaptıkları yazışmalar, eşiğin birkaç puan altında kalan Toefl sonucumun üniversite tarafından kabul edilmesi için sarf ettikleri çabalar, vize başvurusundan en basit yurt yazışmalarına kadar her şeyi benim adıma yapmaları süreç boyunca ne kadar doğru kişilerle çalıştığımı gösterdi.
Daha önce hakkında çok fazla bilgiye sahip olmadığım York Üniversitesi’ne geldiğim ilk günden beri çok doğru bir seçim yaptığımı düşünüyorum. Binlerce yıllık geçmişi olan bir şehirde yaşamak, Türkiye’deyken kitaplarını okuduğum hocalardan bizzat ders alabilmek, kampüs gölünün kenarında kitap okuyabilmek, dünyanın dört bir yanından gelen öğrencilerle arkadaşlık kurmak, “Örgü Örme Topluluğu”ndan, “Ortaçağ Topluluğu”na kadar her türlü öğrenci topluluğunu destekleyen bir üniversite olduğunu görebilmek insanın ufkunu açıyor. Gördüğüm kadarıyla York Üniversitesi, akademik açıdan başarılı öğrenciler yetiştirme hedefinin yanı sıra açık fikirli ve sorgulayan bireyler yetiştirmeyi de öncelikleri arasına koyan bir üniversite. Böyle güzel bir okula gelmemde çok büyük emeği olan British-Side ekibine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum…
Katıldığı Program: University of Sussex, MA Philosophy (2009 Eylül)
İngiltere'de yüksek lisans eğitimi konusu ile ilgili olarak birçok üniversite üzerine araştırma yapma şansım oldu. Sonunda, felsefe ve sosyal bilimler alanlarında önemli olanakların sağlandığı Sussex Üniversitesi'ni tercih ettim.
Brighton'a ilk geldiğimden şu güne kadar, yaptığım tercihten gayet mutlu olduğumu belirtmeliyim. Üniversite eğitim için sağladığı olanaklar ile öğrencileri iyi bir şekilde donatırken, çeşitli etkinlikler ile de kültürel anlamda zenginleşmelerini sağlamaktadır. Üniversitenin içinde bulunduğu Brighton şehri kış aylarında sessiz küçük bir şehirken, yaz aylarında ise kalabalalık ve canlı bir şehir haline gelir. Her karakterde insan için uygun koşullar bulunmaktadır. Asırlık bir ağaç altında sessizce birkaç sayfa okumak da mümkün, yüksek sesli müzik ile saatlerce dans etmek de...
İngiltere'de herhangibir üniversite seçimi yapılırken çok özenli olmak gerektiğini düşünüyorum. Bunun nedeni İngiltere'de eğitim almak üzere giden birçok insanın kısa sürede geri döndüğüne tanık olmamdor. O yüzden yapılacak tercih istenilen eğitim programı, üniversitenin olanakları ve gidilecek şehrin durumunun gözetilmesi ile gerçekleştirilmelidir. Birçok insanın sandığının aksine üniversite tercihi işin en basit değil en zor noktasıdır. Okul veya okulları gidip görme olanaklarının hem yorucu hem de çeşitli nedenlerle zor olması, konu ile ilgili yardımcı olacak danışmanların bilgi, beceri ve tecrübesine bağlıdır.
Kendi adıma doğru bir tercih yaptığımı söyleyebilirim, ve tercihim sırasında bana yardımcı olan British Side ekibine, özellikle Pelin Hanım'a teşekkür ederim.
Umarım hayali İngiltere olan her öğrencimiz kendine uygun tercihi gerçekleştirebilir.
Katıldığı Program: Queen Mary, University of London, LLM (2009 Eylül)
İngiltere’de öğrenim görmek ve yaşamak çocukluğumdan beri hayalini kurduğum bir şeydi. Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra stajımı yaparken Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku yüksek lisansımın ders aşamasını tamamladım. Tez dönemine geçtiğimde yabancı kaynaklara erişmekte duyduğum sıkıntı ve diğer ülkelerdeki hukuk düzenlerinin merakıyla yurt dışında yüksek lisans yapmaya karar verdim.
Çocukluk hayalimin yanı sıra İngiltere’yi seçmemdeki sebep, Anglosakson ve Kıta Avrupası hukuk sistemlerini bir arada görmemi sağlayacak tek ülke olmasıydı. 1800’li yıllardan beri borsa faaliyetlerinin görülmesi ve bugün “Dünyanın ticaret ve finans merkezi” unvanına sahip olması, İngiltere’yi hukuk alanında yüksek lisans yapılabilecek en iyi yer haline getiriyordu. Kasım 2008’den itibaren okullar hakkında derin bir araştırma yapmaya başladım. Başvurduğum okullardan kabul gelmesine rağmen Queen Mary öncelikli tercihim oldu. LLM seçenekleri diğer okullardan daha fazla, dersler ve içerikleri oldukça zengindi. Ticaret Hukuku Çalışmaları Merkezi (Center for Commercial Law Studies), yetkin akademik kadrosu ve LLM sıralamasındaki yeri tartışmasız Queen Mary’i tercihlerim arasında ilk sıraya oturttu.
Bu süreçte aklımda olan sorulardan biri de okullara danışman aracılığıyla mı yoksa bireysel olarak başvurmanın mı daha doğru olduğuydu. Daha önceden yüksek lisans yapanlara danıştım, internetten araştırdım ve British Side ile yaptığım telefon görüşmesinden sonra kendileriyle yola koyulmaya karar verdim. Bugün başvuru sürecinde olup şu satırları okuyan arkadaşlara en büyük tavsiyem danışman aracılığıyla başvurmak olur. Çünkü İngilizceniz ne kadar iyi olursa olsun, teknolojiyi ne kadar iyi kullanırsanız kullanın, bu yolda en önemli şey TECRÜBE. Kabul mektubu ne zaman gelir, vize için gereken evraklar neler, vize randevusu nasıl alınır, hangi evraklar noterden onaylanacak, hangi bankada hesap açılmalı, nerede kalınmalı gibi şu an aklınıza gelemeyecek o kadar çok soruyla karşılaşıyorsunuz ki… O anda British Side’ın tecrübeli danışmanlarıyla tek bir telefon konuşması yapmanız yetiyor. Bireysel olarak başvurduğunuz okullara ilişkin sorularda okuldan mail cevabını beklerken danışmanınızdan sorunuzun cevabını anında alabilmek süreci oldukça hızlandırıyor ve diğer aşamalara çabucak geçmenizi sağlıyor.
Queen Mary’de yüksek lisans yapmaya karar verdikten sonra Jean Monnet bursuna başvurdum. Zorlu bir yazılı ve sözlü sınavdan sonra bursu almaya hak kazandım. Ancak, araştırdığınız da göreceksiniz ki bu bursu almaya hak kazanmak yeterli olmuyor, zira Komisyonun gitmek istediğiniz okulu ve programı onaylaması gerekiyor. Kazandığımı öğrendiğim gün Komisyona Queen Mary’e ilişkin evraklarımı gönderdim ve tam 5 gün sonra Komisyon tarafından okulun ve programın onaylandığı haberini aldım. Bu da benim açımdan okul ve program konusunda isabetli bir seçim yaptığımın diğer bir göstergesi oldu.
Ben, yolun henüz başında olan LLM adaylarına bu yoğun ve çok aşamalı süreçte başarılar diliyorum ve son derece tecrübeli ve ilgili British Side ekibiyle yola devam etmelerini öneriyorum.
Katıldığı Program: King's College London, MSc Public Services Policy & Management ve Pre-sessional Course (2009 Eylül)
Öncelikle Londra'da eğitim almaya karar verdiğim andan itibaren okullar konusunda beni çok doğru yönlendiren ve başvuru sürecindeki yazışmaların tümünü yürüterek King's College London'dan kabul almamda büyük emeği olan British Side Danışmanlığa çok teşekkür ederim.
Londra'da okumanın getirdiği ilk ayrıcalık: çok farklı kültürlere sahip insanlarla arkadaşlık ediyor olmaktır. Bu da benim değişik yaklaşımlar arasında uzlaşmacı bir yapıyla denge kurabilmemi ve tarihsel gelişmelere farklı açılardan yorum getirebilmemi sağlamıştır. Bu sebeple, benim gibi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunu olan ya da uluslar arası alanda çalışacak arkadaşlara Londra'da eğitim almalarını çok tavsiye ederim. Bunun yanında dünyanın en iyi 25 üniversitesinden biri olan King's College London'da eğitim almanın iş hayatında ve akademik alanda çok fazla getirisi olacağı inancındayım.
Eğitim konusundaki artılarının yanı sıra King's College London, Londra'nın merkezinde olması dolayısıyla öğrencilerine sanatsal ve kültürel organizasyonları yakından takip etme fırsatı tanımaktadır. Okulun öğrenci birliği, kariyer servisi ve uluslararası ofisinin danışmanlık hizmetinden ve yönlendirmelerinden de çok memnunum. Yurt dışında eğitim almak isteyen arkadaşlara başarılar diler ve bu konuda çok doğru yönlendirilmiş olmam sebebiyle British Side Danışmanlığa güvenmelerini öneririm.
Katıldığı Program: Cardiff University, MA International Journalism (2009 Eylül)
Cardiff'e ilk geldiğinizde ve birileriyle tanışıp size şehir merkezini gösterdiklerinde çok şaşırıyorsunuz. İlk zamanlar üniversitenin içinde yaşadığınızı düşünüyorsunuz, ancak daha sonra bu şehirde başka insanların da yaşadığını anlıyorsunuz. Cardiff tam bir öğrenci-eğlence şehri. Üniversitesi de bir o kadar öğrenci için çalışıyor; tek dikkat edilmesi gereken bazı bölümleri çok güçlüyken bazı bölümlerinin daha geri planda kalmasi, o yüzden tercih ederken kesinlikle iyi araştırılmalı. Herşey öğrenci için olduğundan yurt, ev, yemek, saat, eğlence konularının hiç birinde sıkıntı yok; İngiltere'nin genelinden zaten daha ucuz (ve daha az yağmurlu ve daha sıcak) olduğunu da söylemekte fayda var. Ve şehre geldiğinizde uluslararası bir ortam bulacağınızdan emin olabilirsiniz. Eğer okumak istediğiniz bölüm Cardiff'de güçlüyse, Cardiff'i tercih edin; çünkü bölümden çok daha fazlasını bulma şansınız yüksek.
Katıldığı Program: University of Sussex, International Summer School 2009
Merhaba,
Genel olarak herşey iyiydi, dersler öğretici, öğretim elemanı da konusuna hakim biriydi. Sınıfta toplam 8 kişi vardı ancak 1 kişi daha sonra başka bir derse geçtiği için dersleri 7 kişi yaptık. Sınıftakilerden 4 tanesi University of California öğrencisiydi. Onun dışında 1 kişi Nijerya'dan, 1 kişi de İran'da öğrenim gören Japon bir öğrenciydi. Eğitim seviyeleri hakkında aslında çok bir şey diyemem, çünkü diğer öğrenciler derste pek soru sorup, kendi düşüncülerini söylemiyorlardı, class participation düşüktü (ben diğer tüm öğrencilerin toplamından muhtemelen daha fazla konuşmuşumdur) Presentationlar'da ise genellikle bir makalenin özetini çıkarıp, bazıları power point'le de göstererek yaptılar, ancak İngilizcenin anadillleri olması avantajı dışında, genelde ne çok iyi ne de kötü diyebileceğimiz düzeydeydiler.
İleride Sussex Üniversitesi'nde yaz okulu okuycak öğrenciler, eğer üniversitelerinde ortalama düzeyde bir öğrenciyseler, rahatlıkla Sussex Üniversitesi'nde yaz okulu okuyup, geçerli bir not alırlar; Türkiye'deki ingilizce öğrenim veren okullardaki, ortalama üstü, iyi bir gpa'ye sahip öğrenciler ise, dersi geçmekle kalmayıp, kolayca iyi bir notta alabilirler. Benim sınıfımda 1 kişi okulu bitirmek üzere olan kişiydi, diğerleri 2. ve 3. sınıf öğrencileriydiler.
Eğitim seviyesi hakkında ise, Bilgi'de de İngilizce dersleri işlediğimiz için pek bir zorluk çekmedim, (tabii dersin sınavı olmamasının verdiği rahatlığı da göz önüne almak gerek), yani dediğim gibi gidecek diğer öğrenciler de rahatlıkla dersi anlayabilir. Presentation ve paper hazırlama konusunda, sadece zaman sorun oldu. Malum hazırlamadan önce okuma yapmak gerekiyor. Özetle fazla yorucu ve zorlayıcı değildi.
Son olarak da diğer gidecek öğrencilere tavsiyelerde bulunmak istiyorum. (Paragraf paragraf değilde madde madde halinde olacak ama neyse:) )
- Öncelikle gideceğiniz yeri çok gözünüzde büyütmeyin, ya da çok zor olacak diye düşünmeyin. Türkiye'deki ortalama seviyede bir öğrenci de rahatlıkla (eğer iyi bir İngilizcesi de varsa) Sussex'de okuyabilir. Türkiye'nin iyi üniversitelerinde okuyan ortalama üstü bir öğrenci ise rahatlıkla iyi bir notla dönebilir.
- Oraya gitmeden önce dersi ve dersin kitaplarını araştırın. Dersin 'core kitabı' denilen kitap, okumanız gereken, üzerinden dersin işleyişini takip edeceğiniz kitap. Ben bu kitabı kendi üniversitemin kütüphanesinde bulup gitmeden önce fotokopi çektirmiştim, bu sayede hem ilk derse hazırlıklı gelmiş oldum, hemde orada ayrıca kitap almak durumunda kalmadığım için maddi kazancım oldu.
- Yapılacak gezilere katılmak istiyorsanız, daha gitmeden ya da gittiğinizin 1. günü isminizi yazdırın. Bunların kontejanları hemen doluyor.
