|
|
|
Öğrencilerimiz
İngiltere'de eğitim gören öğrencilerimizden bazılarının kurs programları ve İngiltere hakkındaki izlenimleri bu bölümde yer almaktadır:
Katıldığı Program: Queen Mary, University of London, LLM (2008 Eylül)
İngiltere’de LLM yapmak lisans yıllarımdan beri istediğim gerçekleştirmeye çalıştığım bir hedefti. Hedef olması bir yana Queen Mary College’da LLM yapmak ve bunu burs alarak gerçekleştirmek bir hayaldi aynı zamanda… Bu sene bu hayali gerçekleştirmenin mutluluğu içindeyim.
Bu hayali gerçekleştirmemde gerçekten istediğim bir şeyi yapma azmi biraz tesadüf yanında British Side’ın önemli katkısı oldu.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olup, avukatlık stajımı bitirdikten sonra LLM ile ilgili gerekli araştırma ve başvuru işlemlerine başladım, uzmanlaşmak istediğim uluslararası ticaret hukuku alanındaki programları ve üniversiteleri tarayarak başvurularımı tamamladım.
Bu konuda sadece internetten bilgi alabildiğim için başvurmak istediğim okullar ve programlarını incelemek başvuru koşullarını tamamlamak özelikle amaçlarımı açıklayan bir yazı (statement of purpose) yazmak oldukça stresli ve zor bir süreçti. Başvurduğum okullardan kabul almıştım fakat yüklü mali külfeti nedeniyle yurt dışında eğitim masraflarımı karşılamayacağım için aynı süreçte başvuru yaptığım Birtish Council Chevening bursunun mülakat aşamasında elenmiştim. Bu nedenle LLM hedefimi bir kenara koyup çalışmaya başladım.
Çalışma hayatımdan son derece memnun olmakla birlikte LLM yapmayı gerçekten çok istediğim için ve eğer olmayacaksa dahi vazgeçmeden önce “bu amaç uğruna elimden gelen her şeyi yaptım” demek adına başvuru ve burs işlemleri işleri için tekrar kolları sıvadım.
Bu sırada geç de olsa fark ettim ki tanınmış üniversitelerin temsilcilerinin ve uzman danışmanların yurtdışında eğitimi almak isteyen gençler ile buluştuğu akademik fuarlar düzenleniyor ve bu fuarlarda tanıştığınız görüştüğüz bu kişilerden yurtdışında eğitim, üniversiteler ve sundukları programlar, başvuru kriterleri ve benzeri konularda çok önemli bilgiler alabiliyorsunuz. Ayrıca eğitim danışmanlığı yapan bu uzman kadroların desteğinde gerek başvuru öncesi gerekse de başvurunuz kabul edikten sonra yapılması gereken işlemler hakkında her türlü soru ve sorunlarınıza da yanıt bulabiliyorsunuz.
Benim hedefimde özellikle eğitim kalitesi açısından alanında gerçekten ünlü olan Queen Mary College’da LLM yapabilmek vardı. Ankara’da düzenlenen Akare akademik fuarına katıldım ve Queen Mary’inin Türkiye’de temsilciliğini yürüten British Side ve Queen Mary admissions office görevlileri ile tanıştım. Daha önce başvurduğumu ve kabul aldığımı belirttim. Bana Queen Mary, Center for Commercial Law Studies tarafından uluslararası öğrencilere burs verildiğini ve şansımı denemem gerektiğini söylediklerinde gerçekten böyle bir imkanı keşfettiğim için çok sevindim. Her ne kadar daha önceki başvuru aşamalarından internet sitelerini ezbere biliyor hale geldiysem de bu önemli bilgiyi es geçmiştim.
Nisan ayında başvurumu yeniledim ve tekrar kabul aldıktan sonra mayıs öncesi söz konusu bursa başvurdum. Burs başvurusunun kilit noktası olan burs için hazırlamam gereken başvuru yazısı üzerinde gerçekten çok uğraştım. Kendini ifade etmenin ve tanıtmanın en önemli yolu olan bu mektubun üniversitelere kabul edilme aşamasında da bursa başvuran öğrenciler için burs değerlendirmesinde de çok önemli bir ölçüt oluşturduğunu düşünüyorum.
Queen Mary’den öncelikle mail daha sonra resmi mektup ile bursu kazandığım haberi geldi. Gerçekten çok sevindim hatta uzun bir süre inanamadım. Daha önce kulak asmazdım ama hayatta bir şeyi yürekten isteyip çabaladığında dilekler gerçekten gerçek oluyormuş…. Bence en önemli itici güç bu…. Zira etrafınızda size her konuda destek olan aile ve dostlarınızın yanı sıra uzman kişilerin de yardımı ile yurt dışında eğitim hedefinizi gerçekleştirmek an meselesi…
Av. Ferda DUMRUL
Katıldığı Program: University of Glasgow, MSc International Management and Entrepreneurship & Management Pre-masters (2008, Temmuz - Eylül)
Merhaba,
University of Glasgow cok guzel bir yer. Özellikle mimarisi cok ilginc, dısı tarihi bir bina; ancak içine gelince resmen Sabancı Universitesi modernliğinde. Daha once hiç boyle bir okul gormemiştim:) Eğitimi de simdiden cok iyi olacak izlenimini verdi. Pressesion'da bizi bolumlere ayırdılar management, accounting, biology vs.. olarak. Sınıflar 12ser kişilik. 3 tane management sınıfı var. Bizimki en iyi sınıfmıs. Hocalar cok yardımcı ve bizi ogrenmeye tesvik ediyorlar. Okul su ana kadar super, umarım master programında daha da cok severim.
Sehir olarak Glasgow tahmin ettiğimden cok daha fazla hosuma gitti. Diğer Avrupa sehirlerine hiç benzemiyor, gerek mimarisi gerekse duzeni acısından. Gun boyunca, ozellikle ilk hafta banka, polis ve bilimum yerlere olan kayıtlarla gectiğinden sehir merkezine inmeye yeni fırsatım oldu, tam bir alısveriş cenneti diyebilirim; her magaza var:) Onun haricinde daha gormediğim pek cok yer var, yavas yavas gezeriz
artık:)
Kaldığımız yer Murano sehrin biraz dısında kalıyor, okula cok uzak değil yine de. Su ana kadar tanıstıgımız butun İskoclar cok yardımcılardı ve sıcaklar yabancılara karsı. Ben pek zorluk cekmiyorum acıkcası. Sadece sehir ogrenci acısından bos, Eylul’de geliyormus herkes cunku. Sanırım Eylul’den itibaren cok daha keyifli olur burası.
Dil acısından da ben pek zorlanmadım. İlk gun bindiğimiz taksinin soforu yerel İngilizce'yle konustugu için moralim bozulmustu İngilizcemi duzelteyim derken, bozup da donecegim diye ama neyse ki diğerleri onun gibi cıkmadı:) Gerci onu bile zorlanarak da olsa anlamıstım. Kısacası dil acısından pek de bir fark yok, dikkatli dinleyince anlasılıyor her sey:)
İlk haftalık izlenimlerim bu kadar. Gelişmelerden yine haberdar etmeye calısırım sizi. Hersey için cok tesekkürler.
Sevgiler.