- Okulun içinden otobüsler kalkıyor ve şehir merkezine (Brighton) kolayca gitmek mümkün. Ancak diğer bir şehire (örneğin Londra'ya) gidip gezicekseniz, dönüş saatlerinizi iyi ayarlayın çünkü gece belirli bir saatten sonra otobüs ya da tren olmuyor.
- Yazacağınız paper'da yazım hatası olmamasına, introduction-yazacağınız konu-conclusion şeklinde yazmaya, olabildiğince çok kaynaktan yararlanıp, bunlara referans vermeye dikkat edin. Zaman problemi yaşamamak içinse en az 1 hafta önce paperınızı yazmaya başlayın.
- Son olarak da bol bol gezin, tatilinizin tadını çıkarın:))
Üstün Yazar
Katıldığı Program: Kings College London, MSc Advanced Software Engineering ve Pre-sessional (2009 Haziran - Eylül)
Öncelikle King's College gibi bir okuldan kabul almamdan İngtere'den vize almama kadar her konuda destek ve danışmanlığını aldığım ve hala almaya devam ettiğim British Side Danışmanlığa teşekkür ediyorum. King's College dünya çapına tanınan saygın bir okul. Ben presessional eğitime geldiğim ve burada geçirdiğim 1,5 aylık sürede okuldaki eğitimimden son derece memnunum. Kurs içeriği akademik eğitimde öğrencilerin ihtiyac duyacağı akademik ingilizceyi geliştirme amaçlı olarak nasıl akademik yazı yazılır, nasıl araştırma yapılır gibi konula içermekte. Okulun kampüsü Londra'nın tam merkezinde. Thames nehri kenarında oldukça büyük birkaç binanın birleşmesinden oluşuyor (Sadece Strand Kampüs için konuşuyorum). Oldukça modern ve her türlü imkana sahip. Londra büyük tarihi ancak bir o kadarda modern bir şehir. Gezilicek yapılacak bir çok yer ve aktivite mevcut. İnsan bu şehirde parası olduğu sürece asla sıkılmaz. Parası diyorum çünkü diğer İngilere şehirlerine göre Londra biraz pahalı. Ama istanbul'da yaşayan ve burada Londra dışında okuyan diğer arkadaşlarım göre Londra kendi şehirlerini yanında oldukça önde. Konaklama bakımından da Londra merkezinde konaklama ücretleri ucuz değil. Ben King's'in yurdunda kalmaktayım ve yurdun imkalarından oldukça memnunum. Pre-sessional döneminden sonra da ilk tercihim King's konaklaması olacak. Yurtdışında eğitim almayı düşünen herkese başarılar dilerim.
Katıldığı Program: Queen Mary, University of London, LLM & Pre-sessional Course (2009 Eylül)
Her geçen gün rekabetin arttığı hukuk alanında farklı olabilmek adına yurtdışında hukuk yüksek lisansı yapmaya karar verdim. Queen Mary Üniversitesi'nin sunmuş olduğu birçok ders seçeneği ve İngiltere'de hukuk eğitiminde üst sıralarda yer alması burada hukuk yükseklisansı yapmamda çok etkili oldu. British Side, Queen Mary Üniversitesi'ne başvuru sürecimde ve vize aşaması dahil bana en iyi şekilde yardımcı oldu ve sorularıma en kısa sürede cevap vererek başvuru sürecini çok rahat geçirmemi sağladı. Yurtdışında eğitim görecek arkadaşlara mutlaka bu konuda deneyimli bir danışmanlık şirketi yardımı ile istedikleri okullara başvurmalarını tavsiye ediyorum.
Katıldığı Program: University of Surrey, MSc International Business Management (2008 Eylül)
Öğrencimiz Buğra Şarman'ın İngiltere'deki eğitimi hakkında sorduğumuz bazı sorulara cevapları:
1- İngiltere’de yüksek lisans eğitiminizi bir Türk öğrencinin gözünden anlatır mısınız?
İngiltere'de eğitim sistemi Türkiye ile karşılaştırıldığında bazı farklılıklar göze çarpmakta. Öğrenim hayatlarına İngiltere'de devam etmeye karar veren arkadaşlar göreceklerdir ki; özellikle benim de öğrenim gördüğüm işletme alanında dersler genellikle temel kavramlar ve bu temel kavramların pekiştirilmesi amacıyla verilen örnek vakalardan oluşuyor.
Derslerde başarılı olabilmek ise düzenli bir ders programına sahip olup, gerekli araştırmaları yapmaya ve makaleleri okumaya bağlı. Bunları yaptıktan sonra zaten yorum temelli sınavlarda ekstra çaba sarf etmeniz gerekmiyor. Yalnız şunu da belirtmekte yarar var İngiltere'ye gelen arkadaşlar yine de başarı notlarını, Türkiye'de alışmış oldukları sonuçlara nazaran düşük bulabilirler. Buna hazırlıklı olmalarını tavsiye ediyorum.
Ayrıca yüksek lisans eğitimi aldığınız bölüm dersleri, sizleri yaz döneminde hazırlayacağınız tez çalışmanıza hazırlamakta ve hem konu hem de içerik açısından önem arz etmekteler.
Ayrıca, kariyerim açısından önemli bir adım olarak gördüğüm; İngiltere’de yüksek lisans eğitimi kararımı almamda bana en çok "British Side" yardımcı olmuştur. Kendileri ile yakın ilişki içinde bulunmanızı tavsiye eder, size her zaman içtenlikle yardımcı olacaklarını belirtmek isterim.
2- Eğitim gördüğünüz programda ortalama kaç öğrenci var?
University of Surrey'de International Business Management dalında yüksek lisans eğitimi görüyorum. Bölümümde ortalama 70 öğrenci var ancak bazı temel derslerde diğer bölümlerle ortak dersler de alınmakta ve yaklaşık 200 kişi ile ders görülmekte. Öğrencilerin yarısından çoğunu Çin ve Hindistan'dan gelen öğrenciler, bir sonraki grubu Yunanistan’dan, Türkiye’den, Nijerya’dan gelenler oluşturmakta. Listenin sonunu Kanada, İngiltere ve Avrupa’nın diğer ülkelerinden gelen arkadaşlarımız oluşturmakta. Biz, aynı bölümde okuyan 5 Türk arkadaştık. Ancak ortak ders aldığımız arkadaşlarımızı da katarsak 10 civarında Türk arkadaşımız vardı. Kampüste farklı derecelerde eğitim gören yaklaşık 30-40 Türk öğrenci bulunmakta idi.
3- Okulunuzun sunduğu konaklama olanaklarından memnun kaldınız mı?
Konaklama olanaklarından oldukça memnun kaldım. Ben kampüs içinde konakladım ve en çok 5-10 dakika içinde istediğim her yere ulaşabiliyordum. Genellikle master öğrencisi olarak kendinize ait bir odanız ve banyonuz bulunmakta, başka seçenekler de mevcut. Mutfaklarda da kendinize ait dolabınız, ortak kullanabileceğiniz fırın, ocak, mikrodalga, buzdolabı, derin dondurucu, ütü gibi bir çok ihtiyacınızı karşılayacak donanım mevcut. Ayrıca ortak alanlar her hafta sizin için temizleniyor.
4- Eğitim aldığınız üniversitenin sosyal olanaklarından yararlandınız mı?
Surrey'de yaşam çok rahat ve eğlenceli. Gerek kampüs içi gerekse kampüs dışında neredeyse haftanın her günü mutlaka bir parti organizasyonu var. Sosyal ve Spor etkinlikler de burada sayılamayacak kadar fazla. Havuz, Gym, Squash, basketbol, futbol, kürek, kriket, yoga… Liste epeyce uzun. Yok benim sporla aram pek iyi değil ben zamanımı gezerek geçireceğim derseniz Londra'ya yakınlığı açısından Surrey çok avantajlı bir Üniversite. Trenle yalnızca 35 dakika.
5- Master eğitiminiz sonrası planlarınız nedir?
İngiltere’de öğrencilik hayatından sonra tanınan 2 yıllık çalışma iznini alıp, bir süre İngiltere'de kalmayı ve iş hayatımı İngiltere'den başlayarak planlamayı düşünüyorum.
6- Master için İngiltere’yi diğer ülkelere göre seçme nedeniniz nedir?
En önemli nedeni, Master programlarının full-time olarak toplam bir sene içerisinde bitmesi ve İngiltere'deki yeni yürürlüğe giren kanunla İngiltere'de yüksek lisans eğitimi görmüş öğrencilere tanınan 2 senelik Tier-1 oturma ve çalışma izni olması.
7- İngiltere’de yüksek lisans eğitiminizin size katkılarını kısaca belirtir misiniz?
Öncelikle, bir Türk öğrenci olarak yurtdışında yüksek lisans eğitimi görmek birçok ülkeden arkadaşım olmasını sağladı. Derslerimle ilgili birçok grup çalışmasını gerektiren ödevler, farklı milletlerden insanlarla birlikte çalışma ve iletişim yeteneklerimi geliştirmemde büyük rol oynadı. Bir diğer yönü de ezbere dayalı değil, bilgiye ve yoruma dayalı eğitim görmek düşünce tarzımı oldukça değiştirdi ve geliştirdi. Ayrıca İngilizceyi konuşma, anlama ve yazma becerim önemli derecede gelişti.
8- İngiltere’de master yapmak isteyen öğrencilere tavsiyeleriniz nedir?
Hızlı ve her yönden dolu dolu geçecek yeni bir yıla hazırlıklı olsunlar. Buradan alacakları eğitim onlara hayatlarında birçok kapıyı açacak ve güzel anıların yaşanacağı bir yıl sonunda ne kadar doğru bir seçim yaptıklarını görecekler.
Katıldığı Program: University of Sussex, MA Contemporary European Studies (2009 Eylül)
Öğrencimiz İclal Arguç'un İngiltere'deki eğitimi için başvuru işlemleri hakkında sorduğumuz bazı sorulara cevapları:
1- Master icin egitim alacaginiz Sussex Universitesi’ni secme nedenleriniz nedir?
Sussex Üniversitesi'ni eğitim danışmanım önerdikten sonra araştırmaya başladım ve mezun olduğum bölüm olan siyaset biliminde, uluslararası alanda adı geçen bir okul olduğunu gördüm. Ancak bu üniversiteyi seçmemdeki en büyük etken Yıldız Teknik Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü Öğretim üyesi Yrd.Doç.Dr.Burak Ülman'ın değerli tavsiyesidir. Akademik kariyere devam etme kararı almam halinde Sussex Üniversitesi'nin benim için çok iyi bir referans olacağına emin olduktan sonra başvurduğum diğer okullardan da kabul geldiği halde Sussex Üniversitesi’ni tercih ettim.
2- İngiltere öğrenci vize başvurunuz için yaptığınız hazırlıklardan biraz bahseder misiniz?
İngiltere öğrenci vize işlemlerine başlamadan önce ilk olarak pasaportumun süresini uzattım ve gerekli belgeler olan, başvuru formu, üniversiteden vize mektubu, vesikalık fotoğraf, vukuatlı nüfus cüzdanı örneği, bankadan maddi durumumu gösteren belge ve pasaportumun 1-4.sayfalarının fotokopilerini hazırladım. Randevu günü belgeler ve harç ücreti ile aracı kuruma gittim. Direkt olarak İngiliz Konsolosluğu olmadığı için işlem akışı çok daha rahat geçti diyebilirim. İlk olarak belgelerim gözden geçirildi, sonra tek tek belgeler incelendi ve birkaç soru soruldu, ardından parmak izi vermek ve harcımı yatırmak için başka bir odaya geçtim. İşlem akışı çok düzenli ve 30 dk içinde bitiyor. 12 iş günü sonuda pasaportumu alabileceğimi kurumun web sayfasından öğrendim ve ertesi gün teslim aldım.
3- Vize işleminiz ne kadar sürede tamamlandı, başvuru işlemleri konusunda bir kurumdan yardım aldınız mı?
Belgelerimi toplamak ve başvuru yaptıkta sonra beklediğim süre ile toplamda 3 hafta kadar sürdü vize başvurum. İşlemler esnasında British Side isimli kurumdan yardım aldım, özellikle en önemli kısım olan başvuru belgesinin doldurulması aşamasını birlikte gerçekleştirdik ve başvuru sürecinde devamlı iletişim halindeydik.
Katıldığı Program: University of Reading, MSc International Business and Finance (2008 Eylül)
Öğrencimiz Onur Esin'in İngiltere'deki eğitimi hakkında sorduğumuz bazı sorulara cevapları:
1- İngiltere’de yüksek lisans eğitiminizi bir Türk öğrencinin gözünden anlatır mısınız?
Master programı 1 yıllık yoğun program olduğu için final sınavı dönemine kadarki zaman çalışarak geçti. Her ders için yazılan essayler ve ders konularının ve pratik çalışmaların grupça tartışıldığı tutoriallar Türkiye'deki eğitim sisteminden farklılık olarak öne çıkıyor. Tabii bu çalışmalar insanın dersten kopmamasını, özellikle derslere hazırlıklı gelinmesini ve sınav dönemlerinde tekrar yaparken kolaylık sağlıyor. Yaz dönemi hazırladığım proje bir grup projesi ve aynı konu altında her grup üyesinin farklı bir sorusu var. Sonunda yapılacak sunum ise bir ahenk içinde olacak ve sunum ve grubun genel durumu değerlendirmeyi %60 etkliyecek. Bu çalışma iş hayatına bir hazırlık olarak görülebilir.
2- Eğitim gördüğünüz programda ortalama kaç öğrenci var?
Iktisat fakültesinde 5 Türk öğrenci var. 2 tane Ingiliz olmasına karşın genelde de Ingiliz master öğrencileri çok az sayıda. Genelde Asyalılar (Çin, Tayvan) çoğunlukta olmakla birlikte, 10 tane Yunanlı, 10 tane Nijeryalı bulunmakta.
3- Okulunuzun sunduğu konaklama olanaklarından memnun kaldınız mı?
Kaldığım yurt yemekli olduğu için çok memnundum. Eğer master yapılmak için gidiliyorsa ve sessiz bir ortam isteniyorsa lisans öğrencilerinin kaldığı yurtlarda kalmamak gerekir. Yemekli yurtlar ise alışverişle uğraşmamak için tercih edilebilir. Yemek türü konusunda Türkiye ile çok farklılık yok ve bayağı çeşit yemek çıkıyor.
4- Master için Ingiltere’yi diğer ülkelere göre seçme nedeniniz nedir?
Masterı Ingiltere’de yapmayı tercih etmemim ilk sebebi dayımın burada yaşaması ikincisi ise Ingilizcemi geliştirmek.
5- İngiltere’de yüksek lisans eğitiminizin size katkılarını kısaca belirtir misiniz?
Ingilizcenin gelişimi dışında iş terimleri de İngilizce görmüş oldum. Ayrıca edindiğim sosyal çevre de beni memnun etti.
6- İngiltere’de master yapmak isteyen öğrencilere tavsiyeleriniz nedir?
Ingiltere’de master yapmak masraflı ve yüzlerce okul var. İlerde yüksek kariyer hedefi olan insanlar öylesine master yapmak için herhangi bir üniversiteye gelmesinler, iyi bir üniversite olursa gelsinler çünkü burada kötü okulların bir repütasyonu yok.
Katıldığı Program: Queen Mary, University of London, International Foundation Programme in Social Sciences, Law, Arts and Humanities (Eylül 2008)
As an international student from Turkey, I was apprehensive about coming to London. However, I think that the year I’ve spent at Queen Mary has been one of the best in my life. The International Foundation Programme in Social Sciences has helped me improve my English, as well as develop reading, research strategies and presentation skills which are fundamental for academic and professional life. Our
lecturers were always helpful and very keen to share their knowledge
with us.
Apart from academic life, my time at the Mile End Campus has been truly excellent. The halls of residence are comfortable, and my flatmates are very nice people. At Queen Mary, I found a
wide variety of clubs and societies which are a fantastic way of both meeting with people from other degree programmes.
Katıldığı Program: University of Surrey, MSc Clinical Biochemistry(2008 Eylül)
Öğrencimiz Sinem Kaya'nın İngiltere'deki eğitimi hakkında sorduğumuz bazı sorulara cevapları:
1- Yüksek lisans eğitiminizin program içeriğinden (sunulan dersler, modüllerin yapısı...gibi) ve üniversitenizdeki akademisyenlerden memnun musunuz?
Evet, memnunum. Sadece dersler çok yoğun ve kendimize ayıracak vaktimiz nerdeyse hiç yok.
2- Eğitim gördüğünüz bölümde ortalama kaç öğrenci var? Türk öğrencilerin sayısı nedir, başka hangi milliyetlerden öğrenciler var?
22 öğrenci var. Tek Türk öğrenci benim. Arap, Lübnanlı, Yunan, Bruneili, Hint ve İngiliz.
3- Üniversitenizin konaklama olanaklarından memnun musunuz? Yurdunuzun özellikleri nasıl? Hangi milliyetten öğrencilerle kalıyorsunuz?
Evet konaklama çok iyi. Yurdumdan çok memnunum. Türk, Lübnanlı, Hint, Mexikalı ve İngiliz öğrencilerle kalıyorum.
4- Üniversitenizin sosyal olanaklarınızdan memnun musunuz (spor, sosyal, sanat aktiviteleri)?
Sosyal olanaklar gerçekten de iyi.
5- Okul başvurunuz konusunda British Side olarak bizlerden aldığınız destek konusunda düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?
British Side gerçekten de bana cok yardımcı oldu. Özellikle Pelin Hanım’a minnettarım.
6- İngiltere’de eğitiminiz ile ilgili eklemek istediğiniz diğer konuları belirtir misiniz?
Çok yoğun bir eğitim programları var, bizim eğitim istemimizden çok farklı ve 1 senelik bir master programı olması da yoğun olmasının en büyük nedeni olsa gerek.
Katıldığı Program: Queen Mary, University of London, LLM (2008 Eylül)
İngiltere’de LLM yapmak lisans yıllarımdan beri istediğim gerçekleştirmeye çalıştığım bir hedefti. Hedef olması bir yana Queen Mary College’da LLM yapmak ve bunu burs alarak gerçekleştirmek bir hayaldi aynı zamanda… Bu sene bu hayali gerçekleştirmenin mutluluğu içindeyim.
Bu hayali gerçekleştirmemde gerçekten istediğim bir şeyi yapma azmi biraz tesadüf yanında British Side’ın önemli katkısı oldu.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olup, avukatlık stajımı bitirdikten sonra LLM ile ilgili gerekli araştırma ve başvuru işlemlerine başladım, uzmanlaşmak istediğim uluslararası ticaret hukuku alanındaki programları ve üniversiteleri tarayarak başvurularımı tamamladım.
Bu konuda sadece internetten bilgi alabildiğim için başvurmak istediğim okullar ve programlarını incelemek başvuru koşullarını tamamlamak özelikle amaçlarımı açıklayan bir yazı (statement of purpose) yazmak oldukça stresli ve zor bir süreçti. Başvurduğum okullardan kabul almıştım fakat yüklü mali külfeti nedeniyle yurt dışında eğitim masraflarımı karşılamayacağım için aynı süreçte başvuru yaptığım Birtish Council Chevening bursunun mülakat aşamasında elenmiştim. Bu nedenle LLM hedefimi bir kenara koyup çalışmaya başladım.
Çalışma hayatımdan son derece memnun olmakla birlikte LLM yapmayı gerçekten çok istediğim için ve eğer olmayacaksa dahi vazgeçmeden önce “bu amaç uğruna elimden gelen her şeyi yaptım” demek adına başvuru ve burs işlemleri işleri için tekrar kolları sıvadım.
Bu sırada geç de olsa fark ettim ki tanınmış üniversitelerin temsilcilerinin ve uzman danışmanların yurtdışında eğitimi almak isteyen gençler ile buluştuğu akademik fuarlar düzenleniyor ve bu fuarlarda tanıştığınız görüştüğüz bu kişilerden yurtdışında eğitim, üniversiteler ve sundukları programlar, başvuru kriterleri ve benzeri konularda çok önemli bilgiler alabiliyorsunuz. Ayrıca eğitim danışmanlığı yapan bu uzman kadroların desteğinde gerek başvuru öncesi gerekse de başvurunuz kabul edikten sonra yapılması gereken işlemler hakkında her türlü soru ve sorunlarınıza da yanıt bulabiliyorsunuz.
Benim hedefimde özellikle eğitim kalitesi açısından alanında gerçekten ünlü olan Queen Mary College’da LLM yapabilmek vardı. Ankara’da düzenlenen Akare akademik fuarına katıldım ve Queen Mary’inin Türkiye’de temsilciliğini yürüten British Side ve Queen Mary admissions office görevlileri ile tanıştım. Daha önce başvurduğumu ve kabul aldığımı belirttim. Bana Queen Mary, Center for Commercial Law Studies tarafından uluslararası öğrencilere burs verildiğini ve şansımı denemem gerektiğini söylediklerinde gerçekten böyle bir imkanı keşfettiğim için çok sevindim. Her ne kadar daha önceki başvuru aşamalarından internet sitelerini ezbere biliyor hale geldiysem de bu önemli bilgiyi es geçmiştim.
Nisan ayında başvurumu yeniledim ve tekrar kabul aldıktan sonra mayıs öncesi söz konusu bursa başvurdum. Burs başvurusunun kilit noktası olan burs için hazırlamam gereken başvuru yazısı üzerinde gerçekten çok uğraştım. Kendini ifade etmenin ve tanıtmanın en önemli yolu olan bu mektubun üniversitelere kabul edilme aşamasında da bursa başvuran öğrenciler için burs değerlendirmesinde de çok önemli bir ölçüt oluşturduğunu düşünüyorum.
Queen Mary’den öncelikle mail daha sonra resmi mektup ile bursu kazandığım haberi geldi. Gerçekten çok sevindim hatta uzun bir süre inanamadım. Daha önce kulak asmazdım ama hayatta bir şeyi yürekten isteyip çabaladığında dilekler gerçekten gerçek oluyormuş…. Bence en önemli itici güç bu…. Zira etrafınızda size her konuda destek olan aile ve dostlarınızın yanı sıra uzman kişilerin de yardımı ile yurt dışında eğitim hedefinizi gerçekleştirmek an meselesi…
Av. Ferda DUMRUL
Katıldığı Program: University of Surrey, MSc International Economics, Finance and Development (2008 Eylül)
Öğrencimiz Mithat Şahinci’nin İngiltere'deki eğitimi hakkında sorduğumuz bazı sorulara cevapları:
1- Yüksek lisans eğitiminizin program içeriğinden (sunulan dersler, modüllerin yapısı...gibi) ve üniversitenizdeki akademisyenlerden memnun musunuz?
Eğitimin içeriğinden ve akademisyenlerden genel olarak memnun olmakla birlikte ikinci dönem alınan seçmeli derslerin daha geniş bir skaladan seçilebiliyor olmasını tercih ederdim. 3 seçenek arasından 2 seçmeli ders seçmek zorundayım. Seçenekler bana biraz kısıtlı geliyor.
2- Eğitim gördüğünüz bölümde ortalama kaç öğrenci var? Türk öğrencilerin sayısı nedir, başka hangi milliyetlerden öğrenciler var?
Ekonomi departmanı altında 4 ayrı MSc programı var. Toplam 50 civarında öğrenci bulunmakta. Donem boyunca alınan 10 dersin 5-6 tanesi ortak alınmakta. Ekonomi bölümünde master yapan benimle birlikte 4 Türk öğrenci var. Ağırlıklı olarak Yunan, Çinli, Hint öğrenciler olmakla birlikte pek çok değişik ülkeden öğrenci var. Ancak Yunanistan dışında diğer Avrupa ülkelerinden fazla öğrenci yok.
3- Üniversitenizin konaklama olanaklarından memnun musunuz? Yurdunuzun özellikleri nasıl? Hangi milliyetten öğrencilerle kalıyorsunuz?
Konaklama imkânlarından genel anlamda memnunum. Tek kişilik en suite odada kalıyorum. 6 oda bir mutfağı paylaşıyor. Benim katımda Çinli, Yunan, İspanyol ve Nijeryalı öğrenciler var. Kaldığım oda ve yurt konusunda bir şikâyetim şu ana kadar olmadı.
4- Üniversitenizin sosyal olanaklarınızdan memnun musunuz (spor, sosyal, sanat aktiviteleri)?
Sosyal olanaklardan genel anlamda memnunum.
5- Okulunuzda uluslararası öğrencilere sunulan servislerden memnun musunuz?
Okula ilk geldiğim gün havaalanında karşılama olması iyiydi. İlk hafta yine uluslar arası öğrencilere yönelik toplantı ve partiler düzenlendi. Okulda bir yabancı öğrenci ofisi bulunmakta ancak şu ana kadar çok irtibatım olmadı.
6- Okul başvurunuz konusunda British Side olarak bizlerden aldığınız destek konusunda düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?
British Side ekibine okul başvurusu ve okuldan kabul alma sürecinde göstermiş olduğu destek ve yardımseverlik için çok teşekkür ediyorum.
7- İngiltere’de eğitiminiz ile ilgili eklemek istediğiniz diğer konuları belirtir misiniz?
Londra’ya yakın bir okulda okuyor olmaktan ayrıca memnunum.
Katıldığı Program: University of Surrey, MSc International Business Management (2008 Eylül)
Öğrencimiz Ünal Şadi Ünal'ın İngiltere'deki eğitimi hakkında sorduğumuz bazı sorulara cevapları:
1- Yüksek lisans eğitiminizin program içeriğinden (sunulan dersler, modüllerin yapısı...gibi) ve üniversitenizdeki akademisyenlerden memnun musunuz?
Modüller gayet yerinde ve bölümlerle ilgili akademisyenlerden ise özellikle derslere hazır gelmeleri ve anlaşılır İngilizceleri yönünden memnunum fakat bizden ciddi şekilde çok şeyi bilmemizi, sınavlarda ve ödevlerde bunları göstermemizi istiyorlar.
2- Eğitim gördüğünüz bölümde ortalama kaç öğrenci var? Türk öğrencilerin sayısı nedir, başka hangi milliyetlerden öğrenciler var?
100 öğrenci var toplamda, 6 Türk öğrenci bulunuyor. Bunun dışında yarıdan fazlası Uzakdoğu ülkelerinden gelen öğrenciler, ikinci büyük kalabalık ise Yunanlılar onlar da 30 civarı, az sayıda Hintli, 1 - 2 adet Kanadalı ve 3 - 4 Avrupa Birliği üyesi ülkelerden ve 1 adet de İngiliz öğrenci var.
3- Üniversitenizin konaklama olanaklarından memnun musunuz? Yurdunuzun özellikleri nasıl? Hangi milliyetten öğrencilerle kalıyorsunuz?
Evet konaklama olanakları gayet iyi, bir apart dairede 6 kişi kalıyoruz, herkesin odasında banyo tuvalet var ve 6 kişi yeterli büyüklükteki mutfağı ortak kullanıyoruz. Manor Park son yapılan yurt olduğu için hem lüks hem de daha yeni bir yurt.
4- Üniversitenizin sosyal olanaklarınızdan memnun musunuz (spor, sosyal, sanat aktiviteleri)?
Okulun içinde spor salonu var çok fazla büyük olmasa da yeterli bir kompleks, fitness ve gym hizmeti veriyor onun dışında çoğu okulda olan kapalı havuz yok. Okulun içinde büyük bir disko var onun yanında bizim sürekli gittiğimiz öğrenci birliğinin işlettiği restoran cafe bar var.
5- Okulunuzda uluslararası öğrencilere sunulan servislerden memnun musunuz?
Okulda herkese aynı servisler sunulduğu için İnglizlerden farklı veya eksik bir servis almıyoruz.
6- Okul başvurunuz konusunda British Side olarak bizlerden aldığınız destek konusunda düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?