Bahar
Katıldıkları Program: Hilderstone College (Dil Eğitimi, 2008 Ocak), University of Surrey (MSc International Business Management, 2008 Eylül)
Geçen sene üniversiteden mezun olduktan sonra eğitimimizi yurtdışında Master yaparak devam ettirmeye karar verdik fakat bunun için herhangi bir hazırlık yapmamıştık. Buna da British Side’da kursa giderek başladık daha sonra ilerlemeyi hızlandırmak için yurtdışında bir kursa gitmenin daha yararlı olacağını düşündük. Bunun için en doğru yer olan British Side Eğitim Danışmanlık Servisi ile görüştük. Açıkçası yaptığımız görüşmenin ne kadar isabetli olduğunu gördük çünkü düşüncelerimizin netleşmesinde çok yardımcı oldular. British Side ile Master eğitimi de dahil her konuda görüşmeye başladık. Hem iyi hem de istediğimiz programın olduğu okulu bulmak için karar vermek bizim için bu sürecin en zor yanıydı çünkü daha önce hiç araştırma yapmamıştık, ani bir karar olmuştu. Ama korktuğumuz gibi olmadı ve hiçbir konuda zorluk çekmedik. British Side Eğitim Danışmanlık Servisi’nin bilgisi ve tecrübesi sayesinde hangi üniversitenin hangi alanda daha uygun olacağını öğrendik ve en kısa zamanda her şey netleşmeye başladı. Ayrıca yurtdışından üniversite temsilcileri geldiği zaman görüşme imkanımız da oldu.
Yılbaşından önce zaman kaybetmeden hangi dil okuluna gideceğimize karar verip işlemlere başladık. Bu sırada Master eğitimi ile ilgili de bilgi almaya devam ettik, bize uygun olabilecek okulların bir listesi verildi ve hepsini tek tek inceleyip detayları öğrendik bunlar; okulun konumu, konaklama, fakültede yaşam, sunulan fırsatlar gibi birçok şey vardı. Tüm bunlardan sonra tercihimizi yapıp 2 üniversiteye başvuruda bulunduk. Biz sadece gerekli belgeleri toplayıp verdik, bu sürecin her aşamasında takibi British Side yaparak bize bilgi verdi ve bu bizim için oldukça rahat geçen bir süreçti.
Ocak ayının başında dil okuluna 3 aylığına gittik ve eğitimden çok memnun kaldık. Fakat sınava İngiltere’de değil Türkiye’de girmeye karar verdik. Bunun için biz yurtdışındayken başvurunun yapılması gerekiyordu ve bununla ilgili tüm işlemleri British Side bizim adımıza yürüttü. Yani sadece Türkiye’deyken değil yurtdışında kaldığımız süreçte de her zaman iletişim içindeydik ki bu bizim için çok önemliydi, hiçbir konuda soru işaretimiz yoktu. Döndükten sonra Master için gereken sınava girdik ve istenilen skoru elde ettik. İstenilen belgeleri hazırladık ve gerekli tüm yazışmaları British Side yaparak bizi yapmamız gerekenler konusunda yönlendirdi. Bu sırada seçtiğimiz üniversitenin temsilcisiyle de görüşme imkanı sağlandı. Master için tüm başvurularımızı yaptık ve şu an konaklama ile ilgili belgelerin gelmesini bekliyoruz, bunlar elimize ulaştıktan sonra da vize için başvuracağız.
Bu süreci tüm detaylarıyla ve hiçbir sorunla karşılaşmadan tamamladık. Biz verdiğimiz karardan çok memnunuz.
Katıldığı Program: Queen Mary, University of London, LLB Senior (2008 Eylül)
Aceleyle British Side Besiktas ofisine girdim. Pelin Hanım diye bir egitim danismani karsiladi beni sakin olun dedi ilk basta. Odasina girdikten 15 dakika sonra hangi okula ve hangi bolume basvuracagima karar vermistik bile. Oncelikle bitmek tukenmeyen sorilarima sabirla ve guleryuzle cevap verdiginiz icin, konaklamam dahil okulumla ilgili teker teker her konuyla gonullu ilgilendiginiz icin ve gercekten bu onemli karar doneminde bana bu kadar yardimci oldugunuz icin cok tesekkur ederım. Queen Mary'den bana offer geldiginde yanyana olmasak da emaillerde bile benim adima duyduklari sevinci hissettiriyorlardi.
Benim kadar sabirsiz ve panik atak bir insanin bile yuzde yuz guvenini kazandiniz. Artik herseyi size biraktim ve icim cok rahat. British Side'a tekrar tekrar tesekkur ederim...
Sevgiler
Lara Abut
Katıldığı Program: INTO Manchester, Pre-masters Eğitimi (Eylül 2008)
Yurtdisi Egitim Almak Istiyorum Nereden Baslamaliyim?
Ilk olarak profosyonel yardim almak gerekiyordu. Biraz arastirmadan sonra gordum ki British Side’in ozellikle İngiltere ile ilgili egitimlerdeki tecrubesi ve yardimlari ile baslamak onlarla birlikte bu isi goturmek en iyisi olacakti ve oyle de oldu.
Neden Ingiltere?
Hangi ulkeye gitmek istedigime karar vermem gerekiyordu. İngiltere daha yakin oldu her zaman cunku Ingiltere dil egitimi ve uluslararasi ogrenciler icin ogretim bir sektor haline getirmis bu yuzdende Amerika ya da diger ulkelere kiyasla daha profosyonel calistiklarina inandigim icin Ingiltere’yi sectim.
Neden Pre-Master?
Pre-master programina gitmeye karar vermemin baslica sebebi top universitelere gitme yolunu acmasidir. Bu yol verdigi egitimle, Ingiltere’de yasamanin getirdigi yasam tecrubenizle, akici konusma ve anlamanizin gelismesiyle acilmaktadir. Cunku dil ogrenmenin baslica kosulu konusulan ulkede yasamaktir. Ingiltere’de master 1 yil full-time oldugu icin direkt olarak master programina baslamak cok zorlayici hatta yildirici olabilir. Fakat master’dan once guzel bir egitimle gecirilmis bir yil cok buyuk katki saglayacakti. Bu yuzden pre-master programina gitmeye karar verdim.
Hangi Okul?
Bilindigi gibi Ingiltere’de pre-master programi veren bircok okul var. Fakat hedefiniz buyuk ise bu secenekler 3 hatta 2'ye dusuyor. 2 yil gibi uzunca bir arastirma gorusmeler sonucunda bana en faydali olacagina inandigim City College Manchester (INTO Manchester) sectim. Sebebini soyle belirteyim birkac cumle ile: CCM NCUK adi verilen 11 asil ve 9 partner universitenin kayitli oldugu bir kurulusa uye. Benim amacim, NCUK’ye uye olan dunyada top universiteler arasinda yer alan Manchester Universitesi'nde Management master’i yapmak oldugu icin CCM’e gitmek tam bana uygundu.. Bunun kolay olmadigini bildigim icin CCM ile bir yilimi gecirmeye karar verdim. Ayrica Manchester sehrininde secimimde etkili oldugunu soylemem gerek.
Peki Nerede Kalacagim?