En önemlisi beni fazla oyalamadan gerçekçi bir yaklaşımla gidebileceğim okullar konusunda beni bilgilendirip, yönlendirdiniz. Bu tarz başvuru süreçlerinde, çok çabuk sıkılan biri olarak evrak toplama, yollama işleri gözümde çok büyüyordu fakat siz bu süreci benim için çok kolay ve hızlı aşılabilen bir hale getirdiniz.
7- İngiltere’de eğitiminiz ile ilgili eklemek istediğiniz diğer konuları belirtir misiniz?
İngiltere'de yüksek lisans eğitimi ciddi bir şekilde yürütülüyor, dersler ve ödevler çok zaman alıyor. Onun dışında eğitim öğrenci odaklı çok fazla boş süreniz oluyor, bu zamanı en iyi şekilde değerlendirmek lazım.
Katıldığı Program: Hilderstone College, Intensive English/ Pre-University Course (Kasım 2008 - Haziran 2009)
Hello,
Before starting to write about my experience in the UK, I’d like to tell a few things. Firstly, I am really thankful to Selin Akçay and British Side Foreign Education Consultant team and I must have been very lucky to meet with them. Secondly, I think, they are so patient because I am awkward person to deal with. In fact, I probably asked many questions about the college in which I am studying now, my hostfamily which I am living with now and my university in which I am going to study next year. They have never given up solving my problems, helping me and contacting with me during my course. Lastly, one day, they asked me “Could you do me a favor for us?” I asked “What?” It was about my experience in the UK. Sure, definitely, it is not for a favor. It is my gift for them; if they accept. Thanks for everything.
Before I came to study abroad, I had applied to university for a masters degree with British Side Team. They helped me about my references, statement of purpose and visa. I prepared everything which I needed for application. Next, we decided a school
for studying academic course. This was really hard work for me because I want a place which is small, quiet and sincere. After eliminating many schools, we found the college which conform my criteria. Finally I made up my mind to study in Broadstairs, Hilderstone College for 6 months. Then, I chose my hostfamily according my request. For example, I didn’t want any animal in the house, or ı wanted to stay alone without any housemate. The college found me a family which met with my desire. After that, when my visa was issued and I completed my official papers, it was time to go!!!
Now, I am studying pre-university course at Hilderstone College which provides experienced teachers about IELTS. All the time teachers deal with students individually, help them to sort their problems out without relinquish. The school is small which
advantage is, every students relatively know each other and this brings them to socialize easily. Another advantage point is that there are less Turkish students; however, in the school it is forbidden to speak in any first language. Teachers warn the students when they speak in their own language.
I have studied for 5 months in pre-university course. In this course, we are learning about IELTS techniques how to skim and scan reading passages, how to write an academic essay, doing listening exercises and speaking role plays. Apart from the study, approximately everyday we have a social programme, such as dancing, international food nights and excursions at the weekends for Brighton, Cambridge and London. Those are entirely integral part of learning English with culture.
After I had studied for 4 months, I took the IELTS exam. I needed to get 6.5 and it was my first time to take it. I was a little bit nervous; but I achieved my target, I got what I needed. I was absolutely excited when I learned my results. I was taught very well, when took the exam, I was very confident because we have done many practices and we had 2 mock exams at the beginning of the term and the last of the term in exam conditionals to see our improvements.
Now, I am going to do a masters degree in Engineering Business Management in Warwick University. While I was studying at university, it was merely dream to study in the UK, stand on my foot, get 6.5 and be accepted from Warwick University; but I attained my dream with a right Education Consultant. Every decision was made by co-operation. Thank you British Side!!!!
Katıldığı Program: University of Glasgow, MSc International Management and Entrepreneurship & Management Pre-masters (2008, Temmuz - Eylül)
Merhaba,
University of Glasgow cok guzel bir yer. Özellikle mimarisi cok ilginc, dısı tarihi bir bina; ancak içine gelince resmen Sabancı Universitesi modernliğinde. Daha once hiç boyle bir okul gormemiştim:) Eğitimi de simdiden cok iyi olacak izlenimini verdi. Pressesion'da bizi bolumlere ayırdılar management, accounting, biology vs.. olarak. Sınıflar 12ser kişilik. 3 tane management sınıfı var. Bizimki en iyi sınıfmıs. Hocalar cok yardımcı ve bizi ogrenmeye tesvik ediyorlar. Okul su ana kadar super, umarım master programında daha da cok severim.
Sehir olarak Glasgow tahmin ettiğimden cok daha fazla hosuma gitti. Diğer Avrupa sehirlerine hiç benzemiyor, gerek mimarisi gerekse duzeni acısından. Gun boyunca, ozellikle ilk hafta banka, polis ve bilimum yerlere olan kayıtlarla gectiğinden sehir merkezine inmeye yeni fırsatım oldu, tam bir alısveriş cenneti diyebilirim; her magaza var:) Onun haricinde daha gormediğim pek cok yer var, yavas yavas gezeriz
artık:)
Kaldığımız yer Murano sehrin biraz dısında kalıyor, okula cok uzak değil yine de. Su ana kadar tanıstıgımız butun İskoclar cok yardımcılardı ve sıcaklar yabancılara karsı. Ben pek zorluk cekmiyorum acıkcası. Sadece sehir ogrenci acısından bos, Eylul’de geliyormus herkes cunku. Sanırım Eylul’den itibaren cok daha keyifli olur burası.
Dil acısından da ben pek zorlanmadım. İlk gun bindiğimiz taksinin soforu yerel İngilizce'yle konustugu için moralim bozulmustu İngilizcemi duzelteyim derken, bozup da donecegim diye ama neyse ki diğerleri onun gibi cıkmadı:) Gerci onu bile zorlanarak da olsa anlamıstım. Kısacası dil acısından pek de bir fark yok, dikkatli dinleyince anlasılıyor her sey:)
İlk haftalık izlenimlerim bu kadar. Gelişmelerden yine haberdar etmeye calısırım sizi. Hersey için cok tesekkürler.
Sevgiler.
Bahar
Katıldıkları Program: Hilderstone College (Dil Eğitimi, 2008 Ocak), University of Surrey (MSc International Business Management, 2008 Eylül)
Geçen sene üniversiteden mezun olduktan sonra eğitimimizi yurtdışında Master yaparak devam ettirmeye karar verdik fakat bunun için herhangi bir hazırlık yapmamıştık. Buna da British Side’da kursa giderek başladık daha sonra ilerlemeyi hızlandırmak için yurtdışında bir kursa gitmenin daha yararlı olacağını düşündük. Bunun için en doğru yer olan British Side Eğitim Danışmanlık Servisi ile görüştük. Açıkçası yaptığımız görüşmenin ne kadar isabetli olduğunu gördük çünkü düşüncelerimizin netleşmesinde çok yardımcı oldular. British Side ile Master eğitimi de dahil her konuda görüşmeye başladık. Hem iyi hem de istediğimiz programın olduğu okulu bulmak için karar vermek bizim için bu sürecin en zor yanıydı çünkü daha önce hiç araştırma yapmamıştık, ani bir karar olmuştu. Ama korktuğumuz gibi olmadı ve hiçbir konuda zorluk çekmedik. British Side Eğitim Danışmanlık Servisi’nin bilgisi ve tecrübesi sayesinde hangi üniversitenin hangi alanda daha uygun olacağını öğrendik ve en kısa zamanda her şey netleşmeye başladı. Ayrıca yurtdışından üniversite temsilcileri geldiği zaman görüşme imkanımız da oldu.
Yılbaşından önce zaman kaybetmeden hangi dil okuluna gideceğimize karar verip işlemlere başladık. Bu sırada Master eğitimi ile ilgili de bilgi almaya devam ettik, bize uygun olabilecek okulların bir listesi verildi ve hepsini tek tek inceleyip detayları öğrendik bunlar; okulun konumu, konaklama, fakültede yaşam, sunulan fırsatlar gibi birçok şey vardı. Tüm bunlardan sonra tercihimizi yapıp 2 üniversiteye başvuruda bulunduk. Biz sadece gerekli belgeleri toplayıp verdik, bu sürecin her aşamasında takibi British Side yaparak bize bilgi verdi ve bu bizim için oldukça rahat geçen bir süreçti.
Ocak ayının başında dil okuluna 3 aylığına gittik ve eğitimden çok memnun kaldık. Fakat sınava İngiltere’de değil Türkiye’de girmeye karar verdik. Bunun için biz yurtdışındayken başvurunun yapılması gerekiyordu ve bununla ilgili tüm işlemleri British Side bizim adımıza yürüttü. Yani sadece Türkiye’deyken değil yurtdışında kaldığımız süreçte de her zaman iletişim içindeydik ki bu bizim için çok önemliydi, hiçbir konuda soru işaretimiz yoktu. Döndükten sonra Master için gereken sınava girdik ve istenilen skoru elde ettik. İstenilen belgeleri hazırladık ve gerekli tüm yazışmaları British Side yaparak bizi yapmamız gerekenler konusunda yönlendirdi. Bu sırada seçtiğimiz üniversitenin temsilcisiyle de görüşme imkanı sağlandı. Master için tüm başvurularımızı yaptık ve şu an konaklama ile ilgili belgelerin gelmesini bekliyoruz, bunlar elimize ulaştıktan sonra da vize için başvuracağız.
Bu süreci tüm detaylarıyla ve hiçbir sorunla karşılaşmadan tamamladık. Biz verdiğimiz karardan çok memnunuz.
Katıldığı Program: Queen Mary, University of London, LLB Senior (2008 Eylül)
Aceleyle British Side Besiktas ofisine girdim. Pelin Hanım diye bir egitim danismani karsiladi beni sakin olun dedi ilk basta. Odasina girdikten 15 dakika sonra hangi okula ve hangi bolume basvuracagima karar vermistik bile. Oncelikle bitmek tukenmeyen sorilarima sabirla ve guleryuzle cevap verdiginiz icin, konaklamam dahil okulumla ilgili teker teker her konuyla gonullu ilgilendiginiz icin ve gercekten bu onemli karar doneminde bana bu kadar yardimci oldugunuz icin cok tesekkur ederım. Queen Mary'den bana offer geldiginde yanyana olmasak da emaillerde bile benim adima duyduklari sevinci hissettiriyorlardi.
Benim kadar sabirsiz ve panik atak bir insanin bile yuzde yuz guvenini kazandiniz. Artik herseyi size biraktim ve icim cok rahat. British Side'a tekrar tekrar tesekkur ederim...
Sevgiler
Lara Abut
Katıldığı Program: INTO Manchester, Pre-masters Eğitimi (Eylül 2008)
Yurtdisi Egitim Almak Istiyorum Nereden Baslamaliyim?
Ilk olarak profosyonel yardim almak gerekiyordu. Biraz arastirmadan sonra gordum ki British Side’in ozellikle İngiltere ile ilgili egitimlerdeki tecrubesi ve yardimlari ile baslamak onlarla birlikte bu isi goturmek en iyisi olacakti ve oyle de oldu.
Neden Ingiltere?
Hangi ulkeye gitmek istedigime karar vermem gerekiyordu. İngiltere daha yakin oldu her zaman cunku Ingiltere dil egitimi ve uluslararasi ogrenciler icin ogretim bir sektor haline getirmis bu yuzdende Amerika ya da diger ulkelere kiyasla daha profosyonel calistiklarina inandigim icin Ingiltere’yi sectim.
Neden Pre-Master?
Pre-master programina gitmeye karar vermemin baslica sebebi top universitelere gitme yolunu acmasidir. Bu yol verdigi egitimle, Ingiltere’de yasamanin getirdigi yasam tecrubenizle, akici konusma ve anlamanizin gelismesiyle acilmaktadir. Cunku dil ogrenmenin baslica kosulu konusulan ulkede yasamaktir. Ingiltere’de master 1 yil full-time oldugu icin direkt olarak master programina baslamak cok zorlayici hatta yildirici olabilir. Fakat master’dan once guzel bir egitimle gecirilmis bir yil cok buyuk katki saglayacakti. Bu yuzden pre-master programina gitmeye karar verdim.
Hangi Okul?
Bilindigi gibi Ingiltere’de pre-master programi veren bircok okul var. Fakat hedefiniz buyuk ise bu secenekler 3 hatta 2'ye dusuyor. 2 yil gibi uzunca bir arastirma gorusmeler sonucunda bana en faydali olacagina inandigim City College Manchester (INTO Manchester) sectim. Sebebini soyle belirteyim birkac cumle ile: CCM NCUK adi verilen 11 asil ve 9 partner universitenin kayitli oldugu bir kurulusa uye. Benim amacim, NCUK’ye uye olan dunyada top universiteler arasinda yer alan Manchester Universitesi'nde Management master’i yapmak oldugu icin CCM’e gitmek tam bana uygundu.. Bunun kolay olmadigini bildigim icin CCM ile bir yilimi gecirmeye karar verdim. Ayrica Manchester sehrininde secimimde etkili oldugunu soylemem gerek.
Peki Nerede Kalacagim?
Bircok secenek var: Ozel yurtlar ve aile yani kalma gibi. Kisiye gore degisen bir secenek burasi. British Side danismanim ile hangi secenegi istedigimi konusarak karar verdik.
Sonuc olarak British Side yurtdisi egitim departmaninin yardimlari ve yakin ilgisi ile tum islemlerimi bitirip 3 gun icinde vizem onaylandi (tabii bu duzgun ve titiz hazirlanma sonucu oldu) ve ucak biletimi alip yolculuk tarihimi huzurlu ve kaygisiz bir sekilde bekliyorum. Herkese onerim “iyi olmanin kosulu iyiler ile calismaktan gecer” bunu unutmamasi.