Bircok secenek var: Ozel yurtlar ve aile yani kalma gibi. Kisiye gore degisen bir secenek burasi. British Side danismanim ile hangi secenegi istedigimi konusarak karar verdik.
Sonuc olarak British Side yurtdisi egitim departmaninin yardimlari ve yakin ilgisi ile tum islemlerimi bitirip 3 gun icinde vizem onaylandi (tabii bu duzgun ve titiz hazirlanma sonucu oldu) ve ucak biletimi alip yolculuk tarihimi huzurlu ve kaygisiz bir sekilde bekliyorum. Herkese onerim “iyi olmanin kosulu iyiler ile calismaktan gecer” bunu unutmamasi.
Katıldıkları Program: Hilderstone College, Pre-University Course (Haziran 2008)
Merhaba,
Adım Hakan Karaş. Mimarlık fakültesi mezunuyum. Eşimle birlikte şu an İngiltere’de İngilizce dil eğitimi alıyoruz. Eşim de mimarlık fakültesi mezunu. Mezun olalı 1.5 yıl oldu. Uzmanlık alanımızda çeşitli işlerde çalışırken biryandan da Avrupa’daki en iyi mimarlık okullarını araştırdık. Bu araştırmayı yaparken ve başvuru aşamasında British Side uzmanlığında hedefimize ulaştık. Başvuruda bulunduğumuz her iki okuldan da kabuller aldık. Bir tanesi British Side’ın irtibatta olduğu Glasgow School of Art, diğeri ise University College London. Dil sınavını geçtiğimiz takdirde Master programına başlayabileceğiz.
British Side, dil eğitimi için İngiltere’de doğru şehri ve doğru okulu seçmemizi sağladı. Burası İngiltere’nin Kent Şehrine bağlı Broadstairs kasabası. Geleneksel İngiliz evlerinin yoğun bir şekilde bulunduğu, son derece düzenli, gelişmiş, insana huzur veren bir sahil kasabası. İngilizce çalışmak ve öğrenmek için çok uygun bir yer. Buraya gelmeden önce evlerinde kalacağımız aileyle ilgili korkularımız vardı. Fakat eve girdiğimiz andan itibaren kafamızda hiçbir kuşku kalmadı. İngilizler, bilinenin aksine çok misafirperver ve sıcakkanlı insanlar. Bir de dokuz yaşında çocukları var. Onunla da pratik yapma fırsatı buluyoruz.
Bunun dışında okuldan çok memnunuz. Öğretmenler çok ilgililer. Her öğrenciyle birebir ilgileniyorlar. Günün her saati sıkılmadan ve bıkmadan İngilizce öğreniyoruz. Ayrıca dünyanın her yerinden çeşitli kültürleri tanıma fırsatı buluyoruz. Hafta sonları da okulun düzenlediği gezilere katılıyoruz. London, Brighton, Cambridge bunlardan birkaçı. Eğer İngilizce konusunda ciddi bir düşünceniz varsa kısa süreli de olsa İngiltere’ye gelmenizi tavsiye ediyorum.
Katıldığı Program: University of Surrey, MBA (Ocak 2008)
My present career objective is to take a leading role in a multinational company, where I can use my skills and experiences along with my prospective personalized MBA education. However, I never forget that the mission of the MBA programs is to develop outstanding business leaders who contribute to the well-being of society. As a graduate of Surrey MBA I want to play an important role in the pursuit of this mission.
The Surrey MBA fits my background, experience and goals. I believe it will challenge me to reach my fullest potential. I also think that I can form lasting relationships with Surrey scholars, students, and alumni that may give me a powerful professional—and personal advantage. It will be a truly new experience to be with Surrey MBA students as I need to learn new skills in a community where I can test them, with resources to support me, and examples to inspire me.
After having considered my options, I decided to pursue my studies at Surrey University. I prepared each document required for my application: personal statement, work references, degree diploma & transcript, CV…etc. Surrey has a flexible online application system where you can add & edit your details and finally submit your application; you can then send your original documents by post. Their application tracking system and turn back time is quite fast, that is obviously a great benefit for the applicants.
The School of Management offers bursaries to exceptional applicants applying for the Guildford-based MBA programmes with qualifications and/or experience above the normal entry requirements. Due to my intensive work experience and substantial management responsibilities, I was awarded an MBA Bursary.
Katıldığı Program: Bellerbys College London, Engineering Foundation Programme (Eylül 2007)
Gelecekteki iş ve sosyal hayatım açısından kaliteli bir eğitim şart. Bu ikisini de en iyi sağlayabilmem için İngiltere iyi bir seçenek. Eğitim kalitesi ve uluslarası olması, uluslararası öğrenciler bakımından deneyimli olması ve bu sayede sağlayabileceğim sosyal çevre... Üstelik kendi dilimin konuşulmadığı bir ülkede tek başıma yaşayıp ayaklarımın üzerinde durabilmeyi öğrenebilmek, sorumlulaklarımı tek başıma üstleyebilmek ve dilimi geliştirebilmek bu kararı tetikledi. Bu sebeplerden dolayı İngiltere'de Foundation programına British Side eğitim danışmanlığı aracılığıyla yerleştim. Bellerbys kolejini seçmemizin nedeni derslerinin içeriği, yeni sınıflarda az kişiyle daha salıklı bir öğrenim sağlaması ve öğrencilerine sağladığı yerleşim imkanlarıdır. Londra seçmemin nedeni ise daha merkezi, canlı ve sosyal olmasından dolayıdır. Derslerimiz uzun ama tenefüslerle ayarlanıyor. Hocaların ders işleme şekilleri anlatım ve pekiştirici sorular sonrasında da verilen ödevlerle tamamlanıyor. Hocalar sabırlı ve konuların anlaşılması için ellerinden geleni yapıyorlar. Okulumun diğer çalışanlar da çok yardımcılar. Okulumun bana sağladığı yerleşim imkanı okulumun bulunduğu yerleşim alanının içinde. Bu açıdan çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Odalar geniş, temiz ve ferah. İhtiyacım olan herşey düşünülmüş. Şu an herşey yolunda gidiyor ve böyle devam edeceğini umuyorum. Amacım foundation programımı iyi bir dereceyle bitirip iyi bir üniversiteye girebilmek...
Katıldığı Program: Standard English 25 (Haziran - Temmuz 2008)
Merhaba,
Özel bir şirkette Muhasebe-Finans Müdürü olarak çalışmaktayım. Şirket Genel Müdürü’müz Sayın Mine Aksoy’un tavsiyesiyle Şubat 2007’de British Side’da “beginner” seviyesinde İngilizce kursuna başladım. Aradan bir yıl geçtikten sonra yine Mine Hanım Londra’da Dil Okuluna giderek İngilizcemi ilerletmem konusunda beni destekledi. Bunun üzerine dil eğitiminden gayet memnun olduğum ve 2008 Nisan ayı sonunda sıfırdan “intermediate” seviyesine kadar gelmemi sağlayan British Side dışında başka bir adres aramadım açıkçası.