Katıldıkları Program: Hilderstone College, Pre-University Course (Haziran 2008)
Merhaba,
Adım Hakan Karaş. Mimarlık fakültesi mezunuyum. Eşimle birlikte şu an İngiltere’de İngilizce dil eğitimi alıyoruz. Eşim de mimarlık fakültesi mezunu. Mezun olalı 1.5 yıl oldu. Uzmanlık alanımızda çeşitli işlerde çalışırken biryandan da Avrupa’daki en iyi mimarlık okullarını araştırdık. Bu araştırmayı yaparken ve başvuru aşamasında British Side uzmanlığında hedefimize ulaştık. Başvuruda bulunduğumuz her iki okuldan da kabuller aldık. Bir tanesi British Side’ın irtibatta olduğu Glasgow School of Art, diğeri ise University College London. Dil sınavını geçtiğimiz takdirde Master programına başlayabileceğiz.
British Side, dil eğitimi için İngiltere’de doğru şehri ve doğru okulu seçmemizi sağladı. Burası İngiltere’nin Kent Şehrine bağlı Broadstairs kasabası. Geleneksel İngiliz evlerinin yoğun bir şekilde bulunduğu, son derece düzenli, gelişmiş, insana huzur veren bir sahil kasabası. İngilizce çalışmak ve öğrenmek için çok uygun bir yer. Buraya gelmeden önce evlerinde kalacağımız aileyle ilgili korkularımız vardı. Fakat eve girdiğimiz andan itibaren kafamızda hiçbir kuşku kalmadı. İngilizler, bilinenin aksine çok misafirperver ve sıcakkanlı insanlar. Bir de dokuz yaşında çocukları var. Onunla da pratik yapma fırsatı buluyoruz.
Bunun dışında okuldan çok memnunuz. Öğretmenler çok ilgililer. Her öğrenciyle birebir ilgileniyorlar. Günün her saati sıkılmadan ve bıkmadan İngilizce öğreniyoruz. Ayrıca dünyanın her yerinden çeşitli kültürleri tanıma fırsatı buluyoruz. Hafta sonları da okulun düzenlediği gezilere katılıyoruz. London, Brighton, Cambridge bunlardan birkaçı. Eğer İngilizce konusunda ciddi bir düşünceniz varsa kısa süreli de olsa İngiltere’ye gelmenizi tavsiye ediyorum.
Katıldığı Program: University of Surrey, MBA (Ocak 2008)
My present career objective is to take a leading role in a multinational company, where I can use my skills and experiences along with my prospective personalized MBA education. However, I never forget that the mission of the MBA programs is to develop outstanding business leaders who contribute to the well-being of society. As a graduate of Surrey MBA I want to play an important role in the pursuit of this mission.
The Surrey MBA fits my background, experience and goals. I believe it will challenge me to reach my fullest potential. I also think that I can form lasting relationships with Surrey scholars, students, and alumni that may give me a powerful professional—and personal advantage. It will be a truly new experience to be with Surrey MBA students as I need to learn new skills in a community where I can test them, with resources to support me, and examples to inspire me.
After having considered my options, I decided to pursue my studies at Surrey University. I prepared each document required for my application: personal statement, work references, degree diploma & transcript, CV…etc. Surrey has a flexible online application system where you can add & edit your details and finally submit your application; you can then send your original documents by post. Their application tracking system and turn back time is quite fast, that is obviously a great benefit for the applicants.
The School of Management offers bursaries to exceptional applicants applying for the Guildford-based MBA programmes with qualifications and/or experience above the normal entry requirements. Due to my intensive work experience and substantial management responsibilities, I was awarded an MBA Bursary.
Katıldığı Program: Bellerbys College London, Engineering Foundation Programme (Eylül 2007)
Gelecekteki iş ve sosyal hayatım açısından kaliteli bir eğitim şart. Bu ikisini de en iyi sağlayabilmem için İngiltere iyi bir seçenek. Eğitim kalitesi ve uluslarası olması, uluslararası öğrenciler bakımından deneyimli olması ve bu sayede sağlayabileceğim sosyal çevre... Üstelik kendi dilimin konuşulmadığı bir ülkede tek başıma yaşayıp ayaklarımın üzerinde durabilmeyi öğrenebilmek, sorumlulaklarımı tek başıma üstleyebilmek ve dilimi geliştirebilmek bu kararı tetikledi. Bu sebeplerden dolayı İngiltere'de Foundation programına British Side eğitim danışmanlığı aracılığıyla yerleştim. Bellerbys kolejini seçmemizin nedeni derslerinin içeriği, yeni sınıflarda az kişiyle daha salıklı bir öğrenim sağlaması ve öğrencilerine sağladığı yerleşim imkanlarıdır. Londra seçmemin nedeni ise daha merkezi, canlı ve sosyal olmasından dolayıdır. Derslerimiz uzun ama tenefüslerle ayarlanıyor. Hocaların ders işleme şekilleri anlatım ve pekiştirici sorular sonrasında da verilen ödevlerle tamamlanıyor. Hocalar sabırlı ve konuların anlaşılması için ellerinden geleni yapıyorlar. Okulumun diğer çalışanlar da çok yardımcılar. Okulumun bana sağladığı yerleşim imkanı okulumun bulunduğu yerleşim alanının içinde. Bu açıdan çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Odalar geniş, temiz ve ferah. İhtiyacım olan herşey düşünülmüş. Şu an herşey yolunda gidiyor ve böyle devam edeceğini umuyorum. Amacım foundation programımı iyi bir dereceyle bitirip iyi bir üniversiteye girebilmek...
Katıldığı Program: University of Manchester, MSc International Business and Management (2008 Eylül)
Öğrencimiz Melis Dağdelen'in İngiltere'deki eğitimi hakkında sorduğumuz bazı sorulara cevapları:
1- Yüksek lisans eğitiminizin program içeriğinden (sunulan dersler, modüllerin yapısı...gibi) ve üniversitenizdeki akademisyenlerden memnun musunuz?
Bölümümün ders programından oldukça memnun kaldım. İlk dönem gördüğümüz, pazarlama, finans, çokuluslu şirketlerin ekonomik analizi gibi dersler, bizi uluslararası işletme konusunda oldukça donanımlı hale getirdiler. İkinci dönem ise, seçmeli derslerle istediğimiz konuda uzmanlaşma şansımız bulunmakta. Bölümümün tek bir dezavantajı çok kalabalık olmasıdır. Bu nedenle, verilen ödevlerin çoğu grup ödevi şeklinde ve bence, yüksek lisansta bireysel ödevler verilmesi öğrenci açısından daha faydalı olur.
2- Eğitim gördüğünüz bölümde ortalama kaç öğrenci var? Türk öğrencilerin sayısı nedir, başka hangi milliyetlerden öğrenciler var?
Eğitim gördüğüm bölümde yaklaşık 90 öğrenci bulunmakta. Büyük çoğunluğu Hint ve Çinli öğrenciler. Bunun dışında Tayvan, Pakistan, Endonezya, Fransa gibi ülkelerden de arkadaşlarımız mevcut. Bölümümde, 4 tane de Türk arkadaşım var.
3- Üniversitenizin konaklama olanaklarından memnun musunuz? Yurdunuzun özellikleri nasıl? Hangi milliyetten öğrencilerle kalıyorsunuz?
Üniversiteye ait bir yurtta kalmıyorum. Fakat, arkadaşlarım üniversite yurtlarının oldukça rahat olduğunu söylüyorlar. Ben özel bir yurtta yaşıyorum. Kat arkadaşlarımdan ikisi Yunan, diğeri ise Endonezyalı.
4- Üniversitenizin sosyal olanaklarınızdan memnun musunuz (spor, sosyal, sanat aktiviteleri)?
İlk dönemim biraz yoğun geçtiği için okulun spor olanaklarından çok fazla yararlanamadım. Ama spor salonlarının çok güzel olduğunu, giden arkadaşlarımdan duydum. Bunun dışında, her hafta düzenli olarak yoga, salsa, vb kurslar düzenleniyor.
5- Okulunuzda uluslararası öğrencilere sunulan servislerden memnun musunuz?
Okulumuzun ilk hafta düzenlediği oryantasyon, bence uluslararası öğrenciler açısından çok faydalıydı. Okulun her türlü hizmetini bizlere bu hafta içerisinde tanıttılar. Ayrıca, düzenledikleri kampüs ve şehir turlarıyla da Manchester'a alışmamızı sağladılar. Her haftasonu da "International Society" tarafından, İngiltere'nin çeşitli yerlerine geziler düzenlenmekte.
6- Okul başvurunuz konusunda British Side olarak bizlerden aldığınız destek konusunda düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?
Okullara başvuru yaparken British Side, özellikle Pelin Hanım, bana çok yardımcı oldu ve yol gösterdi. Göndermem gereken evraklarda nelere dikkat etmem gerektiğini bana en ince ayrıntısına kadar söyledi. Ayrıca, programlar hakkında da geniş bilgi verdi. Maillerimi de en kısa sürede cevapladı. Bu nedenle, kendisine çok teşekkür ediyorum.
7- İngiltere’de eğitiminiz ile ilgili eklemek istediğiniz diğer konuları belirtir misiniz?
İngiltere'de yüksek lisans eğitimi almaya karar vermem bence hayatımda aldığım en radikal ve ani karardı. Bu nedenle, gidene kadar kafamda hep bir soru işareti vardı. Çünkü aldığım karardan pişman olmaktan korkuyordum. Fakat şimdi keşke daha önceden gitseydim diye düşünüyorum, çünkü bu tecrübenin bana çok şey kattığını kendi gözlerimle görüyorum. İmkanı olan arkadaşlara, tavsiye ediyorum.
Katıldığı Program: City University, LLM (2008 Eylül)
Öğrencimiz Göksu Gök’ün İngiltere'deki eğitimi hakkında sorduğumuz bazı sorulara cevapları:
1- Yüksek lisans eğitiminizin program içeriğinden (sunulan dersler, modüllerin yapısı...gibi) ve üniversitenizdeki akademisyenlerden memnun musunuz?
Evet memnunum.
2- Eğitim gördüğünüz bölümde ortalama kaç öğrenci var? Türk öğrencilerin sayısı nedir, başka hangi milliyetlerden öğrenciler var?
Ortalama 50 öğrenci master programında var toplamda hukuk bölümü 200 diye biliyorum. Bizim bölümde benimle beraber 4 Türk var, Yunanistan, Rusya, Kazakistan, Arnavutluk, İtalya, Lübnan, İran, Suriye den öğrenciler var.
3- Üniversitenizin konaklama olanaklarından memnun musunuz? Yurdunuzun özellikleri nasıl? Hangi milliyetten öğrencilerle kalıyorsunuz?
Kaldığım yurttan çok memnunum. Olanakları iyi ve yeri de okula yakın. Yurtta çok çeşitli ülkelerden öğrenciler var. Norveç, Yunanistan, Çin den öğrencilerle kalıyorum.
4- Üniversitenizin sosyal olanaklarınızdan memnun musunuz (spor, sosyal, sanat aktiviteleri)?
Pek memnun değilim bence yeterli değil o konuda gelişmeliler.
5- Okulunuzda uluslararası öğrencilere sunulan servislerden memnun musunuz?
Herhangi bir şikayetim yok. Bence tamamen uluslar arası öğrencilere yönelik bir üniversite.
6- Okul başvurunuz konusunda British Side olarak bizlerden aldığınız destek konusunda düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?
British Side bana çok yardımcı oldu. Kendi başıma olsaydım bunu yapabileceğimi sanmıyordum. Bütün işlemleri British Side yaptı ve okulla iletişimi onlar sağladı.
7- İngiltere’de eğitiminiz ile ilgili eklemek istediğiniz diğer konuları belirtir misiniz?
İngiltere’de okuduğum için çok memnunum. Kesinlikle okumak için ideal bir yer her açıdan. Ekonominin, sanatın, eğitimin merkezi bence İngiltere.
Katıldığı Program: Roehampton University, MSc International Management with Marketing (2008 Eylül)
Öğrencimiz Duygu Hunca’nın İngiltere'deki eğitimi hakkında sorduğumuz bazı sorulara cevapları:
1- Yüksek lisans eğitiminizin program içeriğinden (sunulan dersler, modüllerin yapısı...gibi) ve üniversitenizdeki akademisyenlerden memnun musunuz?
Evet.
2- Eğitim gördüğünüz bölümde ortalama kaç öğrenci var? Türk öğrencilerin sayısı nedir, başka hangi milliyetlerden öğrenciler var?
25 kişi, 2 Türk öğrenci, birsürü milletten öğrenci var. O açıdan çok memnunum.
3- Üniversitenizin konaklama olanaklarından memnun musunuz? Yurdunuzun özellikleri nasıl? Hangi milliyetten öğrencilerle kalıyorsunuz?
Memnunum. Yurdun özellikleri gayet iyi. Yunan, ingiliz, romanya..
4- Üniversitenizin sosyal olanaklarınızdan memnun musunuz (spor, sosyal, sanat aktiviteleri)?
Memnunum.
5- Okulunuzda uluslararası öğrencilere sunulan servislerden memnun musunuz?
Evet
6- Okul başvurunuz konusunda British Side olarak bizlerden aldığınız destek konusunda düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?
British Side özellikle benimle ilgilenen Selin Akçay bütün başvuru sürecim artı sonrasında çok ilgilendi ayrıca kendisine yardımlarından dolayı teşekkür ediyorum.
Katıldığı Program: Queen Mary, University of London, Pre-masters (2008 Eylül)
Öğrencimiz Başar Özgüven’in İngiltere'deki eğitimi hakkında sorduğumuz bazı sorulara cevapları:
1- Eğitim gördüğünüz bölümde ortalama kaç öğrenci var? Türk öğrencilerin sayısı nedir, başka hangi milliyetlerden öğrenciler var?
Ortalama 30-40 öğrenci var. Opsiyonlara göre sınıf mevcudu daha da düşmekte. Benden başka Türk öğrenci yok. Çinli öğrenciler çoğunlukta diğerleri karışık milliyetlerden.
2- Üniversitenizin konaklama olanaklarından memnun musunuz? Yurdunuzun özellikleri nasıl? Hangi milliyetten öğrencilerle kalıyorsunuz?
Memnunum. Haftaiçi hergün ortak kullanılan yerleri temizliyorlar. Haftada bir gün odalar temizleniyor. Vietnamlı, İtalyan, Iraklı, Amerikan, Japon öğrencilerle kalıyorum.