British Side Yurtdışı Eğitim Danışmalık Servisi, okulların tanıtımından başlayarak konsolosluğa müracaatım, müraacatımın sonuçlandırılması aşamalarından Londra’da konaklayacağım yere yerleşmeme kadar her aşamada bana destek oldu. İngiltere maceram başladığı andan itibaren de kendimi hiç yalnız ve çaresiz hissetmedim. Pasaport, vize, uçak bileti ve diğer tüm işlemlerim tamamlandıktan sonra 15 Haziran’da, aylar öncesinden planladığımız gibi nihayet Londra’daydım.
Beş haftalık programına katıldığım The Hampstead School of English, Londra’nın kuzeyinde, West Hamstead’da, 1977’den bu yana eğitim vermekte olan, alanında iddialı bir okul. The Hampstead School of English’de her Pazartesi saat 08.00’de yeni öğrenciler seviye tespit sınavına alınıp saat 10.00’da da eski ve yeni tüm öğrenciler birlikte derse başlıyorlar. Ben de 16 Haziran’da yeni bir ortam ve yeni arkadaşlarımla beş haftalık İngilizce eğitimi programına başladım. Katıldığım bu beş haftalık programda hafta içi sabahları üç saat “Intensive English”, bir saat “Speaking”, bir saat de “Reading-Writing” olmak üzere haftada beş gün beşer saat “General English” eğitimi aldım.
Okulda öğrencilerin seviyesi için öngörülen kitaplar, belli bir ücret karşılığında okul idaresinden kiralanabiliyor. “Speaking” ve “Reading-Writing” dersleri ise daha çok öğrencilerin katılımı, öğretmenlerin ders notları ve zaman zaman da televizyon, video gibi görsel ve işitsel araçların kullanımıyla gerçekleştiriliyor.
Okulun verdiği eğitim sadece bunlarla sınırlı değildi. İsterseniz her Çarşamba günleri bir saat “pronunciation” sınıfına katılabilir veya okuldaki salonda film izleyebilir ya da okul panolarından takip edilebilen diğer sosyal aktivitelere katılabilirsiniz. Bu aktiviteler karşınıza Salı günleri bir Hampstead klasiği haline gelmiş PUB günü olarak çıkabileceği gibi öğretmenlerinizden biriyle tiyatroya ya da Londra marketlerine düzenlenen geziler veya müze ziyaretleri olarak da çıkabilir.
Hafta sonları ise okulun anlaşmalı olduğu Anderson Tour’la Paris ya da Amsterdam’a düzenlenen gezilere katılabilirsiniz. Tabi ki Schengen vizeniz varsa! Vize nedeniyle ben maalesef bu şehirleri ziyaret edemedim ama bir Edinburg gezisine katıldım. 2 gece-3 gün süren o kısacık hafta sonunda, trenle Edinburg’a giderek şehirdeki katedraller ve kaleler başta olmak üzere çevre şehirleri de görme olanağı bulduğum doyasıya doğa manzaralı bir tatil yaptım. Eğer yolunuz düşerse Edinburg’un 1800’lü yıllardan kalma zindanlarını akşamın alacakaranlığında ziyaret etme şerefine de nail olabilirsiniz...
Fakat şimdiden Temmuz ayında Edinburg’da çok üşüdüğümü ve çok fazla tarihi binaya sahip bu şehrin bizim kültürümüze Londra’dan daha uzak olduğunu söyleyebilirim. Londra daha evim gibi, daha İstanbul gibi...
Anlatmak istemediğim tek şey tahmin edeceğiniz gibi İngiliz yemekleri... Alışkın olmadığınız yağları, ücretini ödemiş olmanıza rağmen konakladığınız yerdeki akşam yemeklerini yemenizi engelleyebilir, bazı öğünlerde meyve-peynir-ekmek üçlüsüne talim edebilirsiniz. Ancak her şeye rağmen rüya gibi geçirdiğim beş haftayı anımsayınca bunlar bile çok güzel anılar...
İngiltere’deki ikinci haftamda kardeşim ve eşi tatil amaçlı olarak akrabalarının yaşadığı İngiltere’nin küçük bir şehri olan Bath’a geldiler. Bath dönüşü Londra’da birlikte 2 gün geçirme imkanı bulduk ve muhteşemdi diyebilirim.
Tower Bridge’le başladığımız 2 günlük Londra gezimize St. Paul Katedrali, Parlamento Binası, Big Ben Saat Kulesi, Hyde Park ve Madame Tussaud Müzesi’yle devam ettik;
Times nehri üzerinde kurulmuş Tower Bridge’den şehrin önemli bir kısmını görebilir, köprünün iç mekanında kurulmuş sinevizyondan tarihi hakkında bilgiler alabileceğiniz tanıtıcı filmi izleyebilir, şehre doğru baktığınızda ise modern ve tarihi yapılar arasında kaybolacağınız hissine kapılabilirsiniz.
Gezimizin ilk günü bitmişti fakat son durağımız olan Parlamento Binası’nın etki alanından bir türlü çıkamıyorduk. Akşam saat 10’a doğru kararan havanın etkisiyle lacivert bir gökyüzünün arkada fon oluşturduğu tabloda turuncu ışıklandırmasıyla Parlamento Binası gündüz saatlerinden çok daha göz alıcı hale gelmişti ve bizi uzun bir süre daha bulunduğumuz yerde kilitledi. Hatta o akşam Parlamento Binası’nın ihtişamından o kadar etkilenmiştik ki ertesi gün çok büyük bir dönmedolap olan London Eye’a bindiğimizde bile gözlerimizi ondan alamıyorduk.
Maalesef bazı arkadaşlarımın tercih ettiği ama bence Londra’da yapılmaması gereken tek şey kendinize bir Türk arkadaş bulmaya çalışmak... Metroya binin, gezin, dolaşın, kaybolun, yolunuzu bulmaya çalışın, restaurantlarda herhangi bir ülkenin yemeklerini deneyin, alışveriş yapın, dışarıdaki satıcılarla pazarlık yapın ama kendi milletinizden insan aramayın! Her aktivitenin öğrenilmeye çalışılan yabancı dile katkısı büyük, kendi dilinizi konuşan bir arkadaştansa gırtlak yapısı farkı nedeniyle çok kuvvetli İngilizce dilbilgisine sahip olmalarına rağmen konuşmakta güçlük yaşayan Japon, Kore ya da Çin’li öğrencilerle konuşmaya çalışmak dahi daha faydalı olacaktır.
Saygılarımla
Yurdanur Saral
22.10.2008
Katıldığı Program: General English + English for Work (Ağustos 2008)
Merhaba,
Şimdi daha iyi anlıyorum, çok keyifli çok güzeldi İngiltere...
Öncelikle okul ve sınıfım çok iyiydi, advance seviye bana çok şey kattı. Ailem konusunda çok şanslıydım, çok sıcaklardı, benimle bol bol konuştular ve evden yana hiçbir sıkıntım olmadı.
Bol bol gezdim herhalde 2 haftada ne kadar gezilebilirse o kadar diyebilirim size:)
Gidecek olanlara tavsiye ediyorum. Kesinlikle iki hafta yeterli değil ama ben bişeyleri aştım Ingilizce anlamında. Herhalde Ingilizce rüyalar görüyor olmam bunu gösteriyor:)
Çok sağolun herşey için...
Katıldığı Program: Adult Summer Course (Haziran – Temmuz – Ağustos 2008)
2008 yılında hayatımdaki ilk yurtdışı eğitimimi British Side vasıtası ile gerçekleştirdim ve İngiltere’ye gittim. İlk başta çok tedirgindim: Nerede Kalacağım? İnsanlarla nasıl iletişim kuracağım? Okulda zorlanır mıyım? gibi klasik endişeler içerisindeydim. Ama gittiğimde gördüm ki endişe etmeye hiç gerek yokmuş. Çünkü oradaki bütün öğrenciler benim gibi dil öğrenmeye geldiği için birbirimizi anlamaya çalışmak istediğimizde mevcut İngilizce seviyelerimizle anlaşmaya çalışıyorduk. En büyük avantaj ise her zaman İngilizce konuşmak zorunda olmamdı. İtalyan, İspanyol, Arap, Fransız ve bunun gibi birçok değişik kültürden çok yakın ve kalıcı arkadaşlıklar edindim ve çok eğlenceli geçti. Her 3 hafta yeni öğrenciler geldikçe yeni insanlarla tanışma fırsayı buldum ve hepimiz İngilizce konuşmak zorunda olduğumuz için ilk haftadan sonra artık hiç zorlanmamaya başladım. Okulun ayarladığı değişik aktiviteler, mangal partileri, gibi etkinlikler bizi daha da rahatlattı. Haftasonları İngiltere’nin değişik başka eyaletlerini görme imkanım da oldu. Okulun ayarladığı turlara katılarak her haftasonu başka şehre gittim ve çok eğlendim. Hatta bir haftasonu yurtdışına çıktım böylece eğitim dönemim boyunca hiç sıkılmadım.
Kaldığım eve gelince kaldığınız ev tamamen şans ama benim evim harikaydı. Çünkü host family dediğimiz ailem çoook iyiydi ve çok rahattım. Üstelik evim okula çok yakındı. Dil öğrenmek isteyen arkadaşlarıma önerebileceğim 2 seçenek var: Ya uzun dönem (1 yıl gibi) kalınmalı ya da kısa dönem (6-9 hafta gibi) her yıl bir kere gidilmeli, devamlılık sağlanmalı. O yüzden ben seneye tekrar gideceğim.
Umarım sizleri biraz aydınlatabilmişimdir. Bu arada ben Türk arkadaşım olmasına rağmen onunla İngilizce konuştum. Size tavsiyem çevrenizde Türkler olursa bile lütfen Türkçe konuşmayın, konuşacaksanız da gitmeyin daha iyi...
İyi günler
Figen İde
Katıldığı Program: International Teachers (Temmuz 2008)
13 Temmuz 2008 Pazar sabahı kafamda pek çok soru ile uçtum İngiltere’ye. Çünkü böyle bir tecrübeyi daha önce hiç yaşamamıştım. Nasıl bir aile ile karşılaşacağım? Okul beklentilerimi karşılayacak mı? vb. Çok insani düşüncelerdi. Çünkü bilinmeyen her şey korkutur insanları. Sorunsuz bir yolculuktan sonra yerel saat ile 13:00 te Angela ve Tylor Harding çiftinin evine vardım. Angela ile daha önce mail ile haberleşmiştik , bana öğle yemeği hazırlamak istediklerini ve yemediğim bir şey olup olmadığını sormuştu.
Evde sadece Ty – öyle diyorlar – vardı. Angela kiliseye gitmişti. Hoş sohbet bir insandi. Sonrasın evin hanımı geldi. Klasik olarak odamı, yiyeceklerin yerini, banyoyu nasıl kullanacağımı gösterdi. Bir bayan arkadaşları ziyaretlerine gelmişti. Odama yerleştikten sonra, yadımda getirdiğim paket kağıtlarını çıkarıp, hediyelerini paketledim. Aileye, küçük boyutta el yapımı bir İznik çini tablosu, evin hanımına
Yemenicilerden aldığım oyalı yemeni ve çini bir İstanbul anahtarlığı, evin beyine benzer bir anahtarlık, İngilizce İstanbul DVDsi (2010 Avrupa Kültür Başkenti antetli ve Türkiye VCDsi) ile tabiki Türk lokumu. Yanımda 6 kadar yemeni vardı. Eve misafir gelen bayana da bir paket ile hediye ettim. Bizler burada küçük de olsa hediyeleşmeyi çok severiz gelenek olarak ancak onlar oldukça şaşırdılar, hele de hiç tanımadığım bir misafiri bile ayırt etmememden çok etkilendiler.
Akşama çok vakit vardı, ben de Angela dan okulun yolunu yürüyerek bana gösterip gösteremeyeceğini sordum. Tamam dedi, birlikte 10 dkda okula vardık. Sonra sahile kadar yürüyüp dondurma yedik.
Okulun ilk günü hepimiz biraz ürkek ama nazik, sorgulayan gözlerle birbirimize bakıyorduk. Bizi Small Hall denen genişçe bir salona topladılar. Brezilya 1 kişi , İsviçre 2 kişi , Türkiye 1 kişi (ben ), Almanya 3 kişi vb. vardı. Hepimiz öğretmendik. Öncelikle öğretmenlerle tanıştık. Sonra bizlere içinde hangi grupla hangı tarhlerde hangi sınıfta ders yapacağımızı ve oradaki yaşamla ilgili bilgileri içeren bir dosya verdiler. Öncelikle 2 hafta boyunca sabahları (09.00 -12.30) konuşulan ingilizceye derslerimiz vardı. Ve öğleden sonraki derslerimiz (14:00 – 16.00) tamamen ilgi duyduğumuz konulara ayrılmıştı. Bu sınıflarda bazı arkadaşlar değişebiliyordu. Ben ilk hafta öğleden sonra Creative teaching, 2. hafta Britain Today aldım. Ayrıca aksamları da aktivitelerimiz vardı. Bazen eğlence bazen seminer şeklinde, zorunlu değil isteyen katılabiliyor. İlk gün öğleden sonra ders yapmayıp Broadstairs'i gezdik otobüsle. Sonra ctsi Londra götürdüler. Ben daha once gördüğüm icin görülecek klasik yerleri, İspanyol arkadaşım Anna ile beraber Camden'a gittik döndükten sonra Tate Modern Sanat'a gittik ama çok büyüktü sadece 1 katını gezebildik.
Okulla ilgili özellikle belirtmek istediğim şey, öğretmenlerinin çok iyi olduğu. Tessa ve Seth in CUP'den çıkmış kitapları var. Çok sıcaklar.
Aile ile ilişkilerim oldukça iyi idi. Sanırım birbirimizin sınırlarına saygı duyunca problem olmuyor. Beni buyukanneleri ile bir restaurana götürdüler. Çok naziktiler, buna mecbur değillerdi. Ona da bir yemeni ve anahralık hediye ettim.
Ben sizlerin profesyonel yardımıyla böylece bir hayalimi gerçekleştirdiğim için mutuluyum. Vesile olduğunuz için ÇOK ÇOK ÇOK teşekkür ediyorum.
Daha başka eğitimlerde görüşmek üzere diyorum…
Sevgi ve Saygıyla,
Çiğdem İSKENT
Katıldığı Program: Adult Summer Course (Temmuz 2008)
Merhabalar
Okul ve çalışanlar çok sıcakkanlı bu çok önemli ve her konuda çok yardımcı oluyorlar. Eğitimle alakalı doğru yönlendirmeleri yaptıklarını düşünüyorum.