3- Üniversitenizin sosyal olanaklarınızdan memnun musunuz (spor, sosyal, sanat aktiviteleri)?
Fena değil. Sosyal aktivite klupleri var.
4- Okulunuzda uluslararası öğrencilere sunulan servislerden memnun musunuz?
Fena değil.
Katıldığı Program: General English (Haziran - Ağustos 2011)
Hayatımın en güzel tecrübelerinden biri oldu " Brighton".
İngiltere'de kesinlikle tercih edilmesi gereken şehirlerden biri, okyanus şehri Brighton ;)
English Language Centre eğitim kadrosu ve özellikle sağladığı sıcak ortam ile mükemmeldi..
British Side kurumu ve çalışanlarına verdikleri hizmet ve destek için tesekkürlerr..
Nilüfer Ağan
Katıldığı Program: Summer Intensive English (August 2011)
Hilderstone College’de beklentilerimin üstünde olan bir eğitim programıyla karşılaştım. 5 hafta gibi kısa bir sürede bile, etkili bir öğrenme süreci sunabilen profesyonel yönetim ve eğitim anlayışı beni çok etkiledi. Öğretmelerin çok yönlülüğü, yeni, farklı ve etkili öğretme yöntemlerini derslere adapte etmeleri, yardım etmeye açık olmaları bu başarılı eğitim programının temeliydi sanırım. Bununla birlikte, kolej yönetiminin öğrencilerle ve onların beklentileriyle yakından ilgilenmesi, bu yönde dersleri yenilemeye çalışması, önerilerle öğrencileri yönlendirmesi, baskıcı bir kontrol mekanizması oluşturmadan gerekli disiplini sağlayabilmesi, tüm çalışanların bir taraftan işlerini ciddiyetle yaparken, diğer yandan öğrencilere olumlu ve yapıcı bir biçimde yaklaşmaları ve öğrencilerin yanlarında kaldıkları ailelerin kolejdeki eğitimi destekleyecek nitelikte olmasının da bu başarının tamamlayıcı unsurları olduğunu düşünüyorum.
Katıldığı Program: General English (Temmuz - Eylül 2009)
Selamlar,
Eğitimimi kısaca özetlemem gerekirse geçirdiğim 2.5 ay mükemmeldi. Ben Oxford'da kaldım ve kalabileceğim en güzel şehirlerden biri diyebilirim çünkü oldukça sakin ama bir o kadar da eğlenceli idi. Ayrıca ben aile yanında değil, Dover House adı verilen bir kız yurdunda kaldım ve bu kararımdan da oldukça memnumum çünkü hala dostluğumu sürdürdüğüm birçok arkadaşım var fakat aile yanında kalıp bundan memnun olanları da tanıyorum. Belirtmem gerekiyor ki; kaldığım yurt şehrin merkezinde sayılırdı ve her yere ulaşıyordum.
Herşeyden öte okuldan da oldukça mutluyum ve herkese tavsiye diyorum.
Son olarak Oxford'da yaşamak da rüya gibiydi. Gerçekten kartpostallardaki gibiydi. Tabii, klasik uyarıyı tekrar etmek istiyorum; şemsiyenizi unutmayın!
Sevgiler
Katıldığı Program: Summer Intensive English (Temmuz - Ağustos 2009)
Merhaba, ben Görken, bu yaz Hilderstone'a gittim ve gerçekten çok memnun kaldım. Eğitimi birçok diğer dil okullarından farklı. Çünkü hem ders saatleri daha fazla ve öğretmenler gerçekten kaliteli hem de gerçekten sıkı bi eğitim veriyorlar. Ayrıca Broadstairs çok güzel bir kasaba ve insanları çok soğuk değil aileden yana genelde problem çıkmıyor.
Kursum çok faydalı geçti, ingilizce konuşmam açısından gayet verimli bir kurstu.
Aktivitelere gelince her akşam bir aktivite var nerdeyse, bu sizin diğer yabancı öğrenciler ile kaynaşmanızı ve ingilizce konuşmanızı olumlu yönde etkiliyor. Her cuma ve cumartesi başta Londra olmak üzere Brighton, Canterbury, Oxford ve yakın gezilecek yerlere götürüyorlar. Bol bol ingilizce konuşmak isteyen, alışveriş yapmak isteyen,fotoğraf çekmek ve güzel bir tatil eşliğinde ingilizce öğrenmek isteyenlere önemle sunulur!!
2 ay süresince çok tatlı ve iyi bir aile birlikte kaldım, herşey mükemmeldi. Her akşam beraber yemek yedik ve yemek sonrası muhabbet ettik. Aile ile konuşmak çok önemli çünkü onlar gerçek bir ''Native Speaker''.
Doğrusunu söylemek gerekirse Hilderstone'u seçecek olacak arkadaşlar çok şanslı...
Katıldığı Program: English for Life (Ağustos - Eylül 2009)
Merhaba,
Ailem ve okulum hersey superdi, cok tesekkur ederim :)
Okuldaki sınav sonucunda, advance inglizce aldım 3 hafta boyunca. Okuldaki öğretmenler, eğitim ve sosyal organizasyondaki görevliler olmak üzere herkes çok yardımseverdi. Her türlü sorunum hemen halledildi. Ayrıca okul sosyal aktiviteler acısından mükemmeldi. Okul şehir merkezindeydi ve heryere yakındı. Hemen hemen her akşam ücretsiz aktivitelere katıldık. Çok memnun kaldım kısacası. Çok teşekkür ederim, bu okulu önerdiğiniz için.
Katıldığı Program: Young Business English ve Legal English: Young Lawyers (Nisan - Mayıs 2009)
London School of English'te Young Business English ve Young Lawyers kurslarına katıldım. Her iki kurs da oldukça yoğun ve etkiliydi. Eğitmenlerin yetkinliği ve öğretim yöntemlerindeki profesyonellik beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Okulun Londra'nın güvenli ve sakin bir alanında yer alan konumu ve rahat ulaşımı benim için önemli bir avantaj oldu. Yanında kaldığım aile de oldukça güleryüzlü ve yardımseverdi. Londra'da kaldığım sürenin kendime çok iyi bir yatırım olduğunu düşünüyorum ve herkese London School of English'i öneriyorum.
Katıldığı Program: Business English Group (Kasım 2009)
Merhaba,
Kingsway gerçekten öğrencilerini iyi seçen bir kurum. Birçok üst düzey yönetici, şirket sahibi ve mesleğinde yeri olan kişileri kabul ediyorlar. 2 hafta süren eğitimim çok verimli geçti. O kadar ki son günümde 'Bugün İngiltere'de son günüm'ü Türkçe söyleyemedim.
2.gün benimle birlikte 3 kişinin daha katıldığı business group'un programı biraz esnetildi. Anette'in deyimiyle 'brush up' grubu haline geldi.Yönetim kurulu toplantıları düzenleyip belirli konular üzerinde tartışmalar yapmak, dışarıdan bir şirket yöneticisi davet etmek vb aktiviteler öğleden sonraki business group2u çok zevkli ve yararlı hale getirdi. Bunun için öncelikle session yöneticisi Anette'e sonra bu esnekliğe bakış açısı nedeniyle Sue'ya teşekkür etmeliyiz. Benim için çok özel olan bir olay ise Rick'in bir arkadaşı olan Lloyds TSB nin business manager inin benimle tanışmak istemesi ve Kingsway in VIP odada bu görüşmeyi sağlaması oldu. Bunun için Rick, Anette ve Sue'ya teşekkür ettim.
Katıldığı Program: Standard English 25 (Haziran - Temmuz 2008)
Merhaba,
Özel bir şirkette Muhasebe-Finans Müdürü olarak çalışmaktayım. Şirket Genel Müdürü’müz Sayın Mine Aksoy’un tavsiyesiyle Şubat 2007’de British Side’da “beginner” seviyesinde İngilizce kursuna başladım. Aradan bir yıl geçtikten sonra yine Mine Hanım Londra’da Dil Okuluna giderek İngilizcemi ilerletmem konusunda beni destekledi. Bunun üzerine dil eğitiminden gayet memnun olduğum ve 2008 Nisan ayı sonunda sıfırdan “intermediate” seviyesine kadar gelmemi sağlayan British Side dışında başka bir adres aramadım açıkçası.
British Side Yurtdışı Eğitim Danışmalık Servisi, okulların tanıtımından başlayarak konsolosluğa müracaatım, müraacatımın sonuçlandırılması aşamalarından Londra’da konaklayacağım yere yerleşmeme kadar her aşamada bana destek oldu. İngiltere maceram başladığı andan itibaren de kendimi hiç yalnız ve çaresiz hissetmedim. Pasaport, vize, uçak bileti ve diğer tüm işlemlerim tamamlandıktan sonra 15 Haziran’da, aylar öncesinden planladığımız gibi nihayet Londra’daydım.
Beş haftalık programına katıldığım The Hampstead School of English, Londra’nın kuzeyinde, West Hamstead’da, 1977’den bu yana eğitim vermekte olan, alanında iddialı bir okul. The Hampstead School of English’de her Pazartesi saat 08.00’de yeni öğrenciler seviye tespit sınavına alınıp saat 10.00’da da eski ve yeni tüm öğrenciler birlikte derse başlıyorlar. Ben de 16 Haziran’da yeni bir ortam ve yeni arkadaşlarımla beş haftalık İngilizce eğitimi programına başladım. Katıldığım bu beş haftalık programda hafta içi sabahları üç saat “Intensive English”, bir saat “Speaking”, bir saat de “Reading-Writing” olmak üzere haftada beş gün beşer saat “General English” eğitimi aldım.
Okulda öğrencilerin seviyesi için öngörülen kitaplar, belli bir ücret karşılığında okul idaresinden kiralanabiliyor. “Speaking” ve “Reading-Writing” dersleri ise daha çok öğrencilerin katılımı, öğretmenlerin ders notları ve zaman zaman da televizyon, video gibi görsel ve işitsel araçların kullanımıyla gerçekleştiriliyor.
Okulun verdiği eğitim sadece bunlarla sınırlı değildi. İsterseniz her Çarşamba günleri bir saat “pronunciation” sınıfına katılabilir veya okuldaki salonda film izleyebilir ya da okul panolarından takip edilebilen diğer sosyal aktivitelere katılabilirsiniz. Bu aktiviteler karşınıza Salı günleri bir Hampstead klasiği haline gelmiş PUB günü olarak çıkabileceği gibi öğretmenlerinizden biriyle tiyatroya ya da Londra marketlerine düzenlenen geziler veya müze ziyaretleri olarak da çıkabilir.
Hafta sonları ise okulun anlaşmalı olduğu Anderson Tour’la Paris ya da Amsterdam’a düzenlenen gezilere katılabilirsiniz. Tabi ki Schengen vizeniz varsa! Vize nedeniyle ben maalesef bu şehirleri ziyaret edemedim ama bir Edinburg gezisine katıldım. 2 gece-3 gün süren o kısacık hafta sonunda, trenle Edinburg’a giderek şehirdeki katedraller ve kaleler başta olmak üzere çevre şehirleri de görme olanağı bulduğum doyasıya doğa manzaralı bir tatil yaptım. Eğer yolunuz düşerse Edinburg’un 1800’lü yıllardan kalma zindanlarını akşamın alacakaranlığında ziyaret etme şerefine de nail olabilirsiniz...
Fakat şimdiden Temmuz ayında Edinburg’da çok üşüdüğümü ve çok fazla tarihi binaya sahip bu şehrin bizim kültürümüze Londra’dan daha uzak olduğunu söyleyebilirim. Londra daha evim gibi, daha İstanbul gibi...
Anlatmak istemediğim tek şey tahmin edeceğiniz gibi İngiliz yemekleri... Alışkın olmadığınız yağları, ücretini ödemiş olmanıza rağmen konakladığınız yerdeki akşam yemeklerini yemenizi engelleyebilir, bazı öğünlerde meyve-peynir-ekmek üçlüsüne talim edebilirsiniz. Ancak her şeye rağmen rüya gibi geçirdiğim beş haftayı anımsayınca bunlar bile çok güzel anılar...
İngiltere’deki ikinci haftamda kardeşim ve eşi tatil amaçlı olarak akrabalarının yaşadığı İngiltere’nin küçük bir şehri olan Bath’a geldiler. Bath dönüşü Londra’da birlikte 2 gün geçirme imkanı bulduk ve muhteşemdi diyebilirim.
Tower Bridge’le başladığımız 2 günlük Londra gezimize St. Paul Katedrali, Parlamento Binası, Big Ben Saat Kulesi, Hyde Park ve Madame Tussaud Müzesi’yle devam ettik;
Times nehri üzerinde kurulmuş Tower Bridge’den şehrin önemli bir kısmını görebilir, köprünün iç mekanında kurulmuş sinevizyondan tarihi hakkında bilgiler alabileceğiniz tanıtıcı filmi izleyebilir, şehre doğru baktığınızda ise modern ve tarihi yapılar arasında kaybolacağınız hissine kapılabilirsiniz.
Gezimizin ilk günü bitmişti fakat son durağımız olan Parlamento Binası’nın etki alanından bir türlü çıkamıyorduk. Akşam saat 10’a doğru kararan havanın etkisiyle lacivert bir gökyüzünün arkada fon oluşturduğu tabloda turuncu ışıklandırmasıyla Parlamento Binası gündüz saatlerinden çok daha göz alıcı hale gelmişti ve bizi uzun bir süre daha bulunduğumuz yerde kilitledi. Hatta o akşam Parlamento Binası’nın ihtişamından o kadar etkilenmiştik ki ertesi gün çok büyük bir dönmedolap olan London Eye’a bindiğimizde bile gözlerimizi ondan alamıyorduk.