Sosyal aktivitelerle İngiltere'nin çeşitli şehirlerini görme imkanım da oldu.
İngiltere pahalı olmasına rağmen güzel bir ülke. Ayrıca kaldığım ailemle ilgili bir sorunum olmadı...
Herşey için teşekkürler, herşeyden çok memnunum. Gelecek senelerde tekrar beraber çalışmak dileğiyle...
Katıldığı Program: Creative Teaching Course (Temmuz 2008)
Merhaba! Ben Füsun 8 yıldır özel bir dil okulunda ingilizce öğretmenliği yapmaktayım. Son 2 yıldır British Side'ın öğretmenlik ile ilgili kurslarına aktif bir şekilde katılmaktayım. British Side öğretmenlerimden Laura Wood'un da tavsiyesiyle İngiltere Kent şehrinde Hilderstone Koleji'nde 'Creative Teaching' adlı 2 haftalık bir eğitim programına katıldım.
Kursum çok faydalı geçti, kendimi yenilemem açısından gayet verimli bir kurstu. Kursum haftaiçi Pazartesi-Cuma 09:00-16:00 arasındaydı ve kurstaki süre gayet iyi bir şekilde organize edilmişti. Kursun dışında her akşam öğrencilerin birbirleriyle kaynaşması açısından kokteyl, dans gecesi, film gecesi gibi aktiviteler düzenlendi; ayrıca hafta sonu Londra Cambridge Oxford gibi şehirlere turlar düzenlendi. Öğretmenler çok tecrübeliydi onların tecrübelerinden yararlanmak benim için çok faydalı oldu. Bu program benim için hem bir eğitim programı hem de yeni yerler görmem açısından tatil şeklinde geçti.
İngiltere'de 2 haftalık süre boyunca 'host family' nin yanında kaldım evde herşey temiz ve şansıma yemekler bile gayet iyiydi. Yanında kaldığım bayan çok güzel yemek yapıyordu, odamda rahat ve temizdi bence İngiltere pahalı olduğu için host family yanında kalmak çok iyi bir fikir.
British Side'da bu kursa katılmam konsunda bana yardımlarından dolayı çok teşekkür ederim.
Katıldığı Programlar: Intensive General English & International Teachers (Temmuz 2008)
2008 yazında 1 aylığına Hilderstone College'da 2 hafta Genel İngilizce, 2 hafta da Teacher Training kurslarına katıldım. Gerçekten harika bir eğitim aldım, zamanım olsaydı daha fazla kalmak istiyordum. İşini severek yapan öğretmenlerden ders almak, onların tecrübelerinden yararlanmak beni çok etkiledi ve işine yeni başlamış bir öğretmen olarak mesleğime daha sıkı sarılmamı sağladı. Broadstairs'te eğitim almanın en güzel yanlarında biri; Türk nufusunun az olması sebebiyle sürekli İngilizce konuşarak tamamen İngilizce'ye yönelebilmemdi. Kaldığım aile, beni yanlarında kalmaya gelen bir öğrenci gibi değil bir akrabalarıymışım gibi karşıladı. Onlarla çok güzel zaman geçirdim. Çok yardımsever ve sıcakkanlıydılar.
Umuyorum fırsatım olur olmaz Teacher Training kurslarına katılmak için tekrar Hilderstone College'a gidebilirim.
Katıldığı Program: Intensive Executive English Course (Mart 2008)
İş yaşamımda aktif olarak kullandığım İngilizcemi daha profesyonel bir seviyeye getirmek ve özellikle yazışmalar konusunda zenginleştirip, efektif kılabilmek için İngiltere’de bir süre eğitim almanın doğru bir karar olacağına inandım. Bu doğrultuda, hali hazırda eğitim gördüğüm British Side’nin deneyimli kadrosundan destek alarak gerekli organizasyonları yaptık. Özellikle küçük bir kasaba seçtim ve Manchester’a 70 dk. uzaklıktaki Shrewsbury’de kaldım. Kendi ana diliniz dışında, tüm zamanınızı İngilizce konuşarak ve duyarak geçirmek farkında olmadan dahi dil gelişiminize çok katkı sağlıyor. Eğitim aldığım Severnvale Academy, her öğrencinin ihtiyacı doğrultusunda hazırladığı eğitim programları, yaklaşımı ve deneyimli kadrosu dolayısıyla yapabileceğim en doğru seçimdi. Özel olarak Business Engilish programını seçtim. Tüm ihtiyaçlarınız, sizinle yakından ilgilenen bir kadro tarafından, büyük bir titizlikle değerlendiriliyor ve orada bulunacağınız sürenin maksimum seviyede verimli geçmesi sağlanıyor. Seçiminizi yapmadan önce ihtiyacınızın tam olarak ne olduğuna karar vermelisiniz. Alacağınız eğitimin ne şekilde bir program olaması gerektiği konusunda soru sormaktan çekinmemelisiniz. Gideceğiniz eğitim kurumuna önceden kayıt yaptırmış kişilerle irtibata geçmeniz sizin İngiltere’de çok daha verimli olmanıza destek olacaktır. İngiltere’ye gittiğinizde İngilizler’in söylendiği gibi ‘’soğuk’’ insanlar olmadığını göreceksiniz. Ama her zaman kibar olmalısınız. Kalacağınız lokasyonun dışında da yerler görmeye, kültürel dokularını ve yaşam şekillerini gözlemlemeye çalışmalısınız. Bu size hem yeni ufuklar açacaktır hem de daha fazla prtaik yapma imkanı oluşturacaktır.
Konaklama şekliniz tamamen sizin insiyatifinizdeki bir konu. Okulunuza yakın yerlerdeki alternatifleri değerlenedirmeye dikkat etmelisiniz. Bu size ulaşım kolaylığı sağlayacaktır. Öncesinde, olmazsa olmazlarınızı belirlemeli ve sizin için bu organizasyonu yapacak kişi ya da kurumları bilgilendirmelisiniz. Emin olun sizin için önemli olan tüm detaylar üzerinde hassasiyetle durulacaktır.
Benim için bu şekilde bir eğitim programı ve konaklama organize edildi. Son derece kusursuz ve verimliydi. 2008 yılı sonunda aynı şartlarda tekrar gitmeyi planlıyorum.
Katıldığı Program: Academic Year English (Kasım 2007-Temmuz 2008)
Temmuz 2008’e kadar Londra’da dil eğitimi görecek olan Seyhan Gemici’den İngiltere’de dil eğitimi görmek isteyenlere tavsiyeler:
“* Okulunuzu iyi seçin.
* Kendinize güvenin ve çaba gösterin. Daha fazlasını isteyin ve konuşurken çekinmeyin.
* Londra’dayken her cümlenizin sonuna ‘Please’ eklerseniz, size pekçok kişi yardımcı olacaktır.
* Londra, uluslararası pekçok öğrencinin bulunduğu, kültürel açıdan çok zengin bir yer, mutlaka gezin, yeni insanlarla tanışın.