Maalesef bazı arkadaşlarımın tercih ettiği ama bence Londra’da yapılmaması gereken tek şey kendinize bir Türk arkadaş bulmaya çalışmak... Metroya binin, gezin, dolaşın, kaybolun, yolunuzu bulmaya çalışın, restaurantlarda herhangi bir ülkenin yemeklerini deneyin, alışveriş yapın, dışarıdaki satıcılarla pazarlık yapın ama kendi milletinizden insan aramayın! Her aktivitenin öğrenilmeye çalışılan yabancı dile katkısı büyük, kendi dilinizi konuşan bir arkadaştansa gırtlak yapısı farkı nedeniyle çok kuvvetli İngilizce dilbilgisine sahip olmalarına rağmen konuşmakta güçlük yaşayan Japon, Kore ya da Çin’li öğrencilerle konuşmaya çalışmak dahi daha faydalı olacaktır.
Saygılarımla
Yurdanur Saral
22.10.2008
Katıldığı Program: General English + English for Work (Ağustos 2008)
Merhaba,
Şimdi daha iyi anlıyorum, çok keyifli çok güzeldi İngiltere...
Öncelikle okul ve sınıfım çok iyiydi, advance seviye bana çok şey kattı. Ailem konusunda çok şanslıydım, çok sıcaklardı, benimle bol bol konuştular ve evden yana hiçbir sıkıntım olmadı.
Bol bol gezdim herhalde 2 haftada ne kadar gezilebilirse o kadar diyebilirim size:)
Gidecek olanlara tavsiye ediyorum. Kesinlikle iki hafta yeterli değil ama ben bişeyleri aştım Ingilizce anlamında. Herhalde Ingilizce rüyalar görüyor olmam bunu gösteriyor:)
Çok sağolun herşey için...
Katıldığı Program: Adult Summer Course (Haziran – Temmuz – Ağustos 2008)
2008 yılında hayatımdaki ilk yurtdışı eğitimimi British Side vasıtası ile gerçekleştirdim ve İngiltere’ye gittim. İlk başta çok tedirgindim: Nerede Kalacağım? İnsanlarla nasıl iletişim kuracağım? Okulda zorlanır mıyım? gibi klasik endişeler içerisindeydim. Ama gittiğimde gördüm ki endişe etmeye hiç gerek yokmuş. Çünkü oradaki bütün öğrenciler benim gibi dil öğrenmeye geldiği için birbirimizi anlamaya çalışmak istediğimizde mevcut İngilizce seviyelerimizle anlaşmaya çalışıyorduk. En büyük avantaj ise her zaman İngilizce konuşmak zorunda olmamdı. İtalyan, İspanyol, Arap, Fransız ve bunun gibi birçok değişik kültürden çok yakın ve kalıcı arkadaşlıklar edindim ve çok eğlenceli geçti. Her 3 hafta yeni öğrenciler geldikçe yeni insanlarla tanışma fırsayı buldum ve hepimiz İngilizce konuşmak zorunda olduğumuz için ilk haftadan sonra artık hiç zorlanmamaya başladım. Okulun ayarladığı değişik aktiviteler, mangal partileri, gibi etkinlikler bizi daha da rahatlattı. Haftasonları İngiltere’nin değişik başka eyaletlerini görme imkanım da oldu. Okulun ayarladığı turlara katılarak her haftasonu başka şehre gittim ve çok eğlendim. Hatta bir haftasonu yurtdışına çıktım böylece eğitim dönemim boyunca hiç sıkılmadım.
Kaldığım eve gelince kaldığınız ev tamamen şans ama benim evim harikaydı. Çünkü host family dediğimiz ailem çoook iyiydi ve çok rahattım. Üstelik evim okula çok yakındı. Dil öğrenmek isteyen arkadaşlarıma önerebileceğim 2 seçenek var: Ya uzun dönem (1 yıl gibi) kalınmalı ya da kısa dönem (6-9 hafta gibi) her yıl bir kere gidilmeli, devamlılık sağlanmalı. O yüzden ben seneye tekrar gideceğim.
Umarım sizleri biraz aydınlatabilmişimdir. Bu arada ben Türk arkadaşım olmasına rağmen onunla İngilizce konuştum. Size tavsiyem çevrenizde Türkler olursa bile lütfen Türkçe konuşmayın, konuşacaksanız da gitmeyin daha iyi...
İyi günler
Figen İde
Katıldığı Program: International Teachers (Temmuz 2008)
13 Temmuz 2008 Pazar sabahı kafamda pek çok soru ile uçtum İngiltere’ye. Çünkü böyle bir tecrübeyi daha önce hiç yaşamamıştım. Nasıl bir aile ile karşılaşacağım? Okul beklentilerimi karşılayacak mı? vb. Çok insani düşüncelerdi. Çünkü bilinmeyen her şey korkutur insanları. Sorunsuz bir yolculuktan sonra yerel saat ile 13:00 te Angela ve Tylor Harding çiftinin evine vardım. Angela ile daha önce mail ile haberleşmiştik , bana öğle yemeği hazırlamak istediklerini ve yemediğim bir şey olup olmadığını sormuştu.
Evde sadece Ty – öyle diyorlar – vardı. Angela kiliseye gitmişti. Hoş sohbet bir insandi. Sonrasın evin hanımı geldi. Klasik olarak odamı, yiyeceklerin yerini, banyoyu nasıl kullanacağımı gösterdi. Bir bayan arkadaşları ziyaretlerine gelmişti. Odama yerleştikten sonra, yadımda getirdiğim paket kağıtlarını çıkarıp, hediyelerini paketledim. Aileye, küçük boyutta el yapımı bir İznik çini tablosu, evin hanımına
Yemenicilerden aldığım oyalı yemeni ve çini bir İstanbul anahtarlığı, evin beyine benzer bir anahtarlık, İngilizce İstanbul DVDsi (2010 Avrupa Kültür Başkenti antetli ve Türkiye VCDsi) ile tabiki Türk lokumu. Yanımda 6 kadar yemeni vardı. Eve misafir gelen bayana da bir paket ile hediye ettim. Bizler burada küçük de olsa hediyeleşmeyi çok severiz gelenek olarak ancak onlar oldukça şaşırdılar, hele de hiç tanımadığım bir misafiri bile ayırt etmememden çok etkilendiler.
Akşama çok vakit vardı, ben de Angela dan okulun yolunu yürüyerek bana gösterip gösteremeyeceğini sordum. Tamam dedi, birlikte 10 dkda okula vardık. Sonra sahile kadar yürüyüp dondurma yedik.
Okulun ilk günü hepimiz biraz ürkek ama nazik, sorgulayan gözlerle birbirimize bakıyorduk. Bizi Small Hall denen genişçe bir salona topladılar. Brezilya 1 kişi , İsviçre 2 kişi , Türkiye 1 kişi (ben ), Almanya 3 kişi vb. vardı. Hepimiz öğretmendik. Öncelikle öğretmenlerle tanıştık. Sonra bizlere içinde hangi grupla hangı tarhlerde hangi sınıfta ders yapacağımızı ve oradaki yaşamla ilgili bilgileri içeren bir dosya verdiler. Öncelikle 2 hafta boyunca sabahları (09.00 -12.30) konuşulan ingilizceye derslerimiz vardı. Ve öğleden sonraki derslerimiz (14:00 – 16.00) tamamen ilgi duyduğumuz konulara ayrılmıştı. Bu sınıflarda bazı arkadaşlar değişebiliyordu. Ben ilk hafta öğleden sonra Creative teaching, 2. hafta Britain Today aldım. Ayrıca aksamları da aktivitelerimiz vardı. Bazen eğlence bazen seminer şeklinde, zorunlu değil isteyen katılabiliyor. İlk gün öğleden sonra ders yapmayıp Broadstairs'i gezdik otobüsle. Sonra ctsi Londra götürdüler. Ben daha once gördüğüm icin görülecek klasik yerleri, İspanyol arkadaşım Anna ile beraber Camden'a gittik döndükten sonra Tate Modern Sanat'a gittik ama çok büyüktü sadece 1 katını gezebildik.
Okulla ilgili özellikle belirtmek istediğim şey, öğretmenlerinin çok iyi olduğu. Tessa ve Seth in CUP'den çıkmış kitapları var. Çok sıcaklar.
Aile ile ilişkilerim oldukça iyi idi. Sanırım birbirimizin sınırlarına saygı duyunca problem olmuyor. Beni buyukanneleri ile bir restaurana götürdüler. Çok naziktiler, buna mecbur değillerdi. Ona da bir yemeni ve anahralık hediye ettim.
Ben sizlerin profesyonel yardımıyla böylece bir hayalimi gerçekleştirdiğim için mutuluyum. Vesile olduğunuz için ÇOK ÇOK ÇOK teşekkür ediyorum.
Daha başka eğitimlerde görüşmek üzere diyorum…
Sevgi ve Saygıyla,
Çiğdem İSKENT
Katıldığı Program: Adult Summer Course (Temmuz 2008)
Merhabalar
Okul ve çalışanlar çok sıcakkanlı bu çok önemli ve her konuda çok yardımcı oluyorlar. Eğitimle alakalı doğru yönlendirmeleri yaptıklarını düşünüyorum.
Sosyal aktivitelerle İngiltere'nin çeşitli şehirlerini görme imkanım da oldu.
İngiltere pahalı olmasına rağmen güzel bir ülke. Ayrıca kaldığım ailemle ilgili bir sorunum olmadı...
Herşey için teşekkürler, herşeyden çok memnunum. Gelecek senelerde tekrar beraber çalışmak dileğiyle...
Katıldığı Program: Creative Teaching Course (Temmuz 2008)
Merhaba! Ben Füsun 8 yıldır özel bir dil okulunda ingilizce öğretmenliği yapmaktayım. Son 2 yıldır British Side'ın öğretmenlik ile ilgili kurslarına aktif bir şekilde katılmaktayım. British Side öğretmenlerimden Laura Wood'un da tavsiyesiyle İngiltere Kent şehrinde Hilderstone Koleji'nde 'Creative Teaching' adlı 2 haftalık bir eğitim programına katıldım.
Kursum çok faydalı geçti, kendimi yenilemem açısından gayet verimli bir kurstu. Kursum haftaiçi Pazartesi-Cuma 09:00-16:00 arasındaydı ve kurstaki süre gayet iyi bir şekilde organize edilmişti. Kursun dışında her akşam öğrencilerin birbirleriyle kaynaşması açısından kokteyl, dans gecesi, film gecesi gibi aktiviteler düzenlendi; ayrıca hafta sonu Londra Cambridge Oxford gibi şehirlere turlar düzenlendi. Öğretmenler çok tecrübeliydi onların tecrübelerinden yararlanmak benim için çok faydalı oldu. Bu program benim için hem bir eğitim programı hem de yeni yerler görmem açısından tatil şeklinde geçti.
İngiltere'de 2 haftalık süre boyunca 'host family' nin yanında kaldım evde herşey temiz ve şansıma yemekler bile gayet iyiydi. Yanında kaldığım bayan çok güzel yemek yapıyordu, odamda rahat ve temizdi bence İngiltere pahalı olduğu için host family yanında kalmak çok iyi bir fikir.
British Side'da bu kursa katılmam konsunda bana yardımlarından dolayı çok teşekkür ederim.
Katıldığı Programlar: Intensive General English & International Teachers (Temmuz 2008)
2008 yazında 1 aylığına Hilderstone College'da 2 hafta Genel İngilizce, 2 hafta da Teacher Training kurslarına katıldım. Gerçekten harika bir eğitim aldım, zamanım olsaydı daha fazla kalmak istiyordum. İşini severek yapan öğretmenlerden ders almak, onların tecrübelerinden yararlanmak beni çok etkiledi ve işine yeni başlamış bir öğretmen olarak mesleğime daha sıkı sarılmamı sağladı. Broadstairs'te eğitim almanın en güzel yanlarında biri; Türk nufusunun az olması sebebiyle sürekli İngilizce konuşarak tamamen İngilizce'ye yönelebilmemdi. Kaldığım aile, beni yanlarında kalmaya gelen bir öğrenci gibi değil bir akrabalarıymışım gibi karşıladı. Onlarla çok güzel zaman geçirdim. Çok yardımsever ve sıcakkanlıydılar.
Umuyorum fırsatım olur olmaz Teacher Training kurslarına katılmak için tekrar Hilderstone College'a gidebilirim.
Katıldığı Program: Intensive Executive English Course (Mart 2008)
İş yaşamımda aktif olarak kullandığım İngilizcemi daha profesyonel bir seviyeye getirmek ve özellikle yazışmalar konusunda zenginleştirip, efektif kılabilmek için İngiltere’de bir süre eğitim almanın doğru bir karar olacağına inandım. Bu doğrultuda, hali hazırda eğitim gördüğüm British Side’nin deneyimli kadrosundan destek alarak gerekli organizasyonları yaptık. Özellikle küçük bir kasaba seçtim ve Manchester’a 70 dk. uzaklıktaki Shrewsbury’de kaldım. Kendi ana diliniz dışında, tüm zamanınızı İngilizce konuşarak ve duyarak geçirmek farkında olmadan dahi dil gelişiminize çok katkı sağlıyor. Eğitim aldığım Severnvale Academy, her öğrencinin ihtiyacı doğrultusunda hazırladığı eğitim programları, yaklaşımı ve deneyimli kadrosu dolayısıyla yapabileceğim en doğru seçimdi. Özel olarak Business Engilish programını seçtim. Tüm ihtiyaçlarınız, sizinle yakından ilgilenen bir kadro tarafından, büyük bir titizlikle değerlendiriliyor ve orada bulunacağınız sürenin maksimum seviyede verimli geçmesi sağlanıyor. Seçiminizi yapmadan önce ihtiyacınızın tam olarak ne olduğuna karar vermelisiniz. Alacağınız eğitimin ne şekilde bir program olaması gerektiği konusunda soru sormaktan çekinmemelisiniz. Gideceğiniz eğitim kurumuna önceden kayıt yaptırmış kişilerle irtibata geçmeniz sizin İngiltere’de çok daha verimli olmanıza destek olacaktır. İngiltere’ye gittiğinizde İngilizler’in söylendiği gibi ‘’soğuk’’ insanlar olmadığını göreceksiniz. Ama her zaman kibar olmalısınız. Kalacağınız lokasyonun dışında da yerler görmeye, kültürel dokularını ve yaşam şekillerini gözlemlemeye çalışmalısınız. Bu size hem yeni ufuklar açacaktır hem de daha fazla prtaik yapma imkanı oluşturacaktır.