Ben seçtiğim okuldan ve kursumdan çok memnunum. Gösterdiğim çaba doğrultusunda İngilizce seviyem hızla ilerlemekte. Kendime alanımla ilgili bir iş buldum, ev tuttum. Kursum da Londra yaşantım da çok iyi gidiyor...”
Katıldığı Program: English 20 Morning (Ekim 2007-Şubat 2008)
Merhabalar,
Ilk baslarda gercekten de cok zorluk cekiyomus insan ama yavas yavas alistim artik. Okulun etkinlikleri gercekten cok iyi ve cok ilgililer. Londra sanildigi ve abartildigi kadar pahali da degil... Yani ben bikac yer buldum yemek icin gayet uygun... Burasi isil isil gecen Cumartesi trafige kapandi merkez alisveris icin ve inanilmaz kalabalikti... Alistim sayilir artik buralara okulun egitimi gercekten guzel memnunum... Ama Istanbul'u inanilmaz ozluyorum tek problem bu... Kaldigim aile gercekten cok iyi kendime ait banyom var ona cok seviniyorum ve yardimci oluyolar dun aksam beni yemege davet ettiler birlikte yemek yedik okul da gayet guzel....
Yaş: 16
Katıldığı Program: Intensive General English Course
* Bora iki arkadaşıyla beraber gitti, 4 hafta boyunca süren kursunda 3 arkadaş okula 5 dakika yakınlıkta br ailede konakladı, ev sahibesi İngilizce öğretmeni idi.
Bora’dan haberler
Merhaba ben Bora, bu emaili İngiltere'den atıyorum, gerçekten de sonunda burdayım. Bizim eğitimimiz ve konaklamamız süper, burada herşeyimiz herşey yolunda ben High Intermadiate A diğer iki arkadaş ise sonradan Advance oldular. Evde de herşey yolunda zaten çok iyi insanlar, kendi adıma çok teşekkür ederim.
Burada Türkçem bozulmuş olabilir varsa hatam kusura bakmayın. Yemekler genelde iyi çok sıkışırsak bir de yemeği beğenmezsek dışarıya çıkıyoruz o konuda bir problem yok.
Çamaşırlar da gayet güzel her hafta sonu yıkanıyor.
Hep eğleniyoruz evde evin ağabeyi baya yakın bize tadını çıkarıyoruz.
Bu haftasonu Londra'ya gideceğiz hersey hazır haritalar underground metro haritaları:D
Sevgilerimle...
Katıldığı Program: Intensive English & Summer Double Intensive
Selamlar
Çok iyiyim, yanlarında kaldığım aile çok iyi gerçekten çok sevdim onları, her konuda bana yardımcı oluyorlar. Özellikle yemekler çook güzel, okula gelince o da iyi yalnız ben henüz istediğim gibi konuşamıyorum ama biliyorum ki bu çok normal çünkü seviyem pek iyi değil; umarım 3 ay sonunda biraz da olsa değişmiş olurum.
Londra'ya gelecek başkaları da varsa mutlaka yanlarına yağmurluk ve şemsiye alsınlar.. Geleli 4 hafta oldu ama yağmursuz tek bir gün bile olmadı!!
Yardımlarınız için bir kere daha çok teşekkür ediyorum..
Burası cok güzel bir yer, en önemlisi de yanında kaldığım aile çooook iyi.. merak etmeyin herşey yolunda..
Görüşmek üzere, sevgiler...
Katıldığı Program: Intensive English
Merhaba
Ben Ebru' Bell International'da 3. haftam ve 6 aylik programma katiliyorum. Bell International yabanci dil egitimi almak icin dogru bir yer oldugunu dusunuyorum; cunku okul hem ogretmenleri hemde kullandiklari materyallerin zenginligi acisindan yeterli bir yer oldugunu dusunuyorum. (bu bolgedeki en iyi dil okulu oldugunu dusunuyorum)Okula ilk geldiginizde seviyeniz belirlendikten sonra seviyenize gore bir sinifa yerlestiriliyorsunuz ve bunun yaninda isteginize gore ihtiyacini duydugunuz ozel bir alanda egitim aliyorsunuz. Bu konu daogretmenler zaten sizi yonlendireceklerdir.Bunun yaninda okulda zamaninizi dolu dolu gecirebilirsiniz,okul disinda sosyal programlara da katilabilirsiniz.
Sehirle ilgili olarak da Cambridge cok sirin bir yer, sehir okullarla dolu oldugu icin ogrencilerle yasayan bir sehir. Burada farkli ulkelerden bir cok arkadas edineceksinizdir. Guvenlik acisindanda kendinizi rahat hissedeceginizi dusunuyorum.
Umarim buraya gelince sizde memnun kalirsiniz.
sevgiler
ebru ataman
Katıldığı Program: Marketing & Business Skills Intensive Certificate Programme with English
Ebru’dan Haberler
Merhaba, herşey çok güzel gidiyor. Buraya geldiğimde bir tek pasaport kontrolü sırasında yanımda okulun beni kabul ettiğini gösterir kağıdım yoktu. Konsolosluğa verdiğimi söyledim ve problem çıkarmadilar sadece böyle şeylere dikkat edilmesi gerektiğini söylediler. Bunun dışında hiç zorlukla kaşılaşmadım. Okulun ayarladığı yanında konakladığım ailemde ev sahibim Ms.Gibbs süper bir kadın (yan tarafta fotoğrafı yer alıyor). İnce ve düşünceli, ne sevdiğimi sordu yemek olarak aksam yaptı, yemeklerden yana hiç şikayetim yok. Bir Koreli öğrenci var evde, iyi İngilizce konuşuyor. İngilizcemin çok iyi olduğunu söylüyorlar, Mrs.Gibbs'in oğlu İngilizce öğretmeni, o da bazen okula bırakıyor bizi, ailem cok yardımcı oluyor her konuda.
Okulda bize ilk gün test yaptılar yazılı ve sözlü olarak. Daha sonra bizim konaklamaları ayarlayan danışman ile tanışacağız. Sorular soracak kaldığımız yerlerle ilgili ve kuralları anlatacaklar. Ardından bir polisle tanışacağız, kuralları anlatacak. Aksan net anlaşılıyor, zorlanılacak hiç birşey yok.
Bournemouth cok sakin bir yer. Pazar günü çıkıp alışveriş yaptım, priz almayı unutmuşum Türkiye'den:)). İhtiyaçlarımı rahatça aldım. Gayet sıcak yerel halk beklediğimden :). Hava çok yağmurlu ve soğuk. Denize girmek için bekliyoruz.
Hafta sonu gezileri de var tabii. Bu hafta Bath gezisi var. Buraya ilk geldiğim hafta Dawn'la (Mrs.Gibbs) televizyon izliyorduk ve tesadüfen İngiltere'nin güney sahillerini tanıtan belgesele denk geldik. Belgeseli izlerken kesinlikle buraya gitmeliyim diyordum. Neyse ki okul bu hafta sonu düzenliyor bu geziyi. Katılacağım kesinlikle.
Okul çok yoğun, marketing'den her cuma sınav oluyoruz konuyu anlamış mıyız diye, Business sınıfımda ise prezentasyon hazırlayıp sunduk. Herşey çok hızlı gelişiyor. sanırım 'bir bakmışım bitmiş' olacak. Mümkün olduğunca İngilizce konuşmaya gayret ediyorum.
Okul sonrası arkadaşlarımla sahile gidiyorum. Hemen hemen herkesi tanıyorum okuldan, gayet eğlenceli. Saat 6'da akşam yemeğinde olmaya çalışıyorum.
Anlayacağınız rahatım yerinde simdilik.
Katıldığı Program: Gateway Programme
Merhaba;
Ben özel bir okulda yabancı diller bölüm başkanlığı yapmaktayım. Yaklaşık 12 yıldır İngilizce öğretmenliği mesleğini başarıyla sürdürmekteyim. Kendini geliştirmenin sonu olmadığına inanan, alanında tüm gelişmeleri yakından takip eden bir kişiyim. İşte yine bu fikirden yola çıkarak, kariyerime yeni bir basamak daha eklemek istedim ve İngiltere'ye gitmeye karar verdim. Bu tabii ki yeni başlayacak bir sürecin ilk aşamasıydı. Ardından bana bu konuda yardımcı olacak, doğru kişileri, doğru kurumu seçmem gerekiyordu. Aslında bu çok da zor oldu diyemeyeceğim. Zaten başarısını kanıtlamış, dil alanında aşama kaydetmiş ve benim de öğretmen olarak Teacher Training kurslarına devam ettiğim British Side benim için en güvenilir yol olacaktı. Her adımda bana yardımcı olan, deneyimli kadrosuyla British Side bu konuda gerçekten uzmanlaşmış bir ekibe sahip. Tüm sorularıma yanıt bularak, kafamda hiçbir soru işareti kalmadan karar vererek gittğim The University of Manchester Language Centre gerçekten inanılmaz bir sisteme sahip. Beklediğimin üzerinde bir tatmin duygusuyla ülkeme geri dönmenin sevinci içerisindeyim. Teşekkürler British Side.
Katıldıkları Programlar: Gateway Programme & International Summer School
Merhaba
Herşey çok güzel gidiyor. Geldiğimiz ilk iki gün etrafı keşfettik önce. Pazartesiden beri de dil merkezindeyiz. Burada hava da gayet iyi, ama Manchester'a geldiğimizden beri yağmur dinmek bilmiyor. Buranın serin yağmurlarından size de gönderiyoruz, 16 derece genelde hava sıcaklığı; doğrusu İstanbul'dan sonra nefes aldık biraz. Çok keyifli. Cumartesi günü de York'a gideceğiz. Tavsiyeniz üzerine aldığımız vitaminler ve yağmurluklar çok işimize yaradı.
Burada değişik ülkelerden pekçok arkadaş edindik. Kurslarımız da gayet iyi gidiyor. İlk hafta beş kişiydik sınıfta, bu hafta yeni katılanlar oldu, 11 kişi olduk. Manchester'ı da yavaş yavaş keşfediyoruz. Kaldığımız yerden gayet menunuz. Burada da farklı ülkelerden arkadaşlarımız var. Böyle bir yerde kalmak çok iyi fikirmiş doğrusu.
International Summer School daha çok, pek çok ülkeden gelmiş öğrencilerin kaynaşması, kendi ülkelerinin özelliklerini Ingilizce anlatarak dillerini geliştirmeleri ve bunun yanında Manchester'ın ve Ingiltere'nin genel özelliklerini, kültürel dokusunu tanımaları için planlanmış bir kurs. Sabahtan öğlene kadar öğretmenlerin verdikleri metinler, alıştırmalar üzerinden İngilizce dersi yapılıyor, öğleden sonralarıysa şarkı, film gibi alternatif malzemeler aracılığıyla İngilizce çalışılıyor; her Çarşamba öğleden sonrasında da hep birlikte bir müzeye gidiliyor. Kurs daha çok iletişim ve kendinizi ifade etme üzerine kurulu.
Gateway kursu ise biraz daha yoğun bir kurs. Bir kitaba bağlı olarak (English File) ilerliyor dersler. Daha sınıf içinde odaklanmış bir kurs. Karşılıklı munazaralar, bir konu üstünde yorum bildirme gibi aktiviteler yer alıyor bu kursta. Ayrıca Salı ve Perşembe günleri seçiminize göre IELTS için hazırlık, Advanced Skills ya da Academical English dersi alıyorsunuz.
Ben kursumdan gayet memnun kaldım (Filiz Özkan), çünkü benim amacım İngilizce pratik yapabilmek, kültür sanat ortamını tanımaktı. Bunun yanında pek çok ülkeden arkadaş da edinmiş oldum.
Katıldığı Program: General & Social English Course
Merhaba
Uçuşumuz gayet iyi geçti, gümrükte sorun yaşamadık, sıra çok bekledik ve bizi karşılamaya gelen arabamızı bekletmiş olduk, beraber kaldığımız aile ev gayet rahat, mutfağı da istediğimiz gibi kullanmamızı söyledi ev sahibimiz. Evde bizim dışımızdaki iki öğrenci daha var ama bence iyi oldu, tatlı insanlar ve iletişim kuruyoruz. Londra tam da İstanbul gibi, güzellikleri de görmeye başladık, dün Hyde Park’a gittik. Bana da dün basit gelmişti sınıfım ama erken düşünmüşüm biraz beklemek gerekiyor sanırım, bugün tam seviyem olduğunu anladım. Derslerde daha çok kelime ve konuşma oluyor, hava ilk geldiğimiz gün süperdi fakat şimdi yagışlı, bot getirdiğime pişman olmuştum ama önce şimdi ayağımdalar.
Kültürel ve sosyal açıdan da gayet iyi bir okulmuş burası, tam bize göreymiş; dün gece okuldan öğretmenler ve öğrenciler ile bir jazz bara gittik gayet güzeldi-tam bizim isteyeceğimiz gibiydi- hatta British Side'dakiler bizi anlamış diye yorum yaptık :)
Sevgiler
Katıldığı Program: Marketing and Business Skills
Living in Bournemouth
Before going Bournemouth, UK, I got nervous due to staying with a foreign family, the quality of education, people who live in there as students, etc. Luckily, it did not take long to see how everything was going easily. I stayed with a very nice, well educated family. They supported me when I need. Also, BBSI which is a business school that I studied has very ambitious and challenging teachers. They organized several social activities and gave us to practice more with teachers and other students. At the weekend, we visited museums, historical places and nice towns with our teachers. I had a chance to meet with people who were from Russia, Belgium, Spain, Brazil, Korea, etc. I also saw the cultural differences and dealt with them. We as foreign students were always complaining about the weather. Because it was changeable during the day; therefore, you could not choose the right clothes Environment was lush and as to be expected to make you happy. Contrary to expectations, English people were so friendly and very talkative. It was so strange to drive on the right Every time, I needed to check the road. One more thing is about UK are pubs. There are hundreds of pubs in the different location of the town. You could try English beer with fish and chips.
Katıldığı Program: Intensive English
Londra herkesin hayalini kurduğu ve bir gün mutlaka gelip görmek istediği bir şehir....
Londra çok aktif bir şehir.....Herkes herşey bulabilir burada.....24 saatinizi dolu dolu yaşayabilirsiniz..Ben de buraya gelmenin hayalini kurdum....Ve bu hayali gerçekleştirdim...
|
|