Konaklama şekliniz tamamen sizin insiyatifinizdeki bir konu. Okulunuza yakın yerlerdeki alternatifleri değerlenedirmeye dikkat etmelisiniz. Bu size ulaşım kolaylığı sağlayacaktır. Öncesinde, olmazsa olmazlarınızı belirlemeli ve sizin için bu organizasyonu yapacak kişi ya da kurumları bilgilendirmelisiniz. Emin olun sizin için önemli olan tüm detaylar üzerinde hassasiyetle durulacaktır.
Benim için bu şekilde bir eğitim programı ve konaklama organize edildi. Son derece kusursuz ve verimliydi. 2008 yılı sonunda aynı şartlarda tekrar gitmeyi planlıyorum.
Katıldığı Program: English 20 Morning (Ekim 2007-Şubat 2008)
Merhabalar,
Ilk baslarda gercekten de cok zorluk cekiyomus insan ama yavas yavas alistim artik. Okulun etkinlikleri gercekten cok iyi ve cok ilgililer. Londra sanildigi ve abartildigi kadar pahali da degil... Yani ben bikac yer buldum yemek icin gayet uygun... Burasi isil isil gecen Cumartesi trafige kapandi merkez alisveris icin ve inanilmaz kalabalikti... Alistim sayilir artik buralara okulun egitimi gercekten guzel memnunum... Ama Istanbul'u inanilmaz ozluyorum tek problem bu... Kaldigim aile gercekten cok iyi kendime ait banyom var ona cok seviniyorum ve yardimci oluyolar dun aksam beni yemege davet ettiler birlikte yemek yedik okul da gayet guzel....
Yaş: 16
Katıldığı Program: Intensive General English Course
* Bora iki arkadaşıyla beraber gitti, 4 hafta boyunca süren kursunda 3 arkadaş okula 5 dakika yakınlıkta br ailede konakladı, ev sahibesi İngilizce öğretmeni idi.
Bora’dan haberler
Merhaba ben Bora, bu emaili İngiltere'den atıyorum, gerçekten de sonunda burdayım. Bizim eğitimimiz ve konaklamamız süper, burada herşeyimiz herşey yolunda ben High Intermadiate A diğer iki arkadaş ise sonradan Advance oldular. Evde de herşey yolunda zaten çok iyi insanlar, kendi adıma çok teşekkür ederim.
Burada Türkçem bozulmuş olabilir varsa hatam kusura bakmayın. Yemekler genelde iyi çok sıkışırsak bir de yemeği beğenmezsek dışarıya çıkıyoruz o konuda bir problem yok.
Çamaşırlar da gayet güzel her hafta sonu yıkanıyor.
Hep eğleniyoruz evde evin ağabeyi baya yakın bize tadını çıkarıyoruz.
Bu haftasonu Londra'ya gideceğiz hersey hazır haritalar underground metro haritaları:D
Sevgilerimle...
Katıldığı Program: Intensive English & Summer Double Intensive
Selamlar
Çok iyiyim, yanlarında kaldığım aile çok iyi gerçekten çok sevdim onları, her konuda bana yardımcı oluyorlar. Özellikle yemekler çook güzel, okula gelince o da iyi yalnız ben henüz istediğim gibi konuşamıyorum ama biliyorum ki bu çok normal çünkü seviyem pek iyi değil; umarım 3 ay sonunda biraz da olsa değişmiş olurum.
Londra'ya gelecek başkaları da varsa mutlaka yanlarına yağmurluk ve şemsiye alsınlar.. Geleli 4 hafta oldu ama yağmursuz tek bir gün bile olmadı!!
Yardımlarınız için bir kere daha çok teşekkür ediyorum..
Burası cok güzel bir yer, en önemlisi de yanında kaldığım aile çooook iyi.. merak etmeyin herşey yolunda..
Görüşmek üzere, sevgiler...
Katıldığı Program: Intensive English
Merhaba
Ben Ebru' Bell International'da 3. haftam ve 6 aylik programma katiliyorum. Bell International yabanci dil egitimi almak icin dogru bir yer oldugunu dusunuyorum; cunku okul hem ogretmenleri hemde kullandiklari materyallerin zenginligi acisindan yeterli bir yer oldugunu dusunuyorum. (bu bolgedeki en iyi dil okulu oldugunu dusunuyorum)Okula ilk geldiginizde seviyeniz belirlendikten sonra seviyenize gore bir sinifa yerlestiriliyorsunuz ve bunun yaninda isteginize gore ihtiyacini duydugunuz ozel bir alanda egitim aliyorsunuz. Bu konu daogretmenler zaten sizi yonlendireceklerdir.Bunun yaninda okulda zamaninizi dolu dolu gecirebilirsiniz,okul disinda sosyal programlara da katilabilirsiniz.
Sehirle ilgili olarak da Cambridge cok sirin bir yer, sehir okullarla dolu oldugu icin ogrencilerle yasayan bir sehir. Burada farkli ulkelerden bir cok arkadas edineceksinizdir. Guvenlik acisindanda kendinizi rahat hissedeceginizi dusunuyorum.
Umarim buraya gelince sizde memnun kalirsiniz.
sevgiler
ebru ataman
Katıldığı Program: Marketing & Business Skills Intensive Certificate Programme with English
Ebru’dan Haberler
Merhaba, herşey çok güzel gidiyor. Buraya geldiğimde bir tek pasaport kontrolü sırasında yanımda okulun beni kabul ettiğini gösterir kağıdım yoktu. Konsolosluğa verdiğimi söyledim ve problem çıkarmadilar sadece böyle şeylere dikkat edilmesi gerektiğini söylediler. Bunun dışında hiç zorlukla kaşılaşmadım. Okulun ayarladığı yanında konakladığım ailemde ev sahibim Ms.Gibbs süper bir kadın (yan tarafta fotoğrafı yer alıyor). İnce ve düşünceli, ne sevdiğimi sordu yemek olarak aksam yaptı, yemeklerden yana hiç şikayetim yok. Bir Koreli öğrenci var evde, iyi İngilizce konuşuyor. İngilizcemin çok iyi olduğunu söylüyorlar, Mrs.Gibbs'in oğlu İngilizce öğretmeni, o da bazen okula bırakıyor bizi, ailem cok yardımcı oluyor her konuda.
Okulda bize ilk gün test yaptılar yazılı ve sözlü olarak. Daha sonra bizim konaklamaları ayarlayan danışman ile tanışacağız. Sorular soracak kaldığımız yerlerle ilgili ve kuralları anlatacaklar. Ardından bir polisle tanışacağız, kuralları anlatacak. Aksan net anlaşılıyor, zorlanılacak hiç birşey yok.
Bournemouth cok sakin bir yer. Pazar günü çıkıp alışveriş yaptım, priz almayı unutmuşum Türkiye'den:)). İhtiyaçlarımı rahatça aldım. Gayet sıcak yerel halk beklediğimden :). Hava çok yağmurlu ve soğuk. Denize girmek için bekliyoruz.
Hafta sonu gezileri de var tabii. Bu hafta Bath gezisi var. Buraya ilk geldiğim hafta Dawn'la (Mrs.Gibbs) televizyon izliyorduk ve tesadüfen İngiltere'nin güney sahillerini tanıtan belgesele denk geldik. Belgeseli izlerken kesinlikle buraya gitmeliyim diyordum. Neyse ki okul bu hafta sonu düzenliyor bu geziyi. Katılacağım kesinlikle.
Okul çok yoğun, marketing'den her cuma sınav oluyoruz konuyu anlamış mıyız diye, Business sınıfımda ise prezentasyon hazırlayıp sunduk. Herşey çok hızlı gelişiyor. sanırım 'bir bakmışım bitmiş' olacak. Mümkün olduğunca İngilizce konuşmaya gayret ediyorum.
Okul sonrası arkadaşlarımla sahile gidiyorum. Hemen hemen herkesi tanıyorum okuldan, gayet eğlenceli. Saat 6'da akşam yemeğinde olmaya çalışıyorum.
Anlayacağınız rahatım yerinde simdilik.
Katıldığı Program: Gateway Programme
Merhaba;
Ben özel bir okulda yabancı diller bölüm başkanlığı yapmaktayım. Yaklaşık 12 yıldır İngilizce öğretmenliği mesleğini başarıyla sürdürmekteyim. Kendini geliştirmenin sonu olmadığına inanan, alanında tüm gelişmeleri yakından takip eden bir kişiyim. İşte yine bu fikirden yola çıkarak, kariyerime yeni bir basamak daha eklemek istedim ve İngiltere'ye gitmeye karar verdim. Bu tabii ki yeni başlayacak bir sürecin ilk aşamasıydı. Ardından bana bu konuda yardımcı olacak, doğru kişileri, doğru kurumu seçmem gerekiyordu. Aslında bu çok da zor oldu diyemeyeceğim. Zaten başarısını kanıtlamış, dil alanında aşama kaydetmiş ve benim de öğretmen olarak Teacher Training kurslarına devam ettiğim British Side benim için en güvenilir yol olacaktı. Her adımda bana yardımcı olan, deneyimli kadrosuyla British Side bu konuda gerçekten uzmanlaşmış bir ekibe sahip. Tüm sorularıma yanıt bularak, kafamda hiçbir soru işareti kalmadan karar vererek gittğim The University of Manchester Language Centre gerçekten inanılmaz bir sisteme sahip. Beklediğimin üzerinde bir tatmin duygusuyla ülkeme geri dönmenin sevinci içerisindeyim. Teşekkürler British Side.
Katıldıkları Programlar: Gateway Programme & International Summer School
Merhaba
Herşey çok güzel gidiyor. Geldiğimiz ilk iki gün etrafı keşfettik önce. Pazartesiden beri de dil merkezindeyiz. Burada hava da gayet iyi, ama Manchester'a geldiğimizden beri yağmur dinmek bilmiyor. Buranın serin yağmurlarından size de gönderiyoruz, 16 derece genelde hava sıcaklığı; doğrusu İstanbul'dan sonra nefes aldık biraz. Çok keyifli. Cumartesi günü de York'a gideceğiz. Tavsiyeniz üzerine aldığımız vitaminler ve yağmurluklar çok işimize yaradı.
Burada değişik ülkelerden pekçok arkadaş edindik. Kurslarımız da gayet iyi gidiyor. İlk hafta beş kişiydik sınıfta, bu hafta yeni katılanlar oldu, 11 kişi olduk. Manchester'ı da yavaş yavaş keşfediyoruz. Kaldığımız yerden gayet menunuz. Burada da farklı ülkelerden arkadaşlarımız var. Böyle bir yerde kalmak çok iyi fikirmiş doğrusu.
International Summer School daha çok, pek çok ülkeden gelmiş öğrencilerin kaynaşması, kendi ülkelerinin özelliklerini Ingilizce anlatarak dillerini geliştirmeleri ve bunun yanında Manchester'ın ve Ingiltere'nin genel özelliklerini, kültürel dokusunu tanımaları için planlanmış bir kurs. Sabahtan öğlene kadar öğretmenlerin verdikleri metinler, alıştırmalar üzerinden İngilizce dersi yapılıyor, öğleden sonralarıysa şarkı, film gibi alternatif malzemeler aracılığıyla İngilizce çalışılıyor; her Çarşamba öğleden sonrasında da hep birlikte bir müzeye gidiliyor. Kurs daha çok iletişim ve kendinizi ifade etme üzerine kurulu.
Gateway kursu ise biraz daha yoğun bir kurs. Bir kitaba bağlı olarak (English File) ilerliyor dersler. Daha sınıf içinde odaklanmış bir kurs. Karşılıklı munazaralar, bir konu üstünde yorum bildirme gibi aktiviteler yer alıyor bu kursta. Ayrıca Salı ve Perşembe günleri seçiminize göre IELTS için hazırlık, Advanced Skills ya da Academical English dersi alıyorsunuz.
Ben kursumdan gayet memnun kaldım (Filiz Özkan), çünkü benim amacım İngilizce pratik yapabilmek, kültür sanat ortamını tanımaktı. Bunun yanında pek çok ülkeden arkadaş da edinmiş oldum.
Katıldığı Program: General & Social English Course
Merhaba
Uçuşumuz gayet iyi geçti, gümrükte sorun yaşamadık, sıra çok bekledik ve bizi karşılamaya gelen arabamızı bekletmiş olduk, beraber kaldığımız aile ev gayet rahat, mutfağı da istediğimiz gibi kullanmamızı söyledi ev sahibimiz. Evde bizim dışımızdaki iki öğrenci daha var ama bence iyi oldu, tatlı insanlar ve iletişim kuruyoruz. Londra tam da İstanbul gibi, güzellikleri de görmeye başladık, dün Hyde Park’a gittik. Bana da dün basit gelmişti sınıfım ama erken düşünmüşüm biraz beklemek gerekiyor sanırım, bugün tam seviyem olduğunu anladım. Derslerde daha çok kelime ve konuşma oluyor, hava ilk geldiğimiz gün süperdi fakat şimdi yagışlı, bot getirdiğime pişman olmuştum ama önce şimdi ayağımdalar.
Kültürel ve sosyal açıdan da gayet iyi bir okulmuş burası, tam bize göreymiş; dün gece okuldan öğretmenler ve öğrenciler ile bir jazz bara gittik gayet güzeldi-tam bizim isteyeceğimiz gibiydi- hatta British Side'dakiler bizi anlamış diye yorum yaptık :)
Sevgiler
Katıldığı Program: Intensive English
Londra herkesin hayalini kurduğu ve bir gün mutlaka gelip görmek istediği bir şehir....
Londra çok aktif bir şehir.....Herkes herşey bulabilir burada.....24 saatinizi dolu dolu yaşayabilirsiniz..Ben de buraya gelmenin hayalini kurdum....Ve bu hayali gerçekleştirdim...
|
